İÇİNDEKİLER
SORULAR KONULAR SAYFA
*** DİN NEDİR VE HANGİ DİNLER VARDIR ***
S-1: Din Kelimesinin Anlamı Nedir? Din’i Tarif Ediniz?………………………………
S-2: Dinin Amacı Nedir? Niçin Din Gönderilmiştir?…………………………………….
S-3: Niçin Dine İhtiyaç Vardır? Din Niçin Gereklidir?………………………………….
S-4: Dinler Kaç Kısma Ayrılırlar?………………………………………………………………
S-5: Hak Din Ne Demektir?……………………………………………………………………….
S-6: Muharref Din Ne Demektir?………………………………………………………………..
S-7: Bâtıl Din Ne Demektir?……………………………………………………………………..
S-8: Yahudilik Hakkında Kısaca Bilgi Verir misiniz?…………………………………..
S-9: Hristiyanlık Hakkında Kısaca Bilgi Verir misiniz?………………………………..
S-10: Tevrat Ve İncil’in Tahrif Edildiğini Nereden Biliyoruz?…………………..…
İSLÂM DİNİNİN ÖZELLİKLERİ
S-11: İslâm Dininin Özellikleri Nelerdir?…………………………………………………..
S-12: İslâm Dînini Evrensel Yapan Özellikleri Nelerdir?…………………………..…
S-13: İslâm Dîninin Kaynakları Nelerdir?…………………………………………………..
S-14: İslâm Dîninin Hükümleri (Getirdiği Esaslar) Nelerdir?……………………….
S-15: İslâm Dininde Aklın Yeri Ve Önemini Açıklar mısınız?…………………..….
S-16: İslâm Dininde İlmin Yeri Ve Önemini Açıklar mısınız?…………………..….
*** İMAN ESASLARI (AKÂİD) ***
S-17: Îmanın Şartlarını Söyler misiniz?……………………………………………………….
S-18: İcmâlî Îman Ve Tafsîlî Îman Ne Demektir?…………………………………………
S-19: Taklîdî Îman Ve Tahkîkî Îman Ne Demektir?………………………………………
S-20: İnsan Niçin Yaratılmıştır?………………………………………………………………….
S-21: İslâm’a Göre İnsan Nasıl Bir Varlıktır?……………………………………………….
S-22: Îman Artar Veya Eksilir mi?………………………………………………………………
S-23: Îmanla-Amel (İbâdetler) Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?…………………….
S-24: Îmanın Geçerli Olabilmesi İçin Gerekli olan Şartlar Nelerdir?……………….
S-25: Hak Olan İtikâdî Mezhebler Kaç Tanedir?…………………………………………..
S-26: Mezheb Ne Demektir?………………………………………………………………………
S-27: İnanç (İman) Yönünden İnsanlar Kaç Kısma Ayrılırlar?……………………….
S-28: Mü’min, Münâfık, Kâfir Ve Müşrik Ne Demektir?………………………………
1-) ALLAH’A ÎMAN
S-29: Bir Mü’minin Allah Hakkındaki Düşüncesi Nasıl Olmalıdır?………………..
S-30: Kâinat Ve Kâinatta Var Olan Şeyler Kendiliğinden
Veya Tesadüfen Var Olabilirler mi?……………………………………………………
S-31: Tabiat Kendi Kendine Var Olabilir mi?………………………………………………
S-32: Allah’a Teşekkür Borcumuz Nasıl Yerine Getiririz?…………………………….
S-33: Hz. Allah (c.c.)’ın Sıfatlarını Söyleyiniz?……………………………………………
S-34: Allah’a İnanmanın Faydaları Nelerdir?……………………………………………….
2-) MELEKLERE ÎMAN
S-35: Meleklerin Özellikleri Nelerdir?…………………………………………………………
S-36: Dört Büyük Meleğin İsimleri Ve Görevleri Nelerdir?…………………………..
S-37: Dört Büyük Melekten Başka Hangi Melekleri Biliyoruz?……………………..
S-38: Meleklerin Sayısını Bilebilir miyiz?……………………………………………………
S-39: Meleklere İnanmanın Faydaları Nelerdir?……………………………………………
S-40: Cin Ne Demektir? Cinler Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………
S-41: Şeytan Hakkında Bilgi Verir misiniz?…………………………………………………
3-) KİTAPLARA ÎMAN
S-42: Hz. Allah(c.c.) İnsanlara Niçin Kutsal Kitaplar Göndermiştir?……………..
S-43: Bu Kitaplarla İnsanlara Neler Bildirilmiştir?………………………………………
S-44: Dört Büyük Kitab Hangi Peygamberlere Gönderilmiştir?…………………….
S-45: Bu Kitaplardan Başka Gönderilen Sahifeler Var mıdır?……………………….
S-46: Kur’ân-ın Sayfaları Kimin Zamanında Biraraya Toplandı?…………………..
S-47: Kur’ân-ı Kerîm Kimin Zamanında Çoğaltıldı?…………………………………….
S-48: Kur’an-ı Kerîm’in Özellikleri Nelerdir?……………………………………………..
S-49: Tevrat Ve İncil Hakkında Nasıl Düşünmeliyiz?…………………………………..
S-50: Kur’ân-ı Kerîm’de Kaç Sûre Ve Kaç Âyet Vardır?………………………………
S-51: Âyet, Sûre Ve Cüz Kelimelerinin Anlamlarını Söyleyiniz?…………………..
S-52: Meâl Ve Tefsir Kelimelerinin Anlamlarını Söyleyiniz?………………………..
S-53: Hatim, Mukâbele Ve Hâfız Kelimelerini Açıklayınız?………………………….
4-) PEYGAMBERLERE ÎMAN
S-54: Peygamber Ne Demektir? Kime Peygamber Denir?…………………………….
S-55: Niçin Peygamberler Gönderilmiştir?………………………………………………….
S-56: İnsanlara Gönderilmiş Olan Peygamberlerin Sayısı Kaçtır?………………….
S-57: Kur’ân’da İsmi Geçen Peygamberler Hangileridir?……………………………..
S-58: Peygamberlerin Hepsinde Olan Vacip Sıfatları Söyleyiniz?………………….
S-59: Resûl Ve Nebî Kelimelerini Açıklayınız?…………………………………………..
S-60: Peygamberimizin Özellikleri Nelerdir?………………………………………………
S-61: Hazret, Aleyhi’s-Selâm, Sallallâhu Aleyhi Ve Sellem
Terimlerinin Anlamlarını Söyleyiniz?…………………………………………………
5-) ÂHİRETE ÎMAN
S-62: Âhiret Ne Demektir? Ne Zaman Başlayacaktır?…………………………………..
S-63: Niçin Âhiret Hayatı Vardır?………………………………………………………………
S-64: Âhiret Hayatı Hakkında Bilgi Verir misiniz?……………………………………….
S-65: Âhirete İnanmanın Faydaları Nelerdir?……………………………………………….
S-66: Kabir Ve Kıyâmet Kelimelerini Açıklayınız?………………………………………
S-67: Ba’s, Hesab, Mahşer Ve Mîzân Kelimelerini Açıklayınız?……………………
S-68: Havz, Sırat, Cennet Ve Cehennem Kelimelerini Açıklayınız?……………….
S-69: Âhirette Şefâat Var mıdır? Kimler Şefâat Edeceklerdir?……………………….
6-) KAZA VE KADERE ÎMAN
S-70: Kader Ve Kazâ Ne Demektir?……………………………………………………………
S-71: İnsanın Yaptığı İşlerden Sorumlu Olmasının Sebebi Nedir?………………….
S-72: Ecel Ve Sabır Kelimelerini Açıklayınız?…………………………………………….
S-73: Rızık Ve Tevekkül Kelimelerini Açıklayınız?……………………………………..
S-74: Âmentü Duasını Okuyunuz?……………………………………………………………..
*** İBÂDETLER ***
S-75: İbâdet Nedir? Niçin İbâdet Ediyoruz?…………………………………………………
S-76: Yapılış Şekillerine Göre İbâdetler Kaç Çeşittir?…………………………………..
S-77: Yapılış Niyet Ve Amacına Göre İbâdetler Kaç Çeşittir?……………………….
(Yapılış Niyetine Göre İbâdetin Dereceleri Nelerdir?)…………………………..
S-78: İbâdet Etmenin Faydaları Nelerdir?……………………………………………………
MÜKELLEF VE MÜKELLEFİN GÖREVLERİ
S-79: Mükellef Ne Demektir? Kimler Mükellef Olurlar?………………………………
S-80: Mükellefin Görevleri (Efâl-i Mükellefîn) Ne Demektir?………………………
S-81: Ef’âl-i Mükellefîn (Mükellefin Görevleri) Nelerdir?……………………………
S-82: Farz Ne Demektir?………………………………………………………………………….
S-83: Vâcip Ne Demektir?………………………………………………………………………..
S-84: Sünnet Ne Demektir?………………………………………………………………………
S-85: Müstehâb Ne Demektir?………………………………………………………………….
S-86: Mübâh Ne Demektir?………………………………………………………………………
S-87: Haram Ne Demektir?………………………………………………………………………
S-88: Mekrûh Ne Demektir?…………………………………………………………………….
S-89: Müfsid Ne Demektir?……………………………………………………………………..
TEMİZLİK
S-90: Temizlik Niçin Önemlidir?………………………………………………………………
S-91: Kaç Çeşit Temizlik Vardır? İstibrâ Nedir?…………………………………………
A-) ABDEST
S-92: Abdestin Fazîleti İle İlgili Bir Hadîs-i Şerîf Söyleyiniz?……………………….
S-93: Abdestin Farzları Nelerdir?……………………………………………………………….
S-94: Abdestin Farzlarını Açıklar mısınız?…………………………………………………..
S-95: Abdestin Sünnetlerini Ve Mekrûhlarını Söyler misiniz?……………………….
S-96: Abdesti Bozan Şeyleri Söyler misiniz?……………………………………………….
S-97: Abdesti Olmayan Neleri Yapamaz?……………………………………………………
S-98: Özürlü Olan Bir Kimse Abdestini Nasıl Alır?……………………………………..
S-99: Abdest Alırken Sargı Veya Bandaj Üzerine Mesh Yapılır Mı?………….
S-100: Mest Giymek Ve Meshetmek Hakkında Bilgi Veriniz?…………………
S-101: Meste Yapılan Meshi Bozan Şeyler Nelerdir?……………………….…………
B-) GUSÜL (BOY ABDESTİ)
S-102: Guslün Farzları Nelerdir?…………………………………………………………………
S-103: Guslü Gerektiren Hâller Nelerdir? ……………………………………………………
S-104: Usûlüne Uygun Olarak Gusül Boy Abdesti Nasıl Alınır?…………………….
S-105: Bir Kanaması Veya Özrü Olan Birisinin Gusül
Boy Abdesti Alması Gerekiyorsa Ne Yapması Gerekir?……………………..
S-106: Oruçlu Olan Kişi Gusül Alacaksa Neye Dikkat Etmelidir?…………………
S-107: Gusül Esnasında Namaz Abdesti Alınmazsa Ne Olur?……………………….
S-108: Gusül Alması Gereken Kişi Gusülden Önce
Vücudundaki Kılları ve Tırnakları Temizleyebilir mi?………………………..
S-109: Gusül Boy Abdesti Olmayan Neleri Yapamaz?………………………………….
S-110: Gusül Boy Abdestinin Sünnetleri Nelerdir?……………………………………….
S-111: Kadınlara Ait Özel Hâller Nelerdir?………………………………………………….
C-) TEYEMMÜM
S-112: Teyemmümün Farzları Nelerdir?………………………………………………………
S-113: Hangi Durumlarda Teyemmüm Almak Câizdir?…………………………………
S-114: Usûlüne Uygun Olarak Teyemmüm Nasıl Alınır?……………………………….
*** İSLÂMIN ŞARTLARI ***
S-115: İslâm’ın Şartları Nelerdir?………………………………………………………………..
S-116: İslâm’ın Sadece Bu Beş Şartı mı Vardır?…………………………………………..
1) KELİME-İ ŞEHÂDET GETİRMEK
S-117: Kelime-i Şehâdeti Ve Mânâsını Söyler misiniz?………………………………….
S-118: Kelime-i Şehâdetin Önemini Açıklar mısınız?…………………………………….
2) NAMAZ KILMAK
S-119: Namaz Kimlere Farzdır?…………………………………………………………………..
S-120: Namazın Önemini Anlatır mısınız?…………………………………………………….
S-121: Namazın Farzlarını Söyler misiniz?……………………………………………………
S-122: Namazdan Önceki (Dışındaki) Farzlar Kaç Tanedir?……………………………
S-123: Namazın İçindeki Farzlar Kaç Tanedir?……………………………………………..
S-124: Namazın Vâcipleri Nelerdir?…………………………………………………………….
S-125: Ta’dil-i Erkân Ne Demektir?…………………………………………………………….
S-126: Namazın Sünnetleri Nelerdir?…………………………………………………………..
S-127: Namazın Edebleri (Âdâbı) Nelerdir?…………………………………………………
S-128: Namazın Mekruhları Nelerdir?…………………………………………………………
S-129: Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?………………………………………………………..
S-130: Sehiv (Yanılma) Secdesini Yapmak Ne Zaman Vâcip Olur?………………..
S-131: Sehiv Secdesinin Yapılışı Nasıldır?…………………………………………………..
S-132: Sehiv Secdesi İle İlgili Bazı Örnekler Verir misiniz?…………………………..
S-133: Tilâvet Secdesi Nedir?……………………………………………………………………..
CÂMİ VE CEMAAT — CAMİ ÂDÂBI
S-134: Câmide Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?………………………….
S-135: İmam Ve Müezzin Ne Demektir?………………………………………………………
İlk İmam Ve İlk Müezzin Kimdir?……………………………………………………..
S-136: Mihrâb, Minber Ve Kürsü Ne Demektir?……………………………………………
S-137: Minâre, Şerefe Ve Alem Ne Demektir?………………………………………………
S-138: Şadırvan, Kubbe Ve Musalla Taşı Ne Demektir?…………………………………
S-139: Cemaatle Namaz Kılmanın Faziletini Söyler misiniz?………………………….
S-140: Cemaatle Kılınan Namazlarda En Faziletli Saf Hangisidir?………………….
Cemaatle Kılınan Namazlarda Safların Durumu Nasıl Olmalıdır?………….
S-141: Cemaatle Namaz Kılarken Kimler İmam Olabilir?………………………………
S-142: İmamlık Yapacak Olan Kişinin Bilmesi Gereken Şeyler Nelerdir?…………
NAMAZ REKÂTLARI
S-143: Müslümanlar Bir Günde Kaç Rekât Namaz Kılarlar?…………………………..
CUMA NAMAZI
S-144: Cuma Günü Ve Namazı Hakkında Bilgi Verir misiniz?……………………….
S-145: Cuma Namazı Kaç Rekâttir?…………………………………………………………….
S-146: Cuma Namazı Kimlere Farzdır?………………………………………………………..
S-147: Cuma Namazının Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?………………………….
BAYRAM NAMAZI
S-148: Kaç Tane Dînî Bayramımız var?……………………………………………………….
S-149: Bayram Namazının Kılınışı Nasıldır?………………………………………………..
S-150: Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz?………………………………………………….
S-151: Kazaya Kalan Namazlar Nasıl Kılınır?………………………………………………
S-152: Hasta Olan Birisi Namazını Nasıl Kılar?……………………………………………
(Oturarak Veya Îma İle Namaz Kılmak)……………………………………………..
S-153: Yolcu (Seferî) Olan Kişi Namazını Nasıl Kılar?………………………………….
CENAZE NAMAZI
S-154: Cenaze Namazının Kılınışı Hakkında Bilgi Verir misiniz?……………………
S-155: Cenaze Namazının Kılınabilmesi İçin Neler Gerekir?………………………….
S-156: Kimlerin Cenaze Namazı Kılınmaz?………………………………………………….
NAFİLE NAMAZLAR
S-157: Terâvih, Kuşluk, Evvâbin Ve Teheccüd Namazları
Hakkında Bilgi Verir misiniz?…………………………………………………………….
S-158: Yukardaki Nâfile Namazlardan Başka Nâfile Namazlar Var mıdır?………..
MÜEZZİNLİK EZAN VE KÂMET
S-159: Ezan Ve Kâmeti Okur musunuz?………………………………………………………..
S-160: Ezan Bittikten Sonra Hangi Duâ Okunur?……………………………………………
S-161: Müezzinliğin Nasıl Yapıldığını Anlatır mısınız?…………………………………..
S-162: Müezzinlik Yapanlar Nelere Dikkat Etmelidir?…………………………………….
S-163: Müezzinliğin Fazîletlerini Söyler misiniz?……………………………………………
3) ORUÇ TUTMAK
S-164: Oruç Ne Demektir? Ne Zaman Ve Niçin Tutulur?………………………………..
S-165: Orucun Faydaları Nelerdir?………………………………………………………………..
S-166: İmsâk, Sahûr Ve İftâr Ne Demektir?……………………………………………………
S-167: İftâr Duâsını Ve Anlamını Söyler misiniz?…………………………………………..
S-168: Oruç Tutmak Kimlere Farzdır? Ne Zaman Niyet Edilir?………………………..
S-169: Kimler Oruç Tutmayabilir?…………………………………………………………………
S-170: Fidye Ne Demektir?…………………………………………………………………………..
S-171: Bir Kimse Tutamadığı Oruçlar İçin Hemen Fidye Ödeyebilir mi?……………
S-172: Orucu Bozan Şeyler Nelerdir?……………………………………………………………..
Kaza Ve Keffâret gerektiren Durumlar Hangileridir?……………………………..
S-173: Orucun Keffâreti Ne Demektir?………………………………………………………….
S-174: Orucu Bozmayan Şeyler Nelerdir?………………………………………………………
S-175: İTİKÂF Nedir?…………………………………………………………………………………
4) ZEKÂT VERMEK
S-176: Zekât Ne Demektir?………………………………………………………………………….
S-177: Zekâtı Verilmeyen Bir Malın Veya Paranın Durumu Nedir?…………………..
S-178: Zekâtın Faydaları Nelerdir?………………………………………………………………..
S-179: Zekât Kime Farzdır?………………………………………………………………………….
S-180: Nisâb Miktarı Ne Demektir?……………………………………………………………….
S-181: Zarûrî İhtiyaçlar Nelerdir?…………………………………………………………………..
S-182: Zekât Kimlere Verilir?………………………………………………………………………..
S-183: Kimlere Zekât Verilmez?…………………………………………………………………….
S-184: Zekât Ne Zaman Verilir?…………………………………………………………………….
S-185: Zekât Nelerden Verilir? Zekâta Tâbi Olan Mallar Nelerdir?……………………
S-186: Bir Kişiye Zekât Ne Zaman Farz Olur?………………………………………………..
S-187: Ticaretle Uğraşanlar Zekâtlarını Nasıl Hesaplar?………………………………….
S-188: Borcu Olana Zekât Ödemek Gerekir mi?…………………………………………….
S-189: Ödünç Veya Emanet Olarak Borç Veren Kişiye,
Borç Olarak Verdiği Bu Paranın Zekâtı Gerekir mi?……………………………..
S-190: Meselâ 3000 Euro Alacağı Olan Birisi Parasını Geri Alıncaya Kadar
Bu Paranın Zekâtını Vermemiş Olsun. Verdiği Parayı Üç Yıl Sonra
Geri Almış Olsa Zekâtı Nasıl Hesaplayacak?………………………………………..
S-191: Zekatın Verilme Şekli Nasıl Olmalıdır?……………………………………………….
SADAKA-İ FITIR (FİTRE)
S-192: Fitre Ne Demektir? Ne Zaman Verilir? Kimlere Vâciptir?………………………
S-193: Fitre Vermek İçin Dînen Zengin Sayılma Ölçüsü Olan Nisâb Miktarı
Üzerinden Bir Sene Geçme Şartı Var mıdır?………………………………………….
S-194: Fitrenin Miktarı Ne Kadardır?……………………………………………………………..
S-195: Fitre Kimlere Verilir?…………………………………………………………………………
5) HACCA GİTMEK
S-196: Hac Nasıl Bir İbâdettir? Kime Farzdır?…………………………………………………
S-197: Hacca Gitmek Ne Zaman Farz Olur?……………………………………………………
S-198: Bir Müslüman Zengin Olup Sıhhatli Değilse Ne Yapar?…………………………
S-199: Haccın Farzları Nelerdir?…………………………………………………………………….
S-200: Haccın Vâciplerinden Bazılarını Söyler misiniz?……………………………………
S-201: Haccın Sünnetlerinden Bazılarını Söyler misiniz?………………………………….
S-202: Haccın Çeşitlerini Söyler misiniz?……………………………………………………….
S-203: Haccın Önemini Ve Faydalarını Söyler misiniz?……………………………………
S-204: Umre Ne Demektir?……………………………………………………………………………
S-205: Mikat Mahalli Ve İhrâm Ne Demektir?………………………………………………..
S-206: Telbiye Ne Demektir?………………………………………………………………………..
S-207: Tavâf, Şavt, Sa’y, Vakfe Kelimelerini Açıklar mısınız?………………………….
MÜBÂREK GÜNLER VE GECELER
S-208: Cuma Günü Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………………………….
S-209: Dînî Bayramlarımız Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………………
S-210: Aşûre Günü Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………………………….
S-211: Üç Aylar Ne Demektir?……………………………………………………………………..
S-212: Kaç Tane Kandil Gecesi Vardır?…………………………………………………………
S-213: Mevlîd Kandili Hakkında Bilgi Verir misiniz?……………………………………..
S-214: Regâib Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………………………
S-215: Mi’râc Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………………………
S-216: Berat Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………………………..
S-217: Kadir Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?………………………………………..
DUÂ VE ÖNEMİ
S-218: Duâ Ne Demektir? Duânın Faydaları Nelerdir?……………………………………
S-219: Yapılan Her Duâ Kabûl Edilir mi?……………………………………………………..
S-220: Makbûl Olan Duâlar Ve Duânın Kabûl Edildiği Vakitler
Hakkında Bilgi Verir misiniz?…………………………………………………………….
YEMİN VE KEFFÂRETİ
S-221: Yemin Ne Demektir? Yemin Eden Ne Yapmalıdır?………………………………
S-222: Yeminin Keffâreti Nedir?…………………………………………………………………..
ADAK
S-223: Adak Ne Demektir?…………………………………………………………………………..
S-224: Bir Şeyi Adayabilmek İçin Hangi Şartlar Aranır?………………………………….
S-225: Bir Adakta Bulunan Kişi Adağı Gerçekleşince Ne Yapar?……………………..
S-226: Adak Olarak Kesilen Kurbanın Etinden Kimler Yiyemez?…………………….
S-227: Yapılan Adağın Hükmü Nedir?…………………………………………………………..
S-228: Adakla İlgili Bazı Örnekler Verir misiniz?……………………………………………
S-229: Adağın Yerine Getirilmesiyle İlgili Farklı Bir Görüş Var mıdır?……………..
KURBAN VE DÎNİ HÜKMÜ
S-230: Kurban Ne Demektir?………………………………………………………………………….
S-231: Kurban Kesmenin Hükmü Nedir?………………………………………………………..
S-232: Kurban Kesmek Kimlere Vâciptir?………………………………………………………
S-233: Kurban Kesmenin Vakti Ne Zamandır?………………………………………………..
S-234: Hangi Hayvanlar Kurban Olarak Kesilebilir?………………………………………..
Hangi Hayvanlar Birden Fazla Kişi için Kesilebilir?………………………………
S-235: Kurbanı Kesmeyip Parasını Sadaka Olarak Verebilir miyiz?………………….
S-236: Kesilen Kurbanın Eti Ve Derisi Ne Yapılır?…………………………………………
S-237: Bir Hayvanın Kurban Olarak Kesilmesine Engel Olan
Özürler Nelerdir? Hangi Hayvanlar Kurban Olarak Kesilemez?……………….
*** NAMAZ SÛRELERİNİN SIRALAMASI ***
S-238: Duhâ Sûresinden Nâs Sûresine Kadar Olan Sûreleri Namazda
Okunulacak Sıraya, Tertibe Göre Söyler misiniz?…………………………………
S-239: Namaz Kılarken Sûreleri Kur’ân’daki Sıralarına Göre Okumanın
Hükmü Nedir?…………………………………………………………………………………..
S-240: Tertibe Uygun Olan Ve Olmayan Okuyuşa Örnek Verir misiniz?…………..
S-241: Yanlışlıkla Önce Nâs Sûresini Okuyan Ne Yapmalıdır?………………………..
S-242: Namazda Okunan Sûrelerin Uzunluk Ve Kısalıkları Açısından
Nasıl Bir Tertibe Dikkat Etmeliyiz?…………………………………………………….
*** OKUYALIM VE DÜŞÜNELİM
İnsanın Yaratılış Gâyesi – Niçin Yaratıldık?……………………………………………
*** 54 FARZ…………………………………………………………………………………….
DİN NEDİR VE HANGİ DİNLER VARDIR
S-1: Din Kelimesinin Anlamı Nedir? Din’i Tarif Ediniz?
C-1: DİN: Allah tarafından, peygamberler aracılığı ile insanların dünya ve ahirette mutlu olmaları için bildirilen ilâhî emir ve yasaklara din denir.
S-2: Dinin Amacı Nedir? Niçin Din Gönderilmiştir?
C-2: DİNİN AMACI: İnsanların hem bu dünyada hem de âhirette mutlu olmalarını sağlamaktır. Bunun için din gönderilmiştir.
S-3: Niçin Dine İhtiyaç Vardır? Din Niçin Gereklidir?
C-3: a) Din insanın yaratılışıyla beraber vardır.
b) İnsan beden ve ruhtan oluşur. Bedenin ihtiyaçları olduğu gibi
ruhun da ihtiyaçları vardır. Ruhun en büyük ihtiyacı ise dindir.
c) Her insan nereden geldiğini, ne olacağını, kendisini ve var olan
her şeyi kimin yarattığını, ölümü ve ölüm sonrası ne olacağını
merak eder, düşünür. Bu soruların cevabını ise ancak din verir.
d) Allah’a nasıl kulluk edileceğini, ibâdetlerin nasıl yapılacağını,
Allah’ın emir ve yasaklarının ne olduğunu ancak din öğretir.
e) Dinin emir ve yasakları; huzur, kardeşlik, dayanışma, adalet, ahlâk
gibi toplum düzenini sağlayan kuralları ortaya koyar.
S-4: Dinler Kaç Kısma Ayrılırlar?
C-4: Dinler üç kısma ayrılırlar: Hak Din, Muharref Din, Bâtıl Din.
S-5: Hak Din Ne Demektir?
C-5: Hak Din: Allah tarafından peygamber aracılığı ile indirilen ve günümüze kadar aslını koruyarak, bir değişikliğe uğramadan gelen din demektir. Bu özeliğe sahip olan tek din İslâm’dır. Aslını muhafaza ederek bugüne kadar gelebilmiştir ve kıyamete kadar bu özelliğini koruyacaktır.
S-6: Muharref Din Ne Demektir?
C-6: Muharref Din: Tahrif edilmiş, bozulmuş din demektir. Allah tarafından peygamber aracılığı ile indirilen fakat o dine mensup insanlar tarafından içerisine bazı ilâve veya çıkartmalar yapılan din demektir. Aslını değiştiren, bozulan dine; Muharref din denir. Yahudilik ve Hristiyanlık tahrif edilmiş Muharref dinlerdir.
S-7: Bâtıl Din Ne Demektir?
C-7: Bâtıl Din: İsanların kendi düşünceleriyle ortaya koydukları inanç şekilleridir. Bunlara din demek doğru değildir. Çünkü ilâhî yönleri, yani Allah tarafından gönderilmeleri söz konusu değildir.
İslâmiyet, Yahudilik ve Hristiyanlık dışında din olarak ortaya konan düşüce, inanç ve anlayışların hepsi Bâtıl Din grubuna girmektedir.
YAHUDİLİK VE HRİSTİYANLIK
S-8: Yahudilik Hakkında Kısaca Bilgi Verir misiniz?
C-8: Yahudilerin kitabı Tevrat’tır ve Hz. Musa’ya indirilmiştir. O’nun vefatından sonra yahudi din adamları (Hahamlar) işlerine geleni bırakmış, gelmeyeni çıkarmış ve her istediklerinde kendilerine göre yorumlar yapmışlar ve kendi düşüncelerini Tevrat diyerek veya Allah’ın emirleri diyerek insanlara anlatmışlar ve böylece Yahudiler gerçek dinlerinden uzaklaşıp hahamların sözlerine tabi olmuşlardır.
S-9: Hristiyanlık Hakkında Kısaca Bilgi Verir misiniz?
C-9: Hristiyanların kitabı İncil’dir ve Hz.İsa’ya inmiştir. O’nun göğe kaldırılmasından sonra havâriler kendi yorumlarını İncil diye söylemişlerdir. Daha sonraları kilise ve papazlar İncil’i kafalarına göre yazmışlar, işlerine gelmeyeni çıkartmışlar ve Allah’ın sözü diye insanlığa sunmuşlardır. İncil bir kitap olarak indi ama İznik Konsilinde 200’den fazla değişik incil ortaya çıktı. Bu bile başka söze hacet bırakmıyor.
S-10: Tevrat Ve İncil’in Tahrif Edildiğini Nereden Biliyoruz?
C-10: Tevrat ve İncil’de bir peygamberin yapması mümkün olmayan hadiselerin olması, yer yer birbiriyle çelişen ifadeler olması onların tahrif edildiğinin delilidir. En önemli delil ve inancımız da, onların tahrif edildiğini Rabbimiz Kur’an’da bize bildirmiştir. En doğru söz söyleyen O’dur.
“Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır” (Âl-i İmrân(3) 85)
İSLÂM DİNİNİN ÖZELLİKLERİ
S-11: İslâm Dininin Özellikleri Nelerdir?
C-11: Dinimiz İslâm’ın özelliklerini şöyle söyleyebiliriz:
- İslâm dini en son dindir. Ondan sonra başka bir din gelmeyecektir.
- İslâm dini bütün insanlığa gönderilmiş evrensel bir dindir.
- İslâm dininin hükümleri insanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekildedir.
- Allah katında geçerli olan din, İslâm dinidir.
- Aslı bozulmadan bugüne kadar gelebilmiş tek din, İslâm dinidir.
- İslâm dini kendinden önce gelen kitap ve peygamberleri tasdik eder.
- İslâm dini kendinden önce gelen dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır.
İSLÂM DİNİNİ EVRENSEL YAPAN ÖZELLİKLER
S-12: İslâm Dînini Evrensel Yapan Özellikleri Nelerdir?
C-12: Aşağıdaki özellikler İslâm’ın bütün insanlara geldiğini gösterir:
- İslâm, bütün insanlığa gönderilmiştir. Tek bir milletin dini değildir.
- İslâm, kıyâmete kadar geçerli olan bir dindir.
- İslâm, hem dünya hem de ahiret dinidir.
- İslâm, kolaylık dinidir.
- İslâm’da aşırılık yoktur, her şeyin hayırlısı orta yollu olanıdır.
- İslâm ilim ve akıl dinidir.
- İslâm sevgi ve barış dinidir.
İSLÂM DÎNÎNİN KAYNAKLARI VE HÜKÜMLERİ
S-13: İslâm Dîninin Kaynakları Nelerdir?
C-13: İslâm Dîninin kaynakları yani delilleri dörttür: Edille-i Erbea:
1- Kitab: Kur’ân-ı Kerîm
2- Sünnet: Peygamberimizin hadisleri ve hayatı.
3- İcma: Aynı devirde yaşayan âlimlerin bir meselenin hükmü hakkında aynı görüşte olmaları.
4- Kıyas: Hakkında âyet veya hadis olan bir meselenin hükmünün aralarındaki sebep benzerliğinden dolayı, hakkında âyet veya hadis olmayan meseleye uygulanmasıdır. Müçtehidin içtihadda bulunmasıdır.
S-14: İslâm Dîninin Hükümleri (Getirdiği Esaslar) Nelerdir?
C-14: İslâm Dîninin hükümlerini üç başlık altında söyleyebiliriz:
1- İtikâdî Hükümler: İman esasları
2- Amelî Hükümler: a) İbâdetler, b) Muâmelat
Muâmelât: Günlük hayatımız ve hukûki ilişkilerimizle ilgili hükümler
3- Ahlâkî Hükümler.
İSLÂM’DA AKLIN VE İLMİN ÖNEMİ
S-15: İslâm Dininde Aklın Yeri Ve Önemini Açıklar mısınız?
C-15: Allah’ın insana verdiği en büyük nimet akıldır. Akılla iyi kötü birbirinden ayrılır. Akıl, insanları diğer canlılardan ayırır. İslâm dininde sorumlu olmak için akıllı olma şartı aranmaktadır. Aklı olanlar, iman etmek, ibâdet etmek ve imtihana tabi tutulmak sorumluluğunu taşırlar. Akıllı olmayanların herhangi bir sorumluluğu yoktur. İslam dini insanın aklını kullanmasını, düşünmesini ve bu şekilde insanlığa faydalı olmasını, insana tavsiye etmektedir.
S-16: İslâm Dininde İlmin Yeri Ve Önemini Açıklar mısınız?
C-16: Dinimiz akla değer verdiği gibi, ilme ve ve okumaya da büyük önem vermiştir. Kur’an’ın ilk âyeti okumayı emretmektedir. Okumak, öğrenmek, bilgi sahibi olmak teşvik edilmiş; ‘Bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağı’ ifade edilerek ilmin önemine ve gerekliliğine işaret edilmiştir. Bilmediğimiz konuları araştırıp ehline sormak dinimizin bir emridir. İlim öğrenmek, okumak sadece erkeklere değil, kadınlara da gerekli olan bir husus olup dinimiz erkek gibi kadınların da ilim öğrenmesini tavsiye ve teşvik etmiştir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: “ İlim öğrenmek, erkek ve kadın her müslümana farzdır.”
*** İMAN ESASLARI (AKÂİD) ***
ÎMANIN ŞARTLARI:
S-17: Îmanın Şartlarını Söyler misiniz?
C-17: İmanın şartları altıdır:
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak.
2) Allah’ın meleklerine inanmak.
3) Allah’ın kitaplarına inanmak.
4) Allah’ın peygamberlerine inanmak.
5) Ahiret gününe ve öldükte sonra dirilmeye inanmak.
6) Kaza ve kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmak.
Bu îman esaslarının hepsine birden inanırız. Îman esaslarından birine inanmamak veya dinin hükümlerinden birini kabul etmemek veya onunla alay etmek kişiyi dinden çıkarır, İslâm’dan uzaklaştırır.
ÎMANLA İLGİLİ BAZI MESELELER
S-18: İcmâlî Îman Ve Tafsîlî Îman Ne Demektir?
C-18: İcmâlî Îman: İman esaslarının hepsine birden inanmaya ‘İcmâlî İman’ denir.
Tafsîlî Îman: İman esaslarına ayrı ayrı inanmaya ‘Tafsîlî İman’ denir.
S-19: Taklîdî Îman Ve Tahkîkî Îman Ne Demektir?
C-19: Taklîdî Îman: Başkalarından görerek ve duyarak inanmaya ‘Taklîdî İman’ denir.
Tahkîkî Îman: Araştırarak, düşünerek, aklını yorarak inanmaya ‘Tahkîkî İman’ denir.
S-20: İnsan Niçin Yaratılmıştır?:
C-20: İnsan; Allah’a kulluk etmek, imtihan olmak ve kendisi için yaratılan nimetlerden istifâde etmek için yaratılmıştır.
S-21: İslâm’a Göre İnsan Nasıl Bir Varlıktır?
C-21: İslâm’a göre insan topraktan yaratılmıştır. Vazifesi kulluktur ve imtihan için yaratılmıştır. Akıllı olanlar sorumluluk taşır. Her doğan canlı günahsız olarak dünyaya gelir. Ayrıca herkes işlediği suçun cezasını kendisi çekecektir ve herhangi birinin işlediği suçtan dolayı başkalarına ceza verilemez, suçlar şahsîdir. İnsanlar arasında üstünlükten bahsedilemez, üstün olan kulluğu en iyi yapandır. İnsan hata edebilir, hatadan dönmek isteyene kapı açıktır. Allah’ın kulları üzerine rahmeti sonsuzdur. Mü’minler Allah’ın rahmetinden ümitlerini kesmezler ama en çok ta O’ndan korkarlar.
S-22: Îman Artar Veya Eksilir mi?:
C-22: İman edilecek esaslar yönünden iman ne artar ne de eksilir. Kişinin imanı sadece kuvvet yönünden artar, zayıflık yönünden azalır. İman esaslarından birini inkâr veya gereksiz görüp hafife almak imanı azaltmaz, kişiyi dinden çıkarır.
S-23: Îmanla-Amel (İbâdetler) Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?:
C-23: İnandığı halde tembellik veya gafletten dolayı ibadetlerini yapmayan fakat ibadet yapmak gerektiğine inanan kişi “günahkâr mü’min”dir. İbadetler, imanı olgunlaştırıp güçlendirir ve âhirette mükâfat kazandırır. İbadetler imanımızı koruyan birer kalkan gibidir. Açıkta yanan bir mumun hafif bir rüzgârın tesiriyle sönebildiği gibi; imanı olup ibadeti olmayan birisinin de gün gelir imanı gidebilir. Onun için ibadetlere önem vermeliyiz.
İnandığını söyleyen fakat ibadetin, amellerin gereksiz olduğunu söyleyenin veya ibadetleri çok bulup azaltılması gerektiğini söyleyenin, amelleri ve ibadetleri hafife ve alaya alanın imanı tehlikededir.
S-24: Îmanın Geçerli Olabilmesi İçin Gerekli olan Şartlar Nelerdir?
C-24: 1- Îman ye’s halinde (ölüm anında) olmamalıdır.
2- Dînî hükümleri inkâr edici, alaya alıcı söz ve davranışlarda
bulunulmamalıdır.
3- Dînî hükümlerin hepsinin güzel olduğu kabul edilmelidir.
4- Mü’min korku ile ümit arasında olmalıdır. Ben kesin olarak
cennete giderim veya kesin olarak cehenneme giderim demek yanlıştır. Doğrusu, cennete girme ümidi taşıyorum ama cehenneme de girebilirim şeklinde bir inanca sahip olmaktır.
Şöyle bir örnek vardır: Denilse ki, 100 kişiden biri cennete diğerleri cehenneme girecek; mü’min, bu bir kişinin kendisi olabileceğini ümit etmelidir. Yine denilse ki, 100 kişiden biri cehenneme diğerleri cennete girecek; mü’min bu bir kişinin kendisi olabileceği korkusunu taşımalıdır.
S-25: Hak Olan İtikâdî Mezhebler Kaç Tanedir?
C-25: Ehl-i Sünnet üzere olan iki tane İtikâdî Mezheb vardır:
1- Mâturidî Mezhebi
2- Eşarî Mezhebi
S-26: Mezheb Ne Demektir?
C-26: Takip edilen, gidilen yol demektir. Müçtehid âlimlerin dini konularla ilgili olarak, Kur’ân ve sünnet çerçevesinde ortaya koydukları anlayış ve izahlara mezheb denir. Herkes aynı seviyede ilim sahibi olmadığı, herkes Kur’ân ve hadisleri ve bunlardaki hükümleri tam olarak anlayamadığı için, bir alimin Kur’ân ve Sünnet ışığında ortaya koyduğu görüşleri insanlar tarafından kabul edilip uygulanmaya başlamış ve böylece mezhebler oluşmuştur. Kur’ân ve Sünnete uygun olan mezheblere Hak Mezheb, bunların dışındakilere ise Batıl veya Bid’at mezhebleri denir.
İman esasları ile ilgili olan mezheblere “İtikâdî Mezhebler”, ibadetlerle ilgili olan mezheblere de “Amelî Mezhebler” denir.
S-27: İnanç (İman) Yönünden İnsanlar Kaç Kısma Ayrılırlar?
C-27: İnsanlar îman yönünden şu kısımlara ayrılırlar: Mümin, münâfık, kâfir, müşrik.
S-28: Mü’min, Münâfık, Kâfir Ve Müşrik Ne Demektir?
C-28: MÜMİN: Îman esaslarına ve peygamberimizin Allah’tan getirdiği bütün emir ve yasaklara olduğu gibi inanıp, bu inancını diliyle söyleyip, kalbiyle de tasdik eden kişidir.
MÜNÂFIK: Îman esaslarına, peygamberimize ve onun Allah’tan getirdiği emir ve yasaklara kalben inanmadığı halde diliyle inandığını söyleyen, iki yüzlü kişidir.
KÂFİR: Îman esaslarını, peygamberimizi ve onun bildirdiği emir ve yasakları kalbiyle ve diliyle kabul etmeyip inkâr eden kişidir.
MÜŞRİK: Allah’a ortak koşan kişi demektir. Herhangi bir kimseyi veya nesneyi Allah’ın isim ve sıfatlarında, güç ve kudretinde görmek. Vesile olan şeyleri, sebepleri görüp yücelterek yaratanı, nimet ihsan edeni unutmak. Kendisine ihsan olunan şeyin Allah’ın dışında başka bir varlıktan olduğunu düşünmek veya söylemek gibi hususlar imanı tehlikeye sokan hususlardır.
1-) ALLAH’A ÎMAN
S-29: Bir Mü’minin Allah Hakkındaki Düşüncesi Nasıl Olmalıdır?
C-29: Allah (c.c.) vardır, birdir, eşi ve benzeri yoktur. Bu kâinatı ve bu yer ve gökler ile onlarda var olan her şeyi yaratan, idâre eden, görüp gözeten, herkesi hesaba çekecek olan ve her canlıyı kendisine kulluk etsin diye yaratan, büyüten ve yaşatan Hz. Allah’tır.
S-30: Kâinat Ve Kâinatta Var Olan Şeyler Kendiliğinden Veya Tesadüfen Var Olabilirler mi?
C-30: Çevremize baktığımızda hiçbir şeyin kendiliğinden veya tesadüfen olmadığını, her şeyin bir yapıcısının olduğunu görürüz. Bir ekmeğin, bir arabanın, bir masanın tesadüfen veya kendi kendine var olduğunu, meydana geldiğini söyleyebilir miyiz? Bunları yapan, icad eden biri vardır, bunlar kendiliğinden veya tesadüfen olamaz deriz, değil mi? İşte insanı, kâinatı ve kâinat içinde var olan her şeyi yaratan Yüce Allah’tır.
S-31: Tabiat Kendi Kendine Var Olabilir mi?
C-31: Teknolojinin ilerlemesi, gerekli tedbirlerin alınmaması tabiatın dengesini bozmaktadır. Tabiat kendi kendini meydana getirmiş olsaydı, tabiatın kendinden kaynaklanan bir gücü olsaydı, kendisine zarar verilen olaylara müsaade etmezdi ve kendisini koruyarak ona zarar verenleri cezalandırırdı. Tabiatı, tabiatta olanları ve tabiat olaylarını yaratan, her şeyin yaratıcısı ve idare edicisi olan Yüce Allah’ımızdır. Tabiat ta Allah’ın koyduğu kanunlara göre hareket ediyor. Fakat insanların yaptığı yanlışlar sonucunda yavaş yavaş dengesini kaybediyor ve her canlı gibi tabiat ta kendi ölümüne doğru ilerliyor. Her şey fânidir, yok olacaktır. Bâkî ve ebedî olan ölümsüz olan sadece ve sadece Hz. Allah’tır.
S-32: Allah’a Bir Teşekkür Borcumuz Yok mu? Bunu Nasıl Yerine Getiririz?
C-32: Bize küçücük iyilik yapan birini sever, sayar ve teşekkür ederiz. Biz de elimizden gelen iyiliği ona yaparız. Peki; bizi yaratan, sağlık, sıhhat veren her türlü nimeti bize ihsân eden; yeri, göğü ve tabiatı bizim hizmetimize veren Rabbimize karşı bir teşekkür borcumuz yok mu? Evet var. Ve biz ona karşı teşekkürümüzü; O’nu severek, O’na inanarak, O’nun emirlerine uyarak ve O’na kulluk ederek yerine getirmeliyiz.
S-33: Hz. Allah (c.c.)’ın Sıfatlarını Söyleyiniz?
C-33: Hz. Allah’ın Zâtî ve Subûtî sıfatları vardır.
Zâtî sıfatlar: a) Vücûd (var olması), b) Kıdem (Varlığının başlangıcı yoktur), c) Bekâ (Varlığının sonu yoktur), d) Vahdâniyet (Bir olması), e) Muhâlefetün lil havâdis (Yaratılmışların hiç birine benzememesi), f) Kıyam bi nefsihi (var olmak için hiç bir şeye muhtaç olmaması). Bu sıfatlar başka hiç bir varlıkta yoktur.
Subûti sıfatlar: a) Hayat (canlı olması), b) İlim (her şeyi bilmesi), c) Semi’ (her şeyi işitmesi), d) Basar (her şeyi görmesi), e) İrâde (her şeyi dilemesi), f) Kudret (her şeye gücü yetmesi), g) Kelâm (konuşmak yani kitap indirmesi), h) Tekvin (her şeyi yaratması, Allah’tan başka yaratıcı yoktur). Tekvin sıfatı dışındaki sıfatlar insanlarda da vardır. Fakat bu sıfatlar ismen bir benzerlik taşır. Mana ve özellik benzerliği yoktur. İnsanın sahip olduğu özellikler sınırlıdır. Allah’ımızın sıfatları sonsuz ve en mükemmel bir şekildedir.
S-34: Allah’a İnanmanın Faydaları Nelerdir?
C-34:
1- Allah’a inanan kişi, iyi işler yapar, doğruluk üzere olur.
2- Allah’ın her şeyi bildiğine, gördüğüne, işittiğine ve herkesi hesaba çekeceğine inanan kişi, hesap vereceğini düşünerek kötülüklerden uzaklaşır.
3- Allah’a inanan kişi, mala, paraya, rütbe ve makama taparcasına bağlanmaz; bunları gaye değil vasıta ve emanet olarak görür.
4- Allah’a inanan kişi, her şeyin Allah’tan geldiğini bildiği için iyi ve güzel şeylerle karşılaşınca şükreder, olumsuzluklar karşısında sabırlı olur. Her haliyle Allah’ın sevgisini ve rızâsını kazanmaya çalışır.
5- Allah’a inanan kişi, yaradılışına uygun hareket edip Allah’a inanma duygusuna sahip olduğu için kalp ve gönül huzuruna erer. Böyle olduğu için problemlerine çareler bulur ve ümitsizliğe düşmez.
6- Allah’a inanan kişi, kalbini, ruhunu ve aklını dünya ve ahirette faydalı olacak bilgilerle donatıp, cehalet ve bilgisizlikten uzak durur.
7- Allah’a inanan kişi, her şeyi yaradanın Allah olduğunu bildiği için “yaradılmışı hoş gör Yaradandan ötürü” anlayışıyla engin bir kardeşlik anlayışına ve hoşgörüye sahip olur.
2-) MELEKLERE ÎMAN:
S-35: Meleklerin Özellikleri Nelerdir?
C-35: Melekler gözle görünmeyen varlıklardır. Meleklerin var olduklarını Kur’ân ve hadislerden biliyoruz. Meleklere inanmayan kişi müslüman olamaz. Melekler nurdan yaratılmış olan nûrânî varlıklardır. Yeme-içmeleri yoktur, yorulmazlar, uyumazlar, erkeklik ve dişilikleri yoktur, çok süratlidirler, Allah’a itaat ederler, kesinlikle isyan etmez ve günaha girmezler. Meleklerin hepsinin ayrı ayrı görevleri vardır.
S-36: Dört Büyük Meleğin İsimleri Ve Görevleri Nelerdir?
C-36: a) Cebrâil (a.s.): Vahiy meleği,
b) Azrâil (a.s.): Ölüm meleği,
c) Mikâil (a.s.): Tabiat olaylarıyla görevli,
d) İsrâfil (a.s.): Sûr’u üflemekle görevli olan melektir.
S-37: Dört Büyük Melekten Başka Hangi Melekleri Biliyoruz?
C-37:
Kirâmen Kâtibîn Melekleri: Sağ ve solumuzda bulunup
amellerimizi yazan meleklerdir.
Hafaza Melekleri: Bizleri koruyan meleklerdir.
Münker ve Nekir Melekleri: Kabirde ölüleri sorguya çeken
Meleklerdir.
Rıdvan: Cennet meleklerinin başkanıdır.
Mâlik: Cehennem meleklerinin başkanıdır.
Hamele-i Arş: Allah’ın Arş’ını taşıyan meleklerdir
S-38: Meleklerin Sayısını Bilebilir miyiz?
C-38: Meleklerin sayısını sadece Rabbimiz bilir. Sadece cehennem meleklerinin sayısının 19 olduğunu Kur’ân-ı Kerim’de Müddessir Sûresinin 30. ayetinden öğreniyoruz.
S-39: Meleklere İnanmanın Faydaları Nelerdir?
C-39:
1- Meleklerin varlığına inanan ve kendi yaptıklarının melekler tarafından yazıldığını, kamerayla tesbit edildiğini bilen birisi nerede olursa olsun kötülük yapmaz, hep iyi olan şeyleri yapmaya çalışır.
2- Melekler bize iyi ve güzel olan şeyleri telkin eder. Meleklere inanan kişi içinden gelen bu sese kulak verir ve iyiliğe yönelir.
3- Melekler bize duâ eder, bizi korur ve Allah’ın izniyle yardım eder. Bunun için meleklere inanan kişi zor zamanlarında ümidini kaybetmez.
4- Melekler günah işlemez ve sürekli olarak Allah’a itaat ederler. Meleklere inana kişi onlara benzemeye ve Melekleşerek Allah katındaki derecesini yükseltmete çalışır.
S-40: Cin Ne Demektir? Cinler Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-40: Cinler dumansız ateşten yaratılmışlardır. Hayatları bizden farklıdır. Biz onları göremeyiz, onlar bizi görür. Cinler de insanlar gibi yer, içer, evlenir, çoğalır ve ölürler. Onlar da Allah’a ibadetle sorumludurlar. Müslümanları olduğu gibi kâfir olanları da vardır. Müslümanları insanlara zarar vermez. Kâfir olanları insanlara zarar verebilir.
Kur’ân’da Cinlerden bahseden bir sûre vardır ve ismi “Cin Sûresi”dir. Cinlerin varlığına inanmamak kişiyi dinden çıkarır. Cinlerle uğraşarak gelecekten haber vermek, sihir ve büyü gibi haram olan işleşlerle uğraşmak; kişiyi dünya ve ahirette helâke, hüsrâna, dönüşü olmayan pişmanlık ve azaba sevkeder.
S-41: Şeytan Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-41: Şeytan da bir cindir. Önceleri Allah’a itaat ederken Allah’ın Hz. Âdem’e secde emrine karşı geldi ve lanetlendi. Kâfir olan cinler şeytanın askerleridir. Her insanın bir şeytanı vardır. İnsanlara düşmandırlar, insanların kötülüğünü isterler. İnsanlara zarar vermek isterler. İnanan ve ibadet üzere olanlara zarar veremezler. Şeytan ve cinlerden korunmak için: Ayete’l-Kürsi, Fatiha, İhlâs, Felak ve Nâs sûreleri okunmalıdır.
3-) KİTAPLARA ÎMAN:
S-42: Hz. Allah(c.c.) İnsanlara Niçin Kutsal Kitaplar Göndermiştir?
C-42: Hz. Allah (c.c.) insanları uyarmak, nasıl hareket edeceklerini göstermek için içinde emir ve yasakları bulunan kutsal kitaplar göndermiştir.
S-43: Bu Kitaplarla İnsanlara Neler Bildirilmiştir?
C-43: İnandığımız Allah’a nasıl kulluk edeceğimiz, Allah’ın bizden yapmamızı ve terketmemizi istediği şeyler, iki dünya mutluluğuna ulaşabilmenin yolu ve ahiret hayatı ile ilgili bilgiler kutsal kitaplarla insanlara bildirilmiştir. Hz. Allah, insanlardan bu göndermiş olduğu kitaplara uymalarını istemiştir.
S-44: Dört Büyük Kitab Hangi Peygamberlere Gönderilmiştir?
C-44: Dört büyük kitap şu peygamberlere indirilmiştir:
Tevrat: Hz. Musa’ya,
Zebur: Hz. Davud’a,
İncil: Hz. İsa’ya
Kur’ân-ı Kerîm: Hz. Muhammed’e indirilmiştir.
S-45: Bu Kitaplardan Başka Gönderilen Sahifeler Var mıdır?
C-45: Bu dört kitaptan başka, gönderilmiş olan sahifeler (Suhûf) vardır. Bunların, sayısı 100’dür. Dağılımı ise şöyledir:
10 sahife Hz. Âdem’e,
30 sahife Hz. İdris’e,
50 sahife Hz. Şit’e,
10 sahife Hz. İbrahim’e verilmiştir.
S-46: Kur’ân-ın Sayfaları Kimin Zamanında Biraraya Toplandı?
C-46: Kur’an sayfaları, Hz. Ebûbekir zamanında bir araya getirilip toplandı ve bir araya toplanan bu sayfalara ‘Mushaf’ denildi. Hz. Ebûbekir’e ‘Câmiu’l-Kur’an’ yani Kur’an’ı bir araya toplayan ünvanı verildi.
S-47: Kur’ân-ı Kerîm Kimin Zamanında Çoğaltıldı?
C-47: Bir araya getirilen bu Mushaf yani Kur’ân-ı Kerîm, ihtiyaç üzerine Hz.Osman zamanında çoğaltıldı ve ona da ‘Nâşiru’l-Kur’an’ yani Kur’an’ı neşreden ünvanı verildi.
S-48: Kur’an-ı Kerîm’in Özellikleri Nelerdir?
C-48:
* Kur’an-ı Kerim en son gelen kitaptır. Başka kitap gelmeyecektir.
* Allah katında geçerli olan kitaptır.
* Allah’ın koruması altındadır.
* Kıyâmete kadar Kur’an’ın hükümleri geçerli olacaktır.
* Aslı bozulmadan bugüne kadar gelmiş ve kıyâmete kadar
korunacaktır.
* Önceki kitapları tasdik eder fakat onların hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır.
S-49: Tevrat Ve İncil Hakkında Nasıl Düşünmeliyiz?
C-49: Tevrat ve İncil’i bugünkü haliyle ne kabul eder ne de inkar ederiz. Bugün aslı mevcut değil ama belki içinde Allah’tan gelen gerçek bazı ayetler olabilir.
Onlarda olup Kur’an’da bize bildirilen ve hükmü kaldırılmayan hususlar bizim için de geçerlidir. Onlarda olduğu için değil, Kur’ân’da bize bildirildiği, emredildiği veya yasaklanmadığı için.
Onlarda olup bize Kur’ân ve hadiste bildirilenin aksine ise o hususları kabul etmeyiz.
Kur’ân ve hadislerde bildirilmeyen bir şey o kitaplardan bize söylenirse bu konuda susar bir şey söylemeyiz. Çünkü tahrif edildikleri için gerçekten Allah katından gelen asıl nüshasında olup olmadığını bilemiyoruz.
S-50: Kur’ân-ı Kerîm’de Kaç Sûre Ve Kaç Âyet Vardır?
C-50: Kur’ân-ı Kerîm’de 114 Sûre ve 6666 Âyet vardır. Fakat bu rakam, âyetler konularına göre tasnif edilince ortaya çıkan rakamdır. Çünkü bazı âyetler birden fazla konudan bahsetmektedirler. Sûrelerdeki âyetleri, ihtivâ ettiği konulara göre değil de her birini bir âyet olarak yazıp topladığımız zaman Kur’ân-ı Kerim’de 6236 Âyet olduğunu görürüz.
S-51: Âyet, Sûre Ve Cüz Kelimelerinin Anlamlarını Söyleyiniz?
C-51: Âyet: Sûreleri meydana getiren ve ara duraklarla ayrılan Kur’an
cümlelerine denir.
Sûre: Âyetlerden meydana gelen Kur’ân bölümlerine denir.
Cüz: Kur’an-ı Kerîm’in her yirmi sayfasına verilen isimdir.
S-52: Meâl Ve Tefsir Kelimelerinin Anlamlarını Söyleyiniz?
C-52: Meâl: Kur’an-ı Kerîm’in Türkçe anlamına verilen isimdir.
Tefsir: Kur’an âyetlerinin geniş ve açıklamalı olarak îzah edilmesine
denir.
S-53: Hatim, Mukâbele Ve Hâfız Kelimelerini Açıklayınız?
C-53: Hatim: Kur’an-ı Kerîm’i baştan sona okumaya denir.
Mukâbele: Kur’an-ı Kerîm’i iki veya daha fazla kişinin karşılıklı
olarak okumasına denir.
Hafız: Kur’an-ı Kerîm’i baştan sona, tamamını ezberleyene denir.
4-) PEYGAMBERLERE ÎMAN:
S-54: Peygamber Ne Demektir? Kime Peygamber Denir?
C-54: Peygamber Allah’ın elçisi demektir. Zaman zaman şaşırmış, hak yoldan uzaklaşmış olan insanları ve kavimleri îkaz etmek, onlara doğru olanı öğretmek, Allah’ın emirlerini, O’na nasıl ibâdet edeceklerini insanlara anlatmak için Allah (c.c.)’ın, insanların arasından seçip görevlendirdiği yüce şahsiyetlere peygamber denir. Çalışmakla veya istemekle peygamber olunmaz. Ancak Allah’ın istemesi ve görevlendirmesi ile peygamber olunur. Nebî ve Resûl kelimeleri peygamberler için kullanılmaktadır.
S-55: Niçin Peygamberler Gönderilmiştir?
C-55: İnandığımız Allah’a nasıl kulluk edeceğimizi öğretmek, Allah’ın bizden yapmamızı ve terketmemizi istediği şeyleri öğretmek ve iki dünya mutluluğuna ulaşabileceğimiz yolu bize göstermek ve ahiret hayatı ile ilgili bilgileri insanlara öğretmek için, bunları açıklayan peygamberler gönderilmiştir. İnsan aklıyla Yüce Yaratıcının olduğunu bilebilir ama O’na karşı vazifelerini ve O’nun emirlerinin ne olduğunu bilemez. Allah (c.c.) peygamberleri aracılığı ile insanlara İlâhî buyruklarını bildirmiştir.
S-56: İnsanlara Gönderilmiş Olan Peygamberlerin Sayısı Kaçtır?
C-56: Kur’ân’da 25 tane peygamber ismi geçmektedir. Fakat Kur’ân’da ismi yazılmamış olan birçok peygamber vardır. 124 bin veya 224 bin peygamber olduğu bildirilmektedir. Tabii ki en doğrusunu ancak Allah bilir.
S-57: Kur’ân’da İsmi Geçen Peygamberler Hangileridir?
C-57:
- Hz. Âdem, 2- Hz. İdris, 3- Hz. Nûh, 4- Hz. Hûd, 5- Hz. Salih,
6- Hz. Lût, 7- Hz. İbrahim, 8- Hz. İsmail, 9- Hz. İshak, 10- Hz. Yakub,
11- Hz. Yusuf, 12- Hz. Şuayb, 13- Hz. Hârun, 14- Hz. Mûsa,
15- Hz. Davud, 16- Hz. Süleyman, 17- Hz. Eyyûb, 18- Hz. Zülkifl,
19- Hz. Yûnus, 20- Hz. İlyas, 21- Hz. Elyesea, 22- Hz. Zekeriyya,
23- Hz. Yahya, 24- Hz. İsa, 25- Hz. Muhammed (s.a.s.)
Ayrıca Hz. Lokman, Hz. Üzeyir, Hz. Zülkarneyn isimleri Kur’an’da geçer fakat peygamberlikleri hususunda açık bir bilgi yoktur.
S-58: Peygamberlerin Hepsinde Olan Vacip Sıfatları Söyleyiniz?
C-58: a) Sıdk (doğru insanlardır), b) Emânet (güvenilirdirler),
c) Fetânet (zekîdirler), d) İsmet (günah işlemezler),
e) Tebliğ (emir ve yasakları açıklayıp duyururlar).
S-59: Resûl Ve Nebî Kelimelerini Açıklayınız?
C-59: Resûl: Kendisine kitap veya sahife indirilen peygamberlere denir.
Nebî: Kendisine kitap veya herhangi bir sahife indirilmeyen peygamberlere denir. Resûl, yeni bir şeriatle amel eder. Nebî ise kendisinden önceki peygamberin şeriatiyle amel eder.
S-60: Peygamberimizin Özellikleri Nelerdir?
C-60: * Yaratılmışların en faziletlisi ve üstünüdür.
* Son peygamberdir ve ondan sonra peygamber gelmeyecektir.
* Bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir.
* Peygamberliği kıyamete kadar gelecek olan herkes içindir.
* Getirdiği İslâm dini, kıyamete kadar devam edecektir.
* Allah katında geçerli olan din, O’nun tebliğ ettiği İslâm dinidir.
S-61: Hazret, Aleyhi’s-Selâm, Sallallâhu Aleyhi Ve Sellem Terimlerinin Anlamlarını Söyleyiniz?
C-61: Hz.(Hazret): Çok değerli anlamındadır. Saygı ve yüceltme için kullanılır.
A.S.(Aleyhi’s-Selâm): Allah’ın selâmı o peygamberin üzerine olsun demektir. Peygamberler için kullanılır.
S.A.S.(Sallallahu aleyhi ve sellem): Allah’ın selâmı ve yardımı peygamberimizin üzerine olsun demektir. Peygamberimiz için kullanılır.
5-) ÂHİRETE ÎMAN:
S-62: Âhiret Ne Demektir? Ne Zaman Başlayacaktır?
C-62: Bu dünya hayatının sona ermesine ve ölümle başlayan sonsuz hayata âhiret denir. Her şeyin bir sonu olduğu gibi bu dünyanın da bir sonu vardır. Nasıl ki her günün bir gecesi, her baharın bir kışı vardır; bu dünyanın da âhireti vardır. Bu dünyadaki hayat sona erip bütün canlılar öldükten sonra yani İsrafil (a.s.) Allah’ın emriyle Sûr denilen aleti üfleyince kıyâmet kopacak, bu dünya hayatı sona erecek ve âhiret hayatı başlayacaktır. Bu genelleme olarak ahiretin başlamasıdır. Her ölen kişi, ölümüyle beraber kendi ahiret hayatına başlamıştır.
S-63: Niçin Âhiret Hayatı Vardır?
C-63: Dünyada Allah’ın emirlerine göre yaşayanların ödüllendirilmesi, O’na karşı gelip isyan edenlerin cezalandırılması, haksızlık yapanların cezalandırılması, mağdur insanların haklarını alabilmeleri, dünyada yapılanların hesabının verilmesi ve dünya imtihanının sonuçlarının değerlendirilmesi için âhiret hayatı vardır.
S-64: Âhiret Hayatı Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-64: Âhiret hayatında ölüm yoktur. Âhirette ibâdet ve sorumluluk ta yoktur. İhtiyaçları gidermek için çalışmak ta yoktur. Dünya hayatında yapılan iyi ve kötü davranışlara göre verilecek olan mükâfat veya ceza vardır. Orada herkes dünyada yaptığı şeylerin hesabını verecek. İyilik yapıp, hayırlı ameller işleyenler cennete, buna karşılık kötülük işleyip günaha girenler, Allah’a isyan edip, şeytana uyanlar cehenneme girecektir. Âhiret hayatındaki yaşantı bu dünyadaki yaşantıdan tamamen farklıdır. Burası ölümlü dünya, orası ise ölümsüz bir dünyadır. Dünyada iken horlananlar, zulüm görenler, hakları gasbedilenler; ahirette haklarını zalimlerden alacaklardır.
S-65: Âhirete İnanmanın Faydaları Nelerdir?
C-65: 1- Âhirete iman hayata bir hedef ve gâye kazandırır. Yaratılış gayesince yaşamak ve sorumluluk bilincini oluşturur.
2- Âhirete inanan bu dünyanın hesabını orada vereceğini bildiği için kötülüklerden kaçar ve iyi olan şeyleri yapar. Dünyaya aşırı bağlanmaz.
3- Âhirete inanan, bu dünyada karşılaştığı ve hakkını alamadığı mağduriyetlerini âhirete bırakarak sabırlı olur ve isyankâr olmaz.
4- Âhirete inanan, dünyanın bir imtihan ve aldanma yeri olduğunu bilir. Onun için hayırlı işlere önem verir, yanlış ve hatalı davranışlardan uzak durur. Kendi haddini bilir, haklara riâyet eder, başkalarına karşı saygılı olur ve menfaat mantığı ile değil sevgi ve hizmet anlayışıyla toplumdaki diğer insanlarla iyi ve güzel bir şekilde geçinir.
S-66: Kabir Ve Kıyâmet Kelimelerini Açıklayınız?
C-66: Kabir: Âhiretin ilk durağı. Ölenlerin kıyâmete kadar bekledikleri
yer. Ölüm anından kıyamete kadar kabirde geçen zamana ‘Kabir
Hayatı’ (Berzah Hayatı) denir.
Kıyâmet: Bu dünya hayatının sona ermesi. İsrâfil (a.s.)’in ‘Sûr’
isimli şeye üflemesi ile meydana gelecek.
S-67: Ba’s, Hesab, Mahşer Ve Mîzân Kelimelerini Açıklayınız?
C-67: Ba’s: Hesab için bütün canlıların tekrar diriltilmesine denir.
Hesab: Amel defterlerini ellerine vererek, yaptıklarından dolayı
Allah (c.c)’ın insanları hesaba çekmesi.
Mahşer: Âhirette dünyanın hesabını vermek için herkesin yeniden
diriltildikten sonra toplanacağı yer.
Mîzan: Âhirette amelleri tartacak olan terazinin ismi.
S-68: Havz, Sırat, Cennet Ve Cehennem Kelimelerini Açıklayınız?
C-68: Havz: Kıyâmet günü Peygamberimizin bir havuzu olacaktır.
Bu havuzun adı Kevser Havuzu’dur. Buradan Peygamberimiz ve
O’na ümmet olanlar içecekler ve bir daha asla susamayacaklardır.
Sırat: Cennete girebilmek için aşılması gereken engel, köprü.
Cennet: Mü’minler için hazırlanmış mükâfat ve ödül yeri.
Cehennem: İman etmeyenler, münafıklar ve inandığı halde günah
işleyenlerin cezalandırılacakları ceza yeri. Kâfirle münafık ebedî
olarak cehennemde kalırken; imanı olan günahkar mü’min cezasını
çekince oradan çıkarılıp cennete götürülecektir.
S-69: Âhirette Şefâat Var mıdır? Kimler Şefâat Edeceklerdir?
C_69: Şefâat: Günahı olan mü’minlerin günahlarının affedilmesi ve günahı olmayanların derecelerinin yükselmesi için Allah’a yalvarmaktır. Âhirette şefâat vardır. Sadece mü’minler için vardır; kafir ve münafıklara şefâat sözkonusu değildir. Âhiret günü peygamberler, Allah’ın sevdiği has kulları ve şefâat izni verilen diğerleri Allâh’ın izniyle şefâat edeceklerdir.
6-) KAZA VE KADERE ÎMAN:
S-70: Kader Ve Kazâ Ne Demektir?
C-70: Kader: Allah’ın, ezelden ebede kadar olacak olan şeylerin; yerini, zamanını, nerede ve nasıl meydana geleceğini, ezelî ilmi ile bilip, ilâhî irâde ile takdîr etmesine denir.
Kaza: Ezelde Allah tarafından bilinip takdir edilen şeylerin, yeri ve zamanı geldiğinde ezeldeki bilgi ve takdire uygun olarak Allah tarafından yaratılıp, ortaya çıkarılmasına denir.
S-71: İnsanın Yaptığı İşlerden Sorumlu Olmasının Sebebi Nedir?
C-71: İyiyi ve kötüyü, hayrı ve şerri yaratan Allah’tır. Allah (c.c.) insana irâde vermiş ve bu seçme hakkıyla iyi veya kötüyü seçme hususunda insanı serbest bırakmıştır. Fakat bizlerden iyi olanları yapmamızı istemiş, kötü olanlardan ise kaçınmamızı istemiştir. İşte iyiyi veya kötüyü kul kendi irâdesiyle seçer, Allah ta kulun bu seçimine göre yaratır ve onu hesaba çeker. İyilik yapanlar sevap, kötülük yapanlar da günah kazanırlar.
Kul iyilik yapmak isterse iyiliği, kötülük yapmak isterse kötülüğü onun için yaratan Allah’tır. Allah’ın dilemesi olmadan hiç bir şey gerçekleşmez.
S-72: Ecel Ve Sabır Kelimelerini Açıklayınız?
C-72: Ecel: İnsan hayatının sona ermesine denir ve ölüm olayıyla gerçekleşir. Kişi nasıl ölürse ölsün eceliyle ölmüştür.
Sabır: İnsanın başına gelen her türlü kötülük ve olumsuzluğa dayanıp tahammül göstermesi ve Allah’a karşı gelmekten sakınmasına denir. Ölüm olaylarında ve diğer musibetlere; bunlar bana Allah’tan geldi deyip sabredenlere âhirette büyük mükâfatlar vardır. İyi ve güzel olan şeyleri yapmak, kötü ve çirkin olanları terketmek sûretiyle Allâh’ın emir ve yasaklarını yerine getirmek için nefis ve şeytana direnmek te sabırdır.
S-73: Rızık Ve Tevekkül Kelimelerini Açıklayınız?
C-73: Rızık: İnsanın yiyip içtiği ve faydalandığı her şeye rızık denir. Yenilen içilen şey helâl de olsa haram da olsa rızıktır. Müslüman helâl rızık kazanmak zorundadır.
Tevekkül: Yapmak istediğimiz bir iş için elimizden gelen gayreti gösterip işin sonunu ve olmasını Allah’a havâle etmeye denir. Çalışıp çabalamadan bir şeyin olmasını istemek tevekkül değil tembelliktir.
S-74: Âmentü Duasını Okuyunuz?
C-74: Yukarıda açıkladığımız îman esaslarına “Âmentü” denir ve duâsı şöyledir:
“Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî verusulihî ve’l yevmi’l âhiri ve bi’l kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ ve’l ba’sü ba’de’l mevt. Hakkun, Eşhedü ellâilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû.”
Manası: “Ben; Allah’a, O’nun Meleklerine, O’nun Kitaplarına, O’nun Peygamberlerine, Âhiret gününe, Kadere, Hayır ve Şerri kulun isteyip Allah’ın yarattığına, Öldükten sonra dirilmeye inandım. Bunlar haktır ve gerçektir. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.”
Bir mümin bu îman esaslarının hepsine inanır. Bir tanesini bile inkâr edip kabul etmemek kişinin dinden, îmandan çıkmasına sebep olur.
***** İBÂDETLER *****
S-75: İbâdet Nedir? Niçin İbâdet Ediyoruz?
C-75: İbâdet: Yüce Allah’a karşı saygı, hürmet ve tazimde bulunmak, Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve Allah’a kulluk etmek demektir.
Bize küçücük iyilik yapan birini sever, sayar ve teşekkür ederiz. Biz de elimizden gelen iyiliği ona yaparız. Peki; bizi yaratan, sağlık, sıhhat veren her türlü nimeti bize ihsân eden Rabbimize karşı bir teşekkür borcumuz yok mu? Evet var. Ve biz ona karşı teşekkürümüzü; O’nun emirlerine uyarak ve O’na kulluk ederek, O’na ibâdet ederek yerine getiriyoruz. Sadece dilimizle “teşekkür ederim, şükürler olsun, hamdolsun” demekle Allah’a karşı teşekkür borcu yerine getirilmiş olmaz. Allah’ın emirlerini yaparak, yasakladıklarından uzak durarak ve O’na ibâdet ederek gerçek manada teşekkürümüzü yerine getirmiş oluruz. Allah’a ibâdet etmek, insanların yaratılış gayesidir.
S-76: Yapılış Şekillerine Göre İbâdetler Kaç Çeşittir?
C-76: Üç çeşittir. 1- Bedenle yapılan ibâdetler: Namaz, oruç gibi.
2- Malla yapılan ibâdetler: Zekât ve fitre gibi.
3- Hem mal hem de bedenle yapılan ibâdetler: Hac.
S-77: Yapılış Niyet Ve Amacına Göre İbâdetler Kaç Çeşittir? (Yapılış Niyetine Göre İbâdetin Dereceleri Nelerdir?)
C-77: 1- Allah ibâdet ve saygıya lâyık olduğu için yapmak. İbadetin en
üstün derecesidir.
2- Allah emrettiği için yapmak. İbâdetin ikinci derecesidir.
3- Cennete girmek cehennemden korunmak niyetiyle yapmak.
4- Dünyalık bir menfaate ulaşmak için (Riya-gösteriş için) ibâdet
etmek.
İlk üçü yapılış niyetlerine göre makbul olan ibâdetlerdir. Sonuncusu ise ibâdetten bile sayılmaz. Çünkü Allah için yapılmamıştır. Bu niyetle ibâdet yapanlar sevap değil günah kazanırlar.
S-78: İbâdet Etmenin Faydaları Nelerdir?
C-78: İbâdet eden kişi, yaratılış gayesine uygun bir şekilde davranmış olur. İbâdet yapan kişi, imanını kuvvetlendirmiş olur. Allah’a karşı kulluk vazifesini yerine getirmiş olur. Âhirette mükâfatı hak etmiş olur.
MÜKELLEF NEDİR VE MÜKELLEFİN GÖREVLERİ NELERDİR?
S-79: Mükellef Ne Demektir? Kimler Mükellef Olurlar?
C-79: Mükellef: Dînin emir ve yasakları ile sorumlu olmak demektir.
Mükellef, İslâm esaslarına uyması gereken kişi demektir.
Müslüman olmak, akıllı olmak ve büluğ çağına ermek mükellef olmanın şartlarıdır. Bu üç şartı taşıyan tüm erkek ve kadınlar mükellef olurlar.
S-80: Mükellefin Görevleri (Efâl-i Mükellefîn) Ne Demektir?
C-80: Bütün ibâdetlerde ve hayatın her alanında uyulması gereken dînî emirler ve yasaklar vardır. Bu emir ve yasaklar ile ortaya konan hükümler vardır. İşte bu hükümlere Ef’âl-i Mükellefin – Mükellefin Görevleri denir. Her mükellef bu görenleri bilmek ve yapmala yükümlüdür.
S-81: Ef’âl-i Mükellefîn (Mükellefin Görevleri) Nelerdir?
C-81: Ef’âl-i Mükellefîn, mükellefin görevleri şu sekiz hükümden oluşur:
Farz, Vâcip, Sünnet, Müstehâb, Mübâh, Haram, Mekrûh, Müfsid.
S-82: Farz Ne Demektir?
C-82: Farz: Ayet ve hadislerde, yapılması hususunda açık ve kesin emirler bulunan hükümlerdir. Namaz, oruç, zekât, hac gibi. Farzlar ikiye ayrılır:
a) Farz-ı Ayn: Mükellef olan kişilerin bizzat yapmaları gereken vazifelere denir. Namaz, oruç vb. gibi.
b) Farz-ı Kifâye: Bazı müslümanların yerine getirmesiyle diğer müslümanların üzerinden kalkan farzlara denir. Cenâze namazı gibi.
Farzları inkâr etmek, alaya almak, küçümsemek kişiyi küfre götürür. Farz olan şeyleri yerine getiren sevap kazanır. Terkeden ise günaha girer ve azaba müstehâk olur.
S-83: Vâcip Ne Demektir?
C-83: Vâcip: farzlar kadar kuvvetli delillerle sabit olmamakla beraber yine de çok kuvvetli delillerle sabit olan hükümlerdir. Bayram ve vitir namazlarını kılmak, kurban kesmek gibi.
S-84: Sünnet Ne Demektir?
C-84: SÜNNET: Peygamber efendimiz (s.a.s.)’in yaptığı fakat farz olmayan şeylerdir. Sünnet iki kısma ayrılır.
a) Sünnet-i Müekkede: Peygamberimizin devamlı yapıp çok az terkettikleri şeylerdir. Öğle namazının ilk ve son sünneti, ezan, kâmet, cemaate devam etmek gibi.
b) Sünnet-i Gayr-ı Müekkede: Peygamberimizin bazan yapıp bazan terkettikleri şeylerdir. İkindinin sünneti ve yatsının ilk sünneti gibi.
Peygamberimizin sünnetlerine, yaptığı davranışlarına ne kadar çok bağlı olur ve onları yaparsak, O’nun şefâatine o kadar çok yakın oluruz.
S-85: Müstehâb Ne Demektir?
C-85: MÜSTEHÂB: Yapılması emredilmediği halde, yapanların sevap kazanacak oldukları şeylerdir. Kuşluk, evvâbin, teheccüd namazları kılmak, nâfile oruç tutmak gibi.
Nâfile, tatavvu, mendup kelimeleri Müstehâb kelimesiyle aynı mânâdadır.
S-86: Mübâh Ne Demektir?
C-86: MÜBÂH: Yapılması ve yapılmaması câiz olan, yapılınca sevap, terkedilince günah olmayan şeylerdir. Yemek, içmek, uyumak, konuşmak gibi. Ancak bu hususlarda aşırı hareket edilip, haram olan bir şekilde bu hususlar yapılırsa, bu şeyler mübah olmaktan çıkar haram olur. Yalan söylemek, haram olan bir şeyi yemek gibi.
S-87: Haram Ne Demektir?
C-87: HARAM: Yapılması kesinlikle yasaklanmış olan şeylerdir. Haramı işleyen günaha, haramdan sakınıp uzak duran sevaba girer. Haramı helal kabul etmek, haram kılınmasını eleştirmek küfre götürür. İçki içmek, kumar oynamak, namazı kılmamak, oruç tutmamak gibi. Haram iki kısımdır:
a) Haram Li Aynihî: Haramlığı kendinden olan, bizzat kendisi haram olan şeydir. İçki, kumar, yalan gibi.
b) Haram Li Gayrihî: Aslında helal olan bir şeyin, yapılış veya elde edilmesindeki haramlık sebebiyle haram olan şeydir. Şöyle bir örnek verelim: Ekmek veya yemek yemek helâldir. Fakat ekmeği veya yemeği çalarak yemek haramdır. Helal olan yemek ve ekmek çalınarak elde edildiği için haram olur.
S-88: Mekrûh Ne Demektir?
C-88: MEKRÛH: Yapılması istenmeyen, hoş karşılanmayan şeylerdir. Mekruh iki kısımdır:
a) Tenzîhen Mekrûh: Helâle yakın olan mekruhtur. Fakat yine de yapılmaması gereken şeylerdir. Sünnetleri terketmek tenzîhen mekruhtur.
b) Tahrîmen Mekrûh: Harama yakın olan mekruhtur. Yapılması daha ağır bir cezayı gerektiren şeylerdir. Vâcib olan bir ibadeti terketmek gibi.
S-89: Müfsid Ne Demektir?
C-89: MÜFSİD: Başlanmış bir şeyi veya meşrû olarak yapılan bir şeyi iptal eden, bozan şeye denir. Bilerek yapılırsa günaha girilir. Unutarak veya hatâen yapılırsa günah olmaz. Namazda konuşmak, oruçlunun yeme-içmesi gibi.
***** TEMİZLİK *****
S-90: Temizlik Niçin Önemlidir?
C-90: 1- Temiz olmak Dinimizin emridir. Hz. Allah (c.c.) temiz olanları sever. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz de “Temizlik imanın yarısıdır” diye buyurmuşlardır.
2- İbâdetlerimizi yapmak ve ibâdetlerimizin kabul olması için temiz olmamız, maddi ve manevi temizliğe dikkat etmemiz gerekir.
3- Temizliğe dikkat etmek sağlığımız açısından çok önemlidir. Âhirette sağlığımızdan hesaba çekileceğiz. Bunun için sağlıklı olmalı, kendimizi korumalı ve temizliğe önem vermeliyiz.
4- Sadece kendi temizliğimize değil; evimiz, caddemiz, okulumuz, iş yerimiz ve yaşadığımız her yerin temizliğine dikkat etmeliyiz.
S-91: Kaç Çeşit Temizlik Vardır? İstibrâ Nedir?
C-91: İk, çeşit temizlik vardır:
a) Maddî Temizlik: Görünen şeylerin, dış dünyamızın temizliğidir. Vücudumuzun, elbisemizin, ibâdet edeceğimiz yerin temizliği gibi. Maddî temizlik, su ve temizleyici maddeler ile olur. Temizliği sağlayan farklı yöntemler de vardır.
b) Mânevî Temizlik: İç dünyamızın temizliği ve ibâdet etmeye engel olan mânevî kirlerin temizliğidir. Abdest, gusül ve teyemmüm ile yapılır. Daha geniş manası ile mânevî temizlik; güzel ahlâklı olmakla, iyi ve doğru sözlü olmakla, ibâdet etmekle, Kur’an okumakla, tövbe etmekle ve Allah’ı zikretmek gibi faziletlerle elde edilen olgunluktur. Yani, söz, düşünce ve davranış temizliğine, güzelliğine sahip olmaktır.
İSTİBRÂ: Tuvalet ihtiyacını gideren her erkek abdest veya gusülden önce bir müddet bekler, gezinir, avret yerini kontrol eder ve akıntı veya ıslaklık yoksa abdest veya guslü alır. İşte tuvaletten çıkıp ta bir müddet akıntının kesilmesi için beklemeye istibrâ denir.
A-) ABDESTİN FARZLARI:
S-92: Abdestin Fazîleti İle İlgili Bir Hadîs-i Şerîf Söyleyiniz?
C-92: Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Buyurdular ki:
“Bir müslüman abdest alırken ellerini yıkadığında elleri ile yaptığı günahları, yüzünü yıkayınca gözleri ie işlediği günahları, başını meshedince kulakları ile dinleyerek işlediği günahları, ayaklarını yıkayınca da ayakları ile işlediği günahları bağışlanır.” (Et-Terğîb Ve’t-Terhîb, 1/153)
S-93: Abdestin Farzları Nelerdir?
C-93: Abdestin farzları dörttür:
1) Yüzü yıkamak.
2) Elleri dirseklere kadar, dirseklerle beraber yıkamak.
3) Başın dörtte birini meshetmek.
4) Ayakları topuklara kadar, topuklarla beraber yıkamak.
S-94: Abdestin Farzlarını Açıklar mısınız?
C-94: 1) Yüzü Yıkamak: Yüzün sınırı; iki kulak memesi arasında kalan yer ile alnımızdaki saç bitiminden başlayıp, çene altına (gırtlağa) kadar olan kısımdır. Abdest alırken bu belirtilen sınırlar içerisinde kalan kısmın yıkanması farzdır.
Abdest alırken dudakların dış kısmı ile, göz kapakları sıkılmayarak serbest bırakılmalı ve onların da ıslanması sağlanmalıdır. Yüz ve diğer sayacağımız farz olan organlarda kuru yer kaldığı zaman abdest alınmamış olur.
2) Kolları Yıkamak: Ellerimizden başlayarak dirseklere kadar olan kısmı yıkamak farzdır. Dirsekleri yıkarken dirsekte kuru yer kalmamasına dikkat etmeli ve tam dirseğe kadar değil de dirseği biraz geçirmek sûretiyle dirseğimizin tam olarak yıkandığına kâni olacak şekilde yıkamalıyız.
3) Başı Meshetmek: Başın dörtte birini meshetmek farzdır. Sağ elimizi ıslatır ve onun iç kısmıyla başımızı meshederiz. Mesh ederken suyun ıslaklığını başımızın derisinin hissetmesi gerekmez. Saçlarımızı ıslak elimizle mesh etmemiz yeterlidir.
4) Ayakları Yıkamak: Parmak uçlarından başlayarak topuklarla beraber ayaklarımızı yıkamak farzdır. Ayaklarımızı yıkarken parmaklarımızın arası kuru kalmasın diye aralarını el parmaklarımızla hilâllememiz gerekir.
ABDESTİN SÜNNETLERİ:
S-95: Abdestin Sünnetlerini Ve Mekrûhlarını Söyler misiniz?
C-95: Niyet etmek, eûzü besmele çekmek, elleri yıkamak, ağzı ve burnu yıkamak, misvak kullanmak, farzları yukarıdaki sıraya göre yapmak, âzâları üçer defa yıkamak, yıkamaya sağ taraftan başlamak, sakalı parmaklarıyla aralamak, yüsüğü oynatmak, kulakları meshetmek, boynu meshetmek, parmakların arasını aralamak…
Abdestin Mekrûhları: Sünnetleri terketmek mekruhtur. Abdest alırken suyu az veya çok kullanmak, suyu organlara çarparak hızlı olarak atmak, gereksiz yere konuşmak ve pis bir yerde abdest almak ta mekrûhtur.
Abdest alırken abdest dualarını okumak gerekir. Bu duaları bilmeyenler abdest azalarını yıkarken salâtu selam veya kelime-i şehâdet’i söylerler. Abdestten sonra kelime-i şehâdeti söylemek ve Kadir sûresini okumak çok sevaptır.
ABDESTİ BOZAN ŞEYLER:
S-96: Abdesti Bozan Şeyleri Söyler misiniz?
C-96: Vücuttan çıkan kan, irin veya su.
Küçük veya büyük tuvalet yapmak.
Yellenmek, uyumak, sarhoş olmak, bayılmak.
Ağız dolusu kusmak. Namazda gülmek.
Gözünde rahatsızlık olanın göz yaşı abdesti bozar ama göz rahatsızlığı olmayanın gülme ve ağlamasıyla gelen yaş abdesti bozmaz.
S-97: Abdesti Olmayan Neleri Yapamaz?
C-97: Namaz kılamaz, Kur’an’ı elleyemez, Kâbe’yi tavaf edemez, tilâvet secdesi yapamaz, cenaze namazı kılamaz.
Özürlünün Abdesti:
S-98: Özürlü Olan Bir Kimse Abdestini Nasıl Alır?
C-98: Bir kişinin özürlü sayılabilmesi için, abdesti bozan şeylerden birisinin bir namaz vaktinin sonuna kadar kesilmemesi gerekir. Mesela kan, vaktin sonuna kadar kesilmeyince kişi bu hâliyle abdest alır ve namazını kılar. Vakit çıkınca abdesti bozulmuş sayılır. Özürlü olanlar her namaz vaktinin girişinde abdest alırlar ve vakit çıkıncaya kadar; abdesti bozacak başka bir durum olmadığı müddetçe abdestli sayılırlar ve diledikleri ibadetleri yaparlar. Özürlü olan birisinin, bu hâlinin devamı için aynı özrünün her vakitte en az bir defa tekrarlaması gerekir. Özrün bir vakitte hiç gelmemesi özür hâlini sona erdirir.
Sargı veya Bandaj Üzerine Mesh:
S-99: Abdest Alırken Sargı Veya Bandaj Üzerine Mesh Yapılır Mı?
C-99: Suyun değmesi veya eldeki bandajın çıkarılması sağlık açısından uygun değil ve yaranın azmasına veya kötüleşmesine sebep olacağı ehil doktor tarafından söylenmişse yara olan bölge yıkanmaz, mesh edilir. Mesh edilmesi uygun değil ve band veya bandajın da çıkarılmaması gerekiyorsa band veya bandaj üzerine mesh edilir. Sargı veya bandı takarken abdestli olmak gerekmez. Sargının değiştirilmesi abdesti bozmaz.
MEST GİYMEK VE MESHETMEK:
S-100: Mest Giymek Ve Meshetmek Hakkında Bilgi Veriniz?
C-100: Gerekli sıhhat şartlarını taşıyan yani sağlam olan, yırtık olmayan, içine su geçirmeyen mesti, abdestli olarak giydikten sonra üzerine mesh caizdir. Yolcu olanlar için mesti çıkarmadan meshetme süresi 72 saat, yolcu olmayanlar için 24 saattir.
S-101: Meste Yapılan Meshi Bozan Şeyler Nelerdir?
C-101: Abdest bozulunca mesh bozulur, süre bitince abdest bozulmamış olsa bile süre bittiği için mestlerin çıkarılıp ayağın yıkanması gerekir. Abdestli iken ayaktan meshin birisi çıksa dahi her iki ayağı yıkamak gerekir.
B-) GUSLÜN (BOY ABDESTİNİN) FARZLARI:
S-102: Guslün Farzları Nelerdir?
C-102: Guslün farzları üçtür:
1) Ağza su vermek. (Mazmaza)
2) Burna su vermek. (İstinşak)
3) Bütün vücûdu hiç kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak.
GUSLÜ GEREKTİREN HÂLLER:
S-103: Guslü Gerektiren Hâller Nelerdir?
C-103: Şu durumlarda gusül, boy abdesti almak gerekir:
1- Uykuda veya uyanıkken kadın ve erkeğin belirli organlarından
meni denilen sıvının gelmesi. (İhtilâm olmak)
2- Cinsel ilişkide bulunmak.
3- Kadınların her ay belirli zamanlarda görülen ay hâlinin (hayız
hâlinin) sona ermesi.
4- Doğum yapan kadınların lohusalık (nifas) hâlinin sona ermesi.
Guslün Alınışı:
S-104: Usûlüne Uygun Olarak Gusül Boy Abdesti Nasıl Alınır?
C-104: Banyoya girmeden önce tuvalete gidilip tuvalet ihtiyacı giderilir. Tuvalet ihtiyacı bonyoda değil tuvalette giderilir. Erkekler abdest almada olduğu gibi gusülde de tuvaletten sonra idrar yollarındaki akıntının kesilmesini beklerler. Yani istibrâ yaparlar.
Banyoya girerken, Allah rızası için gusül almaya veya cünüplükten temizlenmeye diye niyet edilir. Önce eller yıkanır. Sonra avret yerleri pislik olmasa da temizlenir. Banyoya girip sabunlanmadan önce veya sabunlandıktan sonra: Ağza ve burna üçer defa su verilir. Ağza alınan su ile ağız iyice çalkalanır. Burna alınan su ise genizlere kadar çekilir. Sonra namaz abdesti alınır ve vücûdumuzda hiç kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücud yıkanır.
Gusül için abdest alıp ağza ve burna su verme anından itibaren banyodan çıkıncaya kadar, kişinin abdesti bozan yellenme ve idrardan sakınması gerekir. Ağza burna su verir bu esnada abdesti bozucu bir hâl olursa vücud yıkanmaz. Çıkan pislik temizlenir, tekrar ağza ve burna su verilir, namaz abdesti alınır ve bütün vücud yıkanılarak banyodan çıkılır.
S-105: Bir Kanaması Veya Özrü Olan Birisinin Gusül Boy Abdesti Alması Gerekiyorsa Ne Yapması Gerekir?
C-105: Gusül abdesti alacak olan kişinin gusülden önce veya gusül abdesti aldığı esnada, meselâ burnu kanamaya başladı ve durmuyor. Veya dişi veya yarası kanıyor. Bu kişi normal zamanda aldığı gibi gusül abdestini alır. Ve temizlenmiş olur. Fakat kanaması devam ettiği için banyodan çıkar çıkmaz abdesti bozulmuş olur ve kanaması bitince ibadet etmek veya Kur’an’ı eline alıp okumak için namaz abdesti alması gerekir.
S-106: Oruçlu Olan Kişi Gusül Alacaksa Neye Dikkat Etmelidir?
C-106: Oruçlu olan kişi banyo yaparken ağzına ve burnuna su verirken boğazına kaçmamasına dikkat eder. Çünkü oruçluyken ağızdan veya burundan boğaza inen su orucu bozar. Ayrıca alt taraftaki organlardan da içeriye su girmemesine dikkat eder. Çünkü ön ve arka organdan içeriye su girmesi de orucu bozar.
S-107: Gusül Esnasında Namaz Abdesti Alınmazsa Ne Olur?
C-107: Gusül esnasında namaz abdesti almayan bir kişinin bu guslü tamdır ve bununla dilediği ibadeti yapar. Cünüplükten dolayı gusleden kişinin bu gusülden sonra banyodan çıkınca ibadet için namaz abdesti alması gerekir diye bir şey yoktur. En büyük temizleyici gusüldür. Fakat gusül esnasında namaz abdesti almak sünnettir ve çok sevaplıdır.
S-108: Gusül Alması Gereken Kişi Gusülden Önce Vücudundaki Kılları ve Tırnakları Temizleyebilir mi?
C-108: Cünüp olan kişi gusül abdesti alıp temizlenmeden tıraş olamaz ve vücudundaki kılları temizleyemez. Tırnakları da temizlendikten sonra keser. Cünüp olan kişi banyodan önce sadece dişlerini fırçalayabilir.
Kadınlar da cünüp halinde ve kendilerine ait özel hâllerde bunlara dikkat ederler. Kadınların özel hallerinde tırnak kesme konusunda bir farklılık vardır.
Âdet veya lohusalık süresinin uzunluğu, temizlik süresi gelinceye kadar elleriyle iş yapma durumunda olmaları ve bu hallerinin nihayet bulmasına daha zaman olması gibi sebeplerden dolayı kadınlara; iş yaparken tırnaklarının rahatsızlık vermesi durumunda, özel hâllerinde tırnaklarını kesme müsaadesi verilmiştir.
S-109: Gusül Boy Abdesti Olmayan Neleri Yapamaz?
C-109: Namaz ve Cenaze namazı kılamaz.
Kur’an’ı okuyamaz ve elleyemez.
Kâbe’yi tavaf edemez.
Tilâvet secdesi yapamaz.
Camiye giremez.
Cünüp olan kişi gusülden önce bir şey yemek zorunda ise; el ve
ağzını yıkamalı veya namaz abdesti almalıdır.
Cünüp iken diğer dini kitapları tutmak ta mekrûhtur.
GUSLÜN SÜNNETLERİ:
S-110: Gusül Boy Abdestinin Sünnetleri Nelerdir?
C-110: Besmele çekmek, niyet etmek, bebendeki pisliği gidermek, gusülden önce avret yerlerini temizlemek ve namaz abdesti almak, suyu üçer defa dökmek ve azalarını ovalamak, suyu ne az ne de çok değil yeterince kullanmak, kimsenin görmeyeceği yerde yıkanmak, yıkanırken avret yerlerini örtmek, yıkanırken mecbur kalmadıkça konuşmamak, yıkandıktan sonra kurulanıp hemen giyinmek.
KADINLARIN ÖZEL HÂLLERİ:
S-111: Kadınlara Ait Özel Hâller Nelerdir?
C-111: Kadınlara ait üç özel durum vardır:
1- Ay Hâli (Âdet Hâli): Ergenlik döneminden itibaren kadınlarda her ay belirli dönemlerde kadınlık organlarından gelen sıvı sebebiyle özel bir durum meydana gelir. Bu durumun süresi en az üç en fazla on gün sürmektedir.
2- Lohusalık Hâli: Çocuk doğuran kadınlarda doğumdan sonra meydana gelen özel bir durumdur ve en fazla kırk gün sürer. Azının bir sınırı yoktur.
Âdet ve lohusalık hâllerin de olan kadınlar: Namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur’an okuyamaz, Kur’an’ı elleyemez, tilâvet secdesi yapamaz, Kâbe’yi tavaf edemez, camiye giremez ve eşine cinsel yaklaşmada bulunamazlar.
3- İstihâze Hâli (Özür Hâli): Ay hâli üç günden az veya on günden fazla veya doğumdan sonraki lohusalık hâlinin süresi kırk günden sonra da devam ederse bu kadın istihâze yani özür sahibidir ve namazına, orucuna ibadetlerine devam eder. Abdestini de özürlü kimseler gibi alır.
C-) TEYEMMÜMÜN FARZLARI:
S-112: Teyemmümün Farzları Nelerdir?
C-112: Teyemmümün farzları söyleniş olarak ikidir (İki darb bir niyet)
1) Niyet.
2) Elleri iki sefer toprağa vurmaktır.
Yapılış olarak ise üçtür.
1) Niyet.
2) Elleri toprağa vurup yüzü meshetmek.
3) Elleri tekrar toprağa vurup kolları dirseklerle beraber
meshetmektir.
S-113: Hangi Durumlarda Teyemmüm Almak Câizdir?
C-113: Su kıtlığı olur ve su bulunamaz veya elde su olur da çeşitli sebepler dolayısı ile suyu kullanma imkânı olmazsa teyemmüm almak câizdir. Abdest veya gusül abdesti alması gereken kişi su bulamazsa veya bir mazeret sebebiyle suyu kullanamaz ise abdest veya gusül boy abdesti yerine teyemmüm alabilir. Abdest veya gusül boy abdestinden hangisinin yerine teyemmüm alıyorsa ona niyet eder ve aldığı bu teyemmümle dilediği ibâdetini yapar.
S-114: Usûlüne Uygun Olarak Teyemmüm Nasıl Alınır?
C-114: Önce teyemmüm almaya niyet ederiz. Teyemmüm alırken eldeki yüsük ve koldaki künye ve bilezikler çıkarılır.
Sonra iki elimizi parmaklarımız açık olduğu halde temiz toprağa veya toprak cinsinden olan şeye vururuz, elleri ileriye ve geriye doğru iteriz, elleri birbirine çarptırarak ele yapışan sert toprağı silkeleriz ve yüzümüzü mesh ederiz.
İkince defa aynı şekilde ellerimizi toprağa vurur ve bu sefer de kollarımızı mesh ederiz. Şöyle ki: Sol elimizin baş parmağı hariç diğer dört parmağımızı birleştirerek, sağ elimizin dışından dirseğe doğru mesh ederiz. Dirseğe gelince kolumuzu çevirip aşağıya doğru kolumuzun içini meshederiz. Sağ baş parmağın hizasına gelince o ana kadar kullanmadığımız sol baş parmağın içi ile sağ baş parmağın dışını meshederiz. Sol kolu da bu şekilde mesh eder ve teyemmümü almış oluruz.
İSLÂMIN ŞARTLARI:
S-115: İslâm’ın Şartları Nelerdir?
C-115: İslâm’ın şartları beştir:
1) Kelime-i Şehâdet getirmek.
2) Namaz kılmak.
3) Oruç tutmak.
4) Zekât vermek.
5) Hacca gitmek.
S-116: İslâm’ın Sadece Bu Beş Şartı mı Vardır?
C-116: İslâm’ın bu beş şarttan başka şartı yok zannetmeyelim. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bu beş şartı beraberce ve İslâm’ın binası olarak belirtmişlerdir. Kur’ân-ı Kerim ve hadislerde belirtilen bütün emir ve yasakları yerine getirmek İslâm’ın şartlarındandır. Allah’la ilgili, kendimizle ilgili, diğer insanlarla ilgili, hayvanlarla ve tüm çevremizle ilgili olarak uymamız istenen davranışlar İslâm’ın şartlarındandır. Dinimizin her emri, müslüman için yerine getirilmesi gereken bir şarttır. Meseleyi bu şekilde düşünüp anlamalıyız.
1) KELİME-İ ŞEHÂDET GETİRMEK:
S-117: Kelime-i Şehâdeti Ve Mânâsını Söyler misiniz?
C_117: “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh”
Mânâsı: “Ben şâhitlik ederim ki, Allah’tan başka hiç bir ilâh yoktur; yine şâhitlik ederim ki, Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve peygamberidir.”
S-118: Kelime-i Şehâdetin Önemini Açıklar mısınız?
C-118: Bir kişinin müslüman olabilmesi için yapması gereken ilk iş; o kişinin kelime-i şehâdet getirmesidir. Bu açıdan kelime-i şehâdet, kişiye İslâmın kapısını açan bir anahtardır. Kelime-i şehâdeti diliyle söyleyen bir kişiye sen müslüman değilsin diyemeyiz. Şehadeti dil ile söylerken kalp ile de tasdik etmek ve gönülden tereddütsüz bir şekilde inanmak gerekir. Dil ile söyleyip kalbi ile tasdik etmeyen müslüman olmaz.
Şehâdet kelimesini söyleyen ve buna inanan kişi, her işinde Allah’ın rızasını gözeteceğine ve O’nun buyruklarına uyacağına söz vermiş olur. Bunun için o, hiç bir söz ve davranışında Allah’ı hatırından çıkarmaz.
2) NAMAZ KILMAK:
S-119: Namaz Kimlere Farzdır?
C-119: Aklı başında olan ve bülüğ çağına ermiş olan kadın-erkek her müslümana namaz kılmak farzdır. Her müslüman günde beş vakit namazı kılmakla mükelleftir. Bu beş vakit namaz: Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarıdır.
Ayrıca haftada bir cuma namazı kılmak erkekler için farzdır. Vakti müsait olan kadınlar da Cuma namazını kılabilir. Ayrıca vâcip olan Ramazan ve Kurban bayramı namazları vardır. Namazları vaktinde kılmalıyız, vaktinde kılamadığımız namazları da bir an önce kaza etmeye çalışmalıyız. Vaktimiz müsâit olduğunda nâfile namaz kılmaya da gayret etmeliyiz.
NAMAZIN ÖNEMİ:
S-120: Namazın Önemini Anlatır mısınız?
C-120: Namaz İslâm’ın beş şartından biridir. Namaz dinin direğidir. Namaz Mi’râc gecesi hediye edildi. Kulun mi’râcı yani vasıtasız olarak Allah’a ulaşması ve O’nun huzuruna yükselmesi namaz ile olur. Namaz dünya işlerine dalıp ta Allah’ı unutan insanların Allah’ı ve emirlerini hatırlamasını sağlar. Böylelikle işlerini dürüstçe yaparlar, helâl rızık kazanır ve her türlü haram ve günahtan uzaklaşırlar. Ayrıca namaz Allah’ın bize verdiği nimetlerin, hayatın, sağlığın ve bizi insan olarak, akıllı olarak yaratmasına karşılık bir teşekkürdür. Cemaatle kılınan namaz birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma duygularını geliştirir ve aynı safta namaz kılmak sûretiyle; zengin – fakir, amir – memur ayrımının İslâm’da olmadığını herkesin Allah’ın huzurunda eşit olduğunu bize gösterir.
Üstünlük; makam, mevki, zenginlik veya lafla değil; Allah’a karşı kulluk vazifesini hakkıyla yerine getirmekle elde edilir. Allah katında en üstün olanlar; en çok takvâ sahibi olanlar yani en iyi kul olanlardır. Bir kişinin evinin önünden bir nehir aksa ve bundan günde beş defa yıkansa bu insanın üzerinde hiç kir olur mu? İşte beş vakit namaz kılanın da üzerinde günah kalmaz ve o bağışlanır.
Kısacası namaz, Allah’a karşı kulluk borcumuzdur. Bizi temizliğe, disiplinli yaşamaya, kötülüklerden uzaklaşmaya, dünya va âhiret dengesini gözeterek yaşamaya sevkeder.
NAMAZIN FARZLARI:
S-121: Namazın Farzlarını Söyler misiniz?
C-121: Namazın farzları onikidir.
a) Namazdan Öncekiler: b) Namazın İçindekiler:
1) Hadesten tahâret 1) İftitâh tekbiri
2) Necâsetten tahâret 2) Kıyâm
3) Setrül avret 3) Kıraat
4) İstikbâl-i Kıble 4) Rükû
5) Vakit 5) Sücûd
6) Niyet 6) Kâde-i âhire
S-122: Namazdan Önceki (Dışındaki) Farzlar Kaç Tanedir?
C-122: Namazın dışındaki farzlar altıdır. Bunlara namazın şartları denir.
1) Hadesten Tahâret: Abdestsiz olan bir kişinin abdest alması veya gusül abdesti alması gereken bir kişinin gusül abdesti almasına denir.
2) Necâsetten Tahâret: Namaz kılacak olan bir kişinin elbisesinde veya namaz kılacağı yerde, namaz kılmaya mani olan necis, pis şeyleri temizlemesi yani temiz elbiseyle temiz bir yerde namaz kılmasıdır.
3) Setrü’l-Avret: Avret yerlerini örtmektir. Erkeğin avret yerleri;
diz kapaklarının altından göbeğine kadar olan kısımdır. Kadının avret yerleri; eli, yüzü ve ayakları hariç bütün bedenidir.
Giyilen elbise bu avret yerlerini gösterecek veya rengini belli edecek kadar ince ve şeffaf ise bu elbise ile namaz kılmak câiz değildir.
4) İstikbâl-i Kıble: Namaz kılarken kıbleye doğru dönmektir. Kıbleye değil de başka bir yöne doğru namaz kılmak câiz değildir.
5) Vakit: Her namazı kendi vakti içersisinde kılmaktır. Namazlar vakti girmeden önce kılınmaz.
6) Niyet: Hangi namaz kılınıyorsa ona niyet etmek demektir.
S-123: Namazın İçindeki Farzlar Kaç Tanedir?
C-123: Namazın içindeki farzlar da altıdır. Bunlar namazın rükünlarıdır.
1) İftitâh Tekbiri: Namaza başlarken ‘Allâhu ekber’ diye tekbir getirerek başlamak.
2) Kıyâm: Namazı ayakta kılmak demektir. Ancak hasta olup ayakta duramayanlar ve sakat olan kimseler bu mazeretlerinden dolayı oturarak kılabilirler. Oturmaya da güçleri yetmezse başlarının işaretiyle (îmâ ile) namazlarını kılarlar.
3) Kıraat: Namaz câiz olacak kadar Kur’ân okumaktır. Bunun ölçüsü ise; en az üç ayet ayet veya o uzunlukta bir ayet okumak veya kısa bir sûre okumaktır.
4) Rükû: Eğilmek demektir. Erkekler; elleri ile dizlerini kavrayacak ve sırtları dümdüz olacaktır. Kadınlar ise; parmaklarının uçları dizlerinin üstüne gelecek şekilde ve sırtları hafif eğik vaziyette rükû edeceklerdir. Erkekler 90 derece, kadınlar da en az 45 derece eğilmelidirler.
5) Sücûd: Secde etmek demektir. Secdede iki el, iki ayak, iki diz, alın ve burun yere konur. Secde bu şekilde yapılır. Secde her rekatta iki defa yapılır. Secdede iki ayak yerden kalkarsa secde olmaz, tekrar edilmeli. Bir ayak kalkarsa mekruh olmakla beraber secde geçerlidir.
6) Kâde-i Âhire: Son oturuş demektir. Namazın sonunda ‘Ettehiyyâtu’ duâsını okuyacak kadar oturmak demektir.
NAMAZIN VÂCİPLERİ:
S-124: Namazın Vâcipleri Nelerdir?
C-124:
*Her rekâtta Fatiha’yı okumak.
* Fatiha’yı sûreden önce okumak.
* Farzların ilk iki ve sünnet ile nafile namazların her rekâtinde sûre
okumak.
* Farz ve vacipleri geciktirmeden ardarda yapmak.
* Üç ve dört rekatlı namazlarda ikinci rekâttan sonra oturmak.
* Ettehiyyatü’yü okumak.
* Ettehıyyatü’yü okuyunca üçüncü rekata kalkmak.
* Secdede alın ile burnu beraberce yere koymak.
* Vitir namazında kunut tekbiri olmak ve duaları okumak.
* Cemaatle kılınan namazda imamın açıktan okuması gereken
yerleri açıktan, içinden okunması gereken yerleri içinden okuması
* İmama uyan cemaatin Fatiha ve sûre okumadan susması.
* Bayram namazlarındaki ilâve tekbirleri söylemek.
* Namaz sonunda selâm vermek.
* Gerekiyorsa yanılma secdesi yapmak.
* Namazda secde âyeti okunursa tilâvet secdesi yapmak.
* Ta’dili erkâna riayet etmek.
S-125: Ta’dil-i Erkân Ne Demektir?
C-125: Namazı usûlüne uygun olarak, farzların hakkını vererek sükûnetle namaz kılmaktır. Bunu farz olarak gören âlimler de vardır. Ayakta iken dosdoğru durmak, rükûda dümdüz (kadınlar biraz eğik) durmak, rükûdan kalkınca iyice doğrulmak, iki secde arasında tam oturarak biraz beklemek ta’dili erkân’dandır. Özellikle rükûdan kalkınca tam doğrulmadan secdeye ve ilk secdeden kalkınca tam doğrulmadan ikinci secdeye gidildiği görülmektedir ki bunlar doğru değildir.
NAMAZIN SÜNNETLERİ:
S-126: Namazın Sünnetleri Nelerdir?
C-126:
* Eûzü-besmele çekmek. Sübhaneke’yi okumak.
* İlk tekbirde elleri kaldırmak.
* Fatiha’dan sonra âmin demek,
* Ayakta iken ayakların arasının biraz açık olması.
* ‘Rabbenâ leke’l-hamd’, ‘Sünhâne Rabbiye’l-azîm’, ‘Sübhâne
Rabiye’l-A’la’ demek.
* Son rekâtte Ettehıyyatü’den sonra ‘Salli-Barik’ ve ‘Rabbenâ’
duâlarını okumak.
* Namaz içinde alınan tekbirleri söylemek.
* Namaz sonunda önce sağa selâm vermek.
* Secdeye giderken önce dizleri sonra elleri ve sonra başı yere
koymak.
* Otururken sol ayağın üzerine oturup sağ ayağını dikerek
parmakları kıbleye doğru yönlendirmek.
* Erkeklerin ezan okuması ve kâmet getirmesi de sünnettir.
S-127: Namazın Edebleri (Âdâbı) Nelerdir?
C-127: Ayakta iken secde yerine, rükûda ayakların üzerine, otururken kucağa, secdede burnun yanlarına, ve selâm verirken omuzlara bakmak namazın edeblerindendir.
S-128: Namazın Mekruhları Nelerdir?
C-128: Namazın sünnet veya edeblerinden birini terketmek namazın mekrûhlarındandır.
NAMAZI BOZAN ŞEYLER:
S-129: Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
C-129:
* Namazda konuşmak, birşeyler yemek veya içmek.
* Kendi işteceği kadar gülmek,
* Selâm almak veya vermek.
* Göğsünü kıbleden çevirmek,
* Zorla öksürmeye çalışmak.
* Dünyalık bir şeyden dolayı ağlamak.
* Ah, oh demek veya bir şeye üflemek.
* Kur’an’ı yanlış okumak,
* Namazda abdestin bozulması.
* Âyet veya sûreyi Kur’an’a bakarak okumak.
* Namazda iken bir şey yapmaya çalışmak.
YANILMA (Sehiv) SECDESİ:
S-130: Sehiv (Yanılma) Secdesini Yapmak Ne Zaman Vâcip Olur?
C-130: Namazın farzlarından birisinin unutularak tehir edilmesi ve namazın vâciplerinden birinin unutularak veya yanılarak terkedilmesi yahut tehir edilmesi hâlinde sehiv secdesi vâcip olur. Yapılan hatalar birden fazla da olsa bir sehiv secdesi yeterlidir.(İki defa secde etmek bir sehiv secdesidir)
S-131: Sehiv Secdesinin Yapılışı Nasıldır?
C-131: Namaz kılarken sehiv secdesini gerektiren bir durum olduğunda, son oturuşta ‘Ettehiyâtü’ ve ‘Salli-Bârik’ okunduktan sonra sağa sola veya sadece sağa selam verilir ve iki defa secde yapılır. Secde yapıldıktan sonra ‘Ettehiyatü, Salli-Barik, Rabbena âtina, Rabbenağfirlî’ duâları okunur ve selam verilerek namaz tamamlanır.
S-132: Sehiv Secdesi Gerektiren Durumlar İle İlgili Bazı Örnekler Verir misiniz?
C-132:
1- Fatiha veya Sûreyi okumamak. Sûreyi Fatiha’dan önce okumak.
2- Fatiha yerine Ettehıyyatü’yü okumak.
3- Fatiha’yı okuyunca gereksiz yere bekleyip, sûreyi geciktirmek.
4- Bir farz veya vacib bitirilince ondan sonra gelene geçişi
geçiktirmek.
5- Üç veya dört rekâtlı namazlarda ilk oturuşu terketmek.
6- Oturuşlarda Ettehıyyatü’yü okumamak.
7- Namaza fazladan rekât ilave etmek. (Son oturuş yapılmadan
Rekat ilavesi olursa bu namazı bozar.)
8- Rükû ve secdede Tadil-i erkân’a dikkat etmemek. (Yani
doğrulunca biraz beklemeden rükûdan secdeye veya ikinci
secdeye gitmek)
9- Vitir namazında kunut tekbiri almamak ve kunut okumamak.
10- Bayram namazındaki ilâve tekbirleri söylemeyi unutmak.
11- Cemaatle kılınan namazda sesli okunması gerekeni gizli ve gizli
okunması gerekeni sesli okumak… gibi örnekler verebiliriz.
S-133: Tilâvet Secdesi Nedir? C-133: Kur’an’daki 14 tane secde âyeti okununca yapılan secdedir. Okuyan, dinleyen, manasını okuyan yapar.
CÂMİ VE CEMAAT — CAMİ ÂDÂBI
S-134: Câmide Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?
C-134: Toplu olarak ibadet edilen, namaz kılınan yere ‘Câmi’ denir. Toplu olarak ibadet yapmak için toplananlara da ‘Cemaat’ denir. Yeryüzünde ibadet için inşâ edilen ilk mâbed, ilk cami ‘Kâbe’ dir. Câmide dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:
1- Câmiye sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır. Besmele çekilir ve bazı duâlar okunur.
2- Câmiye abdestli olarak ve temiz elbiselerle gidilir. Pis olmayan iş elbisesi ile namaz kılınır. Elbisenin tozlu – topraklı olması namaza engel olmaz.
3- Câmide gereksiz komuşmalar yapmak, gürültü yapmak, bağırmak, çağırmak, lokâl yerine câmide dünya işlerini konuşmak, başka yer varken camide yatmak doğru bir davranış değildir.
4- Kokusu hoş olmayan şeyleri yiyip – içtikten sonra, kokularını gidermeden câmiye gitmek başkalarının hakkına saygısızlık etmek olur.
5- Kirli ayak veya çorapla câmiye girmek doğru değildir.
6- Câmi içinde Kur’an okunuyor veya vaaz veriliyorsa bunları dinlemek gerekir.
7- İbadetle (namaz, duâ, zikir…vb) meşgul olanlar rahatsız edilmemeli.
8- Geç gelenler bulduğu boş yere oturmalı ve öne geçmek için başkasını rahatsız etmemelidir.
S-135: İmam Ve Müezzin Ne Demektir? İlk İmam Ve İlk Müezzin Kimdir?
C-135: Câmide namaz kıldırana ‘İmam’ denir.
İlk imam, peygamberimiz Hz. Muhammed’dir.
Ezan okuyana ‘Müezzin’ denir.
İlk müezzin, Bilal-i Habeşî (r.a.)’dir.
S-136: Mihrâb, Minber Ve Kürsü Ne Demektir?
C-136: İmamın namazı kıldırdığı yere ‘Mihrâb’ denir.
İmamın hutbe okuduğu yere ‘Minber’ denir.
Vaaz verilen yere ‘Kürsü’ denir.
S-137: Minâre, Şerefe Ve Alem Ne Demektir?
C-137: Ezan okunan yere ‘Minâre’ denir.
Minârenin çevresinde ezan okumak için bulunan yuvarlak yere
‘Şerefe’ denir.
Minârenin tepesinde bulunan hilâle (aya) ‘Alem’ denir.
S-138: Şadırvan, Kubbe Ve Musalla Taşı Ne Demektir?
C-138: Câmide abdest alınan yere ‘Şadırvan’ denir.
Câmilerin çatı kısmında bulunan yuvarlak şekle ‘Kubbe’ denir.
Cenaze namazı kılmak için, cenaze tabutunun konduğu yere
‘Musalla Taşı’ denir.
*** CEMAATLE NAMAZ VE İMAMLIK ***
S-139: Cemaatle Namaz Kılmanın Faziletini Söyler misiniz?
C-139: Herhangi bir namazın toplu halde kılınmasına cemaatle namaz denir. Cemaatle kılınan namazın sevabı, tek başına kılınan namazdandan 25 veya 27 derece daha faziletlidir, sevaplıdır. Cemaatle namaz kılmanın hükmü müekked sünnettir. Vacip diyen âlimler de vardır.
Kişi nerede olursa olsun namazlarını cemaatle kılmaya çalışmalıdır. Hatta evinde namaz kılarken eşi ile çocukları varsa onlarla cemaat yapıp cemaatle kılma sevabından mahrum olmamaya çalışmalıdır. Camiler toplu ibadet için tahsis edilen yerler olduğu için; cemaatle kılınan namazın sevabına ilave olarak orada cemaatle kılınan namaza, evde cemaatle kılınan namazdan farklı olarak “cami sevabı” verileceği unutulmamalıdır.
S-140: Cemaatle Kılınan Namazlarda En Faziletli Saf Hangisidir? Cemaatle Kılınan Namazlarda Safların Durumu Nasıl Olmalıdır?
C-140: Cemaatle kılınan namazlarda en faziletli saf birinci saftır. Cemaatle namaz kılarken saflar düz olmalı ve omuzlar arada boşluk kalmayacak şekilde birbirine değmeli, yani saflar sık olmalıdır. Safların tertibinde erkekler önde, çocuklar ortada ve kadınlarda arka tarafta bulunur.
S-141: Cemaatle Namaz Kılarken Kimler İmam Olabilir?
C-141:
İmamlık yapabilmek için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi ve bu şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu şartları taşıyan kişi cemaate imam olabilir. Bu şartlar şunlardır: Müslüman olmak, erkek olmak, akıllı olmak, bülûğ çağına gelmiş olmak, namazı câiz olacak şekilde Kur’ân okumayı bilmek, özür sahibi olmamak (yani abdest bozucu bir özür sebebiyle özürlü abdesti almış olmamak), abdest almış olmak, elbise ve namaz kılınacak yerde ibadete engel olabilecek necasetin (pisliğin) olmaması, dilin peltek olmaması ve namaz kıldıracak kişinin cemaatin önünde bulunması.
S-142: İmamlık Yapacak Olan Kişinin Bilmesi Ve Dikkat Etmesi Gereken Şeyler:
C-142:
* İmamlık yapan kişi; abdestin alınışını, abdesti bozan ve bozmayan şeyleri, namazı kılmaya engel olan necasetleri (pislikleri) ve bunların miktarlarını bilmesi gerekir.
* İmam olan kişi; namazın farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, namazı bozan ve bozmayan şeyleri bilmelidir.
* İmamlık yapan kişi; namazda yanılma secdesi gerektiren durumların ne olduğunu da bilmelidir.
Esasında bu yazdıklarımız her müslümanın bilmesi gereken farz-ı ayın bilgilerdir. Bu bilgilerin öğrenilmesi ve namazda dikkat edilmesi namazımızın kabulü için gerekli olan şeylerdir.
NAMAZ REKÂTLARI:
S-143: Müslümanlar Bir Günde Kaç Rekât Namaz Kılarlar?
C-143: Beş vakitte toplam 40 rekât kılarlar. Dağılımı şöyledir:
İlk Sünnet/ Farz/ Son Sünnet/ Vitir/ Toplam
Sabah 2 2 – – 4
Öğle 4 4 2 – 10
İkindi 4 4 – – 8
Akşam – 3 2 – 5
Yatsı 4 4 2 3 +13
40 Rekât
CUMA NAMAZI
S-144: Cuma Günü Ve Namazı Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-144: Cuma günü kutsal bir gündür ve bugünün hem gecesi hem de gündüzü fazilet ve bereketlerle doludur. Cuma namazı, iki cuma arasında işlenmiş günahların bağışlanmasına vesile olur. Kur’ân’da Cuma Sûresi vardır. Bu sûrede Cuma Namazından da bahsedilmektedir. Peygam-berimiz (s.a.s.) de hadislerinde Cuma günü, gecesi ve namazı için bizleri teşvik buyurmuştur. Onun için müslümanlar Cuma’ya bayram sevinci ile gider, iç ve dış temizliğine önem verir ve vaadedilen faziletlere ulaşmaya gayret ederler.
S-145: Cuma Namazı Kaç Rekâttir?
C-145: Cumanamazı 16 rekâttır. 4’ü ilk sünnet, 2’si farz, 4’ü son sünnet, 4’ü zühr-i âhir (vaktine yetişip henüz kılamadığım son öğle namazını kılmaya diye niyet edilir), 2’si vaktin sünneti.
S-146: Cuma Namazı Kimlere Farzdır?
C-146: Müslüman, akıllı ve bülûğ çağına gelmiş olan, hür olan, seferî (yolcu) olmayan, sağlığı yerinde olup, kör olmayan ve camiye gidecek güçte ayakları olan her erkeğe Cuma namazı farzdır. (Kör ve ayağı sakat olanın başkasının yardımıyle camiye gelme imkânı varsa yine farz olur)
Kadınlara Cuma namazı farz değildir ama dileyen kadınlar müsait yeri olan camilerde Cuma namazını kılabilirler. Kadınlar Cuma namazını kıldıklarında o günün öğle namazını kılmazlar.
Müslümanlar, dünyanın neresinde olursa olsun Cuma namazını kılma imkânı buldukları her yerde Cuma namazını kılmalıdırlar.
S-147: Cuma Namazının Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?
C-147:
1- Cumanın öğle namazı vaktinde kılınması.
2- Cuma namazından önce hutbe okunması.
3- Cuma kılınan yerin herkese açık olması.
4- İmamdan başka en az üç erkek cemaat olması.
5- Cuma kılınan yerin şehir veya şehir hükmünde olması.
6- Cuma namazını kıldıranın bu görevle görevlendirilmiş olması veya
Cuma kıldırmak için kendisine izin verilmiş olması, gerekir.
BAYRAM NAMAZI:
S-148: Kaç Tane Dînî Bayramımız var?
C-148: İki tane dînî bayramımız var. Ramazan ve Kurban Bayramı namazları vardır. Ramazan ve Kurban bayramlarında kılınan Bayram Namazı 2 rekâttır. Cemaatle camide veya bayram namazı için oluşturulan namazgâh’ta kılınır. Bayram namazını kaçıran kişi artık bu namazı kaza edemez. Yerleşim biriminde bayramın ilk günü namaz hiçbir kimse tarafından kılınmamışsa ikinci gün camide veya namazgâh’ta zevâlden önce bayram namazı kılınan vakitte bayram namazı kılınır. Artık namaz kılındıktan sonra kılmayanlar kaç kişi olursa olsun farketmez; kılamayanlar bayram namazını kaza edemezler. Bayram namazı sabah namazının farzı gibi kılınır fakat bayram namazının ilâve tekbirleri vardır.
S-149: Bayram Namazının Kılınışı Nasıldır?
C-149: Hangi bayram namazı kılınıyorsa, o bayram namazına niyet edilip imama uyulur. İmam ve cemaat Sübhâneke’yi içinden okur. Sonra imam ard arda üç tekbir alır. İlk iki tekbirde eller kulaklara kadar kaldırılır ve yana salınır, bağlanmaz. Üçüncü tekbiri aldıktan sonra ise eller bağlanır. İmam Fatiha ve bir sure okur, rüku ve secdeden sonra ikinci rekata kalkılır. Fatiha ve bir sure okuduktan sonra rükûya gitmeden önce imam yine üç tekbir alır. Her tekbirde eller kulak hizasına kaldırılır ve yana salınır, bağlanmaz. İmam bir tekbir daha alır ki bu, rükûya gitmek içindir. Rükû, secde yapılır; Tahıyyât, Salli-Barik, Rabbenâ duaları okunur ve selam verilir. Hep beraber sesli olarak bayram tekbirleri okunmaya başlar. İmam hutbeye çıkar, bayram hutbesini okur. Yine tekbirlerle mihraba döner ve yapılan duâ ile bayram namazı tamamlanmış olur. (Tekbir: Allâhuekber Allâhuekber Lâilâhe illallâhu vallâhu ekber Allâhuekber velillâhilhamd)
Namaz Kılınmayan Vakitler:
S-150: Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz?
C-150: Güneş doğarken, tam tepede iken ve batarken namaz kılınmaz.
Kaza Namazı:
S-151: Kazaya Kalan Namazlar Nasıl Kılınır?
C-151: Vaktinde kılınmayan namaz kazaya kalmış olur. Namazlar kaza edilirken sadece farzlar kılınır. Vitir namazı da kaza edilir. Kaza ederken erkekler hem farzlarda hem de vitirde kâmet getirirler. Kaza namazına: “Niyet ettim Allah Rızası için, kazaya kalmış olan son (veya ilk) …… namazını kılmaya veya vaktine yetişip te kılamadığım son … namazını kaza etmeye” diye niyet edilir. Sabah namazı, o gün öğleden önce kaza edilirse, sünnetiyle beraber kılınır.
Hasta Namazı:
S-152: Hasta Olan Birisi Namazını Nasıl Kılar? (Oturarak Veya Îma İle Namaz Kılmak)
C-152: Hasta olan birisi namazını ayakta kılamıyorsa sandalyede veya yerde oturarak kılar. Oturarak ta kılamıyorsa yattığı veya uzandığı yerden baş (îmâ) işaretiyle kılar. Bunu da yapamazsa kazaya bırakır. Göz işaretiyle veya parmak işaretiyle namaz kılınmaz.
Yolcu Namazı:
S-153: Yolcu (Seferî) Olan Kişi Namazını Nasıl Kılar?
C-153: Bulunduğu yerden 90 km.’lik bir yere giden ve orada 15 günden az kalmaya niyet eden kişi yolcu (seferî) sayılır. Yolcu (seferî)olan bir müslüman 4 rekâtlı farzları iki rekât olarak kılar. İki rekât olan sabah namazının farzı ile üç rekât olan akşam namazının farzlarını aynen kılar, onların kılınışında ve sünnet namazların kılınışında değişiklik yoktur.
Cenaze Namazı:
S-154: Cenaze Namazının Kılınışı Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-154: Cenaze namazı ayakta kılınır. Rükû ve secde yapılmaz. 4 tekbirle kılınır. İmam cenazenin göğsü hizâsında durur. Birinci tekbir alınır, eller bağlanır ve ‘Sübhâneke’ duâsı ‘ve celle senâüke’ ile beraber okunur. İkinci tekbir alınınca ‘Allahümme salli ve bârik’ okunur. Üçüncü tekbir alınınca cenaze duâsı okunur. Bilmeyenler Kunut dualarını veya Rabbenâ’ları okur. Dördüncü tekbir alınınca sağa ve sola selam verilir ve eller salınır.
S-155: Cenaze Namazının Kılınabilmesi İçin Neler Gerekir?
C-155: Cenaze müslüman olmalı, yıkanmış olmalı, vücudunun yarısından fazlası cemaatin önünde olmalı.
Cenaze namazı kılanlar özürleri yoksa ayakta kılmalılar ve cenaze sabit bir yere konulmalı, hareket eden bir şey üzerinde olmamalı.
S-156: Kimlerin Cenaze Namazı Kılınmaz?
C-156: Devlete karşı gelip isyan edenlerin, eşkiyalık yapan ve yol kesenlerin, anne veya babasını bile bile öldürenlerin cenaze namazı kılınmaz.
Tabiiki, müslüman olmayan bir kimse için de cenaze namazı kılınmaz ve affı için dua edilmez, onlara rahmet duası yapılmaz.
NAFİLE NAMAZLAR:
S-157: Terâvih, Kuşluk, Evvâbin Ve Teheccüd Namazları Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-157:
Terâvih namazı 20 rekattır. Ramazan ayında yatsı namazı ile vitir namazı arasında kılınır. İkişer veya dörder rekât olarak kılınır.
Kuşluk namazı en az 2, en çok 12 rekâttır. Sabahleyin güneş doğduktan kırk veya kırkbeş dakika sonra kılınır. Öğle namazına kırk-kırkbeş dakika kalıncaya kadar kılınabilir. İkişer rekât olarak kılınır. Dört olarak ta kılınır.
Evvâbin namazı en az 2, en çok 6 rekâttır. Akşam namazından sonra ikişer rekât olarak kılınır.
Teheccüd namazı en az 2, en çok 8 rekâttir. Gece bir müddet uyuduktan sonra kalkılarak kılınır. İkişer rekât olarak kılınır.
S-158: Yukardaki Nâfile Namazlardan Başka Nâfile Namazlar Var mıdır?
C-158: Yukardaki nafile namazlardan başka şu nafile namazlar da vardır:
İstihâre Namazı, Tahiyyetü’l- Mescid Namazı, Hâcet Namazı, Husûf (ay tutulması) Namazı, Küsûf (güneş tutulması) Namazı, Korku Namazı, Tesbih Namazı, Tevbe Namazı, Yağmur Duası Namazı…gibi.
*** MÜEZZİNLİK ***
EZAN VE KÂMET:
S-159: Ezan Ve Kâmeti Okur musunuz?
C-159:
“Allahü ekber. Allahü ekber. Allahü ekber. Allahü ekber.
Eşhedü ellâilâhe illallâh (2 defa)
Eşhedü enne Muhammederrasûlullah (2 defa)
Hayye alessalâh (2 defa)
Hayye alelfelâh (2 defa)
<<Kad kâmetissalâh>> (Kâmet getirilirken 2 defa)
<<Essalâtu Hayrumminennevm >> Sabah namazında 2 defa)
Allahü ekber Allahü ekber
Lâilâhe illallâh”
S-160: Ezan Bittikten Sonra Hangi Duâ Okunur?
C-160: Ezan bitince okunan duâ şudur:
“Allâhümme Rabbe hâzihi’d-dâ’vetittâmmeh, vessalâti’l-kâimeh, âti seyyidenâ Muhammedeni’l-vesîlete ve’l-fazîlete ve’d-deracete’r-rafîah, veb’ashü makâmen mahmûdenillezî veadteh”
Manası: “Allahım (Yâ Allah), bu tam davetin ve kılınacak namazın Rabbi, Muhammed (s.a.s.)’e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ver. O’nu kendisine va’dettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır” (Âmin)
Bu duâyı okuyana Peygamber Efendimizin şefâati vâcip olur.
S-161: Müezzinliğin Nasıl Yapıldığını Anlatır mısınız?
C-161: Farza başlamak için Kâmet getirilir.
Farz namazın selâmından sonra: Allahümme entesselâmü ve minkesselâm. Tebârekte ya zelcelâli vel ikrâm, denir.
Tesbihten önce: Alâ rasûlinâ salavât (Salât u selâm getirilir).
(Salât u selâm: Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.)
Daha sonra: Sübhânallahi vel hamdü lillâhi ve lâilâhe illallâhü vallâhü ekber Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm, denir ve Âyete’l- Kürsi okunur.
Âyete’l-Kürsi okunduktan sonra Tesbih çekmek için şunlar okunur:
Vehüvel aliyyül azîmü zül celâli sübhânallah (33 sübhânallah).
Sübhânel kerîmi dâimenil hamdulillâh (33 elhamdülillah).
Rabbil âlemine teâlâ şânühû Allahü ekber (33 Allahü ekber).
Tesbihten sonra: Lâilâhe illallâhü vahdehü lâşerîkeleh. Lehül mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kâdîr.
Sühbâne rabbiyel aliyyil a’lal vehhâb (Âmin) denir ve duâ yapılır.
MÜEZZİNE BİR HATIRLATMA:
S-162: Müezzinlik Yapanlar Nelere Dikkat Etmelidir?
C-162:
1-Müezzinlik yapan kişi kâmeti getirirken ara vermeden, nefes almaksızın söyleyecekse aşağıda yazılacağı gibi okumalıdır.
“Hayye alessalati Hayye alassalah”
“Hayye alelfelâhi Hayye alelfelâh”
“Kad kâmetissalâtü Kad kâmetissalâh”
2- Kâmet getiren bir kişi “Kad kâmetissalâh” diyene kadar yerinde durmalı, bunu söylemeye başlayınca safa geçmek için yürümeye başlamalıdır.
3- Ezan okurken ve müezzinlik yaparken makam yapıp güzel okuyacağım diyerek, harflerin sıfatlarını ve kelimelerin manalarını değiştirecek şekilde bir okuyuştan kaçınmalıdır.
MÜEZZİNLİĞİN FAZÎLETLERİ
S-163: Müezzinliğin Fazîletlerini Söyler misiniz?
C-163:
1- Müezzinin sesini işiten her şey onun ezanına ve onun lehine şahitlik edecektir.
2- Müezzin, sesinin ulaştığı yer mesâfesince mağfirete nâil olacaktır.
3- Müezzinler kabirlerinden ezan okuyarak çıkacaklardır.
4- Müezzinler kıyâmet günü boyca insanların en uzunu olacaklardır.
5-Allah rızası için ezan okuyan müezzin, ezan okuduğu müddetçe,
kanı içinde kımıldayan şehid gibidir.
6- Yaş ve kuru her şey ona şehâdet eder. Ölürse, kabrinde kurtlanmaz.
3) ORUÇ TUTMAK:
S-164: Oruç Ne Demektir? Ne Zaman Ve Niçin Tutulur?
C-164:
Her yıl Ramazan ayında (29-30 gün) Allah’ın emrini yerine getirmek için sahûr vaktinden iftâr vaktine kadar yeme, içme cinsellik gibi ihtiyaçların terkedildiği bir ibâdettir. Orucun birçok faydası vardır ama en önemlisi Allah’ın bir emri olduğu için yerine getirilmesi ve mükâfatının ne olduğunu ve büyüklüğünü sadece Allah’ın bildiği bir ibadet olmasıdır.
S-165: Orucun Faydaları Nelerdir?
C-165: Allah’ın rızasını kazandırır. Nefsin terbiye edilmesini sağlar. Oruç ahlâkımızı güzelleştirir. İnsana sabırlı olmayı öğretir. İnsanın sıhhatli olmasını, vücudun dinlenip dengelenmesini sağlar. İnsanda varolan yardım, merhamet ve dayanışma duygularını kuvvetlendirir. Fakir ve muhtaçların durumunu daha iyi anlamamızı sağlar.
S-166: İmsâk, Sahûr Ve İftâr Ne Demektir?
C-166:
İmsâk: Oruca başlama vaktine denir.
Sahûr: Oruca başlamadan önce yenilen yemeğe denir.
İftâr: Orucun sona ermesine ve orucu açmak için yenilen yemeğe
denir.
S-167: İftâr Duâsını Ve Anlamını Söyler misiniz?
C-167:
İftâr Duâsı: “Allahümme leke sumtü, ve bike âmentü, ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü.”
Anlamı: “ Allahım, Senin rızân için oruç tuttum, Sana inandım, Sana güvendim, Senin verdiğin rızıkla iftâr ettim”.
S-168: Oruç Tutmak Kimlere Farzdır? Ne Zaman Niyet Edilir?
C-168:
Ramazan ayında oruç tutmak âkil (akıllı olan), bâliğ olan(erginlik çağına gelen) kadın ve erkek her müslümana farz olan bir ibâdettir. Ramazan orucuna, akşamdan imsak vaktine kadar niyet edilebilir. Sahura kalkmak niyet sayılır. Kalkamayan, unutan öğlenden önce niyet etmelidir.
S-169: Kimler Oruç Tutmayabilir?
C-169:
Oruç tutamıyacak kadar hasta ve yaşlı olanlar, çocuğunu emzirmek zorunda olan kadınlar, hâmile olan kadınlar, yolculukta bulunanlar yani seferî olanlar daha sonra, Ramazan ayı hâricinde müsâit oldukları zaman kaza etmek şartıyla oruç tutmayabilirler. Kazâ edemeyenler her gün için bir fidye öderler.
S-170: Fidye Ne Demektir?
C-170:
Ramazan orucunu mazereti sebebiyle Ramazanda tutamayan kişi; orucu kazâ edemeyecek derecede yaşlı veya hasta olursa, orucunu kazâ edemeden vefât ederse; bu kişilerin üzerlerindeki oruç borcunu düşürmek üzere fakirlere verilen paraya Fidye denir. Tutulamayan her oruç günü için bir fidye verilir. Bir ay tutamamış olan bir aylık, on gün tutamamış olan da on günlük fidyeyi fakirlere verir. Bir günlük fidye miktarı bir kişinin sabahlı akşamlı karnını doyurabilecek miktardır veya bir kişinin günlük gıda ihtiyacını giderecek miktardır. Bu miktar, Fitre ile aynı orandadır. Bu miktar ülkelere ve çevrenin ekonomik şartlarına göre farklı olabilir. Bir kimse nerede yaşıyorsa oranın fidye bedeline göre ödemelidir. Göndereceği yerde fidye bedeli daha ucuz diye oradaki fidye miktarına göre hesaplayıp vermek doğru olmaz, böyle yapılırsa yaşadığı yerdeki bedel ile ödediği bedel arasındaki fark, kendi üzerinde borç olarak kalır. Belçika için bir fidye bedeli ortalama 10 Euro’dur. Dileyen bu miktarın üzerinde verebilir. Üst sınır yoktur.
S-171: Bir Kimse Tutamadığı Oruçlar İçin Hemen Fidye Ödeyebilir mi?
C-171:
Bir kimse tutamadığı oruçların yerine maddi durumu iyi olduğu için hemen fidye ödeyerek oruç borcundan kurtulma gibi bir yola düşmemelidir. Önce oruçlarını kazâ etmeye çalışacak, eğer oruç tutmasına engel olabilecek dinen bir mazereti varsa ondan sonra fidye vermek suretiyle borçtan kurtulacaktır. Oruç tutma imkânı olduğu halde fidye öder ve oruç tutmazsa; verdiği para oruç fidyesi olmaz, normal bir sadaka olur ve tutamadığı orucun vebâli de boynunda bir borç olarak kalır.
S-172: Orucu Bozan Şeyler Nelerdir? Kaza Ve Keffâret Gerektiren Durumlar Hangileridir?
C-172:
a)Bile bile yemek, içmek, cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar. Bile bile kasden orucu bozan hem kaza hem de keffâret orucu tutar.
b) Vücudun dışından (veya tabii yollardan) vücuda giren her şey orucu bozar. Burna ve kulağa ilaç akıtmak, abdest alırken ağız veya burundan boğazına istemeyerek suyun kaçması, imsak girdiği halde vakit vardır diyerek yemeye devam etmek, iftar olmadan oldu zannederek orucu açmak, kendi isteği ile kendi kendine kusmak orucu bozan şeylerdir. Bir hata, yanılma ve mecburiyet karşısında orucunu bozan, orucu bozulmuş olan kişi sadece orucunu kaza eder.
S-173: Orucun Keffâreti Ne Demektir?
C-173:
Bile bile, kasden orucu bozmanın cezası (keffaret orucu); iki ay hiç ara vermeden oruç tutmaktır. Keffâreti tutan kişi ara verirse, yeniden yani birinci günden başlar, tuttukları nâfile yerine geçer. Kadınların özel halleri araya girince bu zaruret olduğu için yeniden başlamazlar. Fakat temizlendikleri andan itibaren ilk imsak vakti ile kaldıkları yerden keffârete devam etmelidirler. Eğer temizlendikleri halde bir gün ara verir veya başlamayı geçiktirirseler onlar da birinci günden diye sayarak keffârete yeniden başlarlar. Keffâret yani hiç ara vermeden 60 gün veya iki ay oruç tutmak, orucu bilerek bozmanın cezasıdır. Bozduğu gün için de güne gün oruç tutacaktır. (2 ay + bozduğu gün sayısı.)
S-174: Orucu Bozmayan Şeyler Nelerdir?
C-174:
Unutarak yemek-içmek, kan vermek, koku koklamak, vücuduna krem veya yağ sürmek, yıkanmak, uyurken ihtilam olmak, kan vermek, kendi tükrüğünü yutmak, kendi isteği olmadan ağzına toz veya duman girmesi orucu bozmaz. Kendi isteği olmayarak elinde olmayarak kusmak, göze ilaç damlatmak, kulağa suyun kaçması da orucu bozmayan şeylerdendir.
S-175: İTİKÂF Nedir? C-175: Bir cami veya mescidde Ramazanın son on günü ibâdet niyetiyle kalıp, ibâdet ve dînî ilimlerle meşgul olmaktır. Bu süre içinde ibâdetle meşgul olunur ve camiden dışarı çıkılmaz.
4) ZEKÂT VERMEK:
S-176: Zekât Ne Demektir?
C-176: ZEKÂT: İslâm’ın beş şartından birisi de zekât vermektir. Zekât; artmak, çoğalmak, bereket, arınmak, temizlik gibi manalara gelir. Fıkhî manası ise; zarûrî ihtiyaçlarının hâricinde, nisâb miktarı para veya mala sahip olan kişinin yerine getirmesi gereken mâlî bir ibâdettir.
Zekât, mal ile yapılan bir ibâdettir. Aslî ihtiyaçlar dediğimiz; yeme, içme, giyinme, barınma vb. masraflardan sonra elde kalan para veya altın nisâb miktarını (dinimizce belirlenmiş olan zenginlik ölçüsünü) tutuyor veya geçiyorsa bu kişiye zekât vermek farzdır. Nisab miktarı 86 gr. altın veya onun karşılığı olan paradır.
S-177: Zekâtı Verilmeyen Bir Malın Veya Paranın Durumu Nedir?
C177: Zekâtı verilmeyen bir malın veya paranın içerisine pislik bulaşmış olur. Çünkü zekât Allah (c.c.) tarafından fakir olan müslümanlara tanınmış bir haktır. Zekât zengin müslüman için malının pisliğidir. Fakir olan müslüman için ise bir sevinçtir, nîmettir. Zekâtını vermeyen kişi kul hakkı yemiş olur. Çünkü zekât, fakir-fukaranın ve muhtaç olanların hakkıdır.
S-178: Zekâtın Faydaları Nelerdir?
C-178: Allah için fedakârlık yapmayı sağlar. Borçtan kurtulup Allah’ın rızasını kazanmayı sağlar. Allah’ın verdiği zenginliğe karşı bir teşekkürdür. İnsanı cimrilikten kurtarır ve cömertliğe alıştırır. Malın artmasına ve bereketlenmesine vesile olur. Şefkât, merhamet ve yardımlaşma duygularını güçlendirir. Zengin ile fakirlerin yakınlaşmasına ve kaynaşmasına sebep olur. Aradaki hased ve fesad duyguları aradan kalkar.
S-179: Zekât Kime Farzdır?
C-179: Zekât, akıllı olan, büluğ çağına ermiş olan, hür olan ve zarûri ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra dînen zengin sayılan (nisâb miktarı mal veya parası olan) kadın-erkek her müslümana farzdır.
S-180: Nisâb Miktarı Ne Demektir?
C-180: Dînen zengin sayılma ölçüsüdür. Bir kimsenin zarûrî ihtiyaçlarının dışında 86 gr. altın veya bunun değerinde nakit parası varsa bu kişi dînen zengin sayılır ve o kimsenin zekât ödemek gerekir, farzdır.
S-181: Zarûrî İhtiyaçlar Nelerdir?
C-181: Bir insanın oturduğu evi, giyecek eşyası, yiyecek ve içeceği, yakacağı, bineceği arabası zarûrî ihtiyaçları oluşturur. Ayrıca bir meslek sahibinin mesleğini icrâ etmek için kullandığı eşyaları, ilim sahibinin kitapları da zarûrî ihtiyaçlardandır. Bu zarûrî ihtiyaçların karşılanmasında orta yol ölçü alınır. Lüks sınıfına girenler için, normalinden fazla olan değerinin yani lükse giren kısmının zekâta tâbî olduğunu söyleyen âlimler vardır.
S-182: Zekât Kimlere Verilir?
C-182: Zekât, fakir fukaranın hakkıdır. Fakirlere, yoksullara, yolda kalmış olanlara, Allah yolunda olanlara, ilim tahsil eden talebelere verilir. Zekât, cami, okul, yol yapımı veya herhangi bir dernek veya vakfın harcamalarını karşılamak için kullanılamaz. Eğer bir vakıf veya derneğe veriliyorsa o kuruluşun ihtiyaçları için değil; o kuruluş vasıtasıyla muhtaç olan insanlara ulaştırılsın diye verilir. Zekât, muhtaç olan fakir-fukaranın ihtiyaçları için harcanır. Zekât verilirken, muhtaç durumda olan akrabalardan başlamak tavsiye edilmiştir.
S-183: Kimlere Zekât Verilmez?
C-183: Anne-babaya, dede ve neneye, eşler birbirlerine, kendi çocuklarına, zengin olanlara, müslüman olmayanlara zekât verilmez.
S-184: Zekât Ne Zaman Verilir?
C-184: Zekât, yılda bir sefer zengin müslümanlarca yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Geciktirilmesi doğru olmaz. Hesabı yapılarak önceden verilebilir. Daha sonra normal verme zamanı gelince hesabını yeniden yapar, az vermişşe verilmeyen miktarı hesaplar ve zekât olarak verir. Eğer fazla vermişse isterse bunu sadaka olarak bağışlar, isterse gelecek senenin zekâtına sayar ve gelecek yıl zekâtını verirken hesabını yapar, ödemesi gereken meblağdan bu fazlalığı düşer ve geriye kalan kısmı zekât olarak öder. Zekâtı ödemek için belirli bir zaman yoktur. Fakat ne zaman veriliyorsa, her yıl aynı zamanda verilmeli ki zekâtta bir gecikme olmasın.
Genelde Ramazan ayında verilmekte ve böylece unutma ve gecikme problemi yaşanmamaktadır. Ayrıca Ramazan Bayramından önce fakir-fukara ve muhtaçlar sevindirilmek suretiyle onlara ikinci bir bayram sevinci yaşatılmaktadır.
S-185: Zekât Nelerden Verilir? Zekâta Tâbi Olan Mallar Nelerdir?
C-185: Zekât; para, altın, gümüş, ticaret eşyası, hayvanlar, madenler, defineler ve tarım ürünlerinden verilmektedir.
Tarım ürünleri dışındakilerinin üzerinden bir yıl geçince zekât gerekir fakat tarım ürünlerinden verilen zekât için yani öşür için bir sene geçmesi beklenmez. Mahsül tarladan çıkarıldıktan sonra ambara koymadan veya satmadan önce öşür tesbit edilir ve fakirlere verilir.
* Para, altın, gümüş, ticaret eşyasından 40’ta bir yani % 2.5;
* Tarım ürünlerinden duruma göre 10’da bir yani % 10 veya 20’de
bir yani % 5;
* Define ve madenlerden 5’te bir yani % 20 zekât ödenir.
Hayvanların zekâtındaki nisâb miktarı hayvanların cinsine göre değişir. Sadece hayvancılıkla geçinen kişinin hayvanları için şu nisâblar geçerlidir: Küçükbaşlar 40, büyükbaşlar 30, develer 5 adet olunca zekâta tâbi olurlar.
S-186: Bir Kişiye Zekât Ne Zaman Farz Olur?
C-186: Zekât verecek olan kişinin zekât vermesi için, zengin olduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Daha önce zekât verecek durumda olmayan bir kişi, eline geçen mal veya para ile dînen zengin sayılan seviyeye geldiğinde hemen zekât vermez. Bu zengin oluşunun üzerinden bir yıl geçtikten sonra zekâtla mükellef olur. Zekât vermeye başladıktan sonra ise, eline geçen şeylerin üzerinden bir yıl geçmesini beklemez. Bu yıl zekât vermiş olan kişi, gelecek sene zekât verme zamanı geldiğinde elindeki mal veya para nisâb miktarının altına düşmüşse ona zekât gerekmez. Ama nisâb miktarı mal veya paraya sahipse zekât vermesi gerekir. Sene içindeki artış ve eksilmeye itibar edilmez. Zekât verme zamanı gelince elinde olanların hepsinin hesabını yapar ve % 2.5’ğunu zekât olarak verir. Ayrıca kişi her eline geçenin üzerinden bir sene geçmesini beklerse zekât işi iyice karışır. Onun için kural; önceki yıl zekâtla mükellef olan kişinin bu yıl geldiğinde de zekâtla mükellef ise, zekât vereceği zaman elinde olanların hesabını yapıp zekâtını vermesi şeklindedir. Bu aynı zamanda fakirin lehine olan bir durumdur. Elinde hem altın, hem de para olan kişi bu ikisini ortak bir değerde toplar, meselâ paraya çevirir ve % 2.5’ğunu zekât olarak verir. Sadece altını veya sadece parası varsa o zaman onun % 2.5’ğunu zekât olarak verir.
S-187: Ticaretle Uğraşanlar Zekâtlarını Nasıl Hesaplar?
C-187: Ticaretle uğraşanlar elindeki demirbaş eşyalar (nakliye aracı, raflar, eşya konulan dolaplar gibi kendiyle ticaret işi gerçekleştirilen araç – gereçler) hariç; bütün ticaret eşyalarının dökümünü çıkarırlar ve bunların bedelini tespit ederler. Varsa borçlarını ve dükkan giderlerini de (kira, vergi, elektrik-su telefon parası ve personel giderleri v.b.) hesap ederler.Tesbit edilen ticaret eşyalarının bedelinden bu giderler düşülür ve kalan miktar nisâb miktarına ulaşıyorsa, bu kalan miktarın % 2.5’ğunu zekât olarak verirler.
S-188: Borcu Olana Zekât Ödemek Gerekir mi?
C-188: Borcu olana zekât düşmez. Ama borcu olur, elinde de zarûrî ihtiyacının dışında birikmiş parası veya malı olursa bakılır; eğer elinde olanlar borcunu karşılamaya yetmiyorsa zekât gerekmez. Elinde olan borcunu kapatmaya yetiyor ve nisâb miktarı veya daha fazla kalıyorsa, kalan bu miktarın % 2.5’ğunu zekât olarak vermek gerekir. Eğer elindeki ancak borcu kapatmaya yetiyorsa bir şey vermesi gerekmez.
S-189: Ödünç Veya Emanet Olarak Borç Veren Kişiye Borç Olarak Verdiği Bu Paranın Zekâtı Gerekir mi?:
C-189: Birine ödünç vermiş olan yani emanette parası olan ne yapacak? Verdiği borcu kesin olarak geri alacağından eminse, her yıl bu parasını da elinde olan para ile beraber hesaplayıp zekâtını verir. Parayı geri alacağı şüpheli ise muhayyerdir. İsterse zekât hesabını yaparken bu parayı da hesaba katar ve zekâtını verir. İsterse parayı geri alıncaya kadar onun zekâtını vermez. Fakat parasını borç verdiği kişi geri iâde ettiği zaman, üzerinden kaç yıl geçmişse her yıl için ayrı ayrı hesab edip zekâtını vermesi gerekir.
S-190: Meselâ 3000 Euro Alacağı Olan Birisi Parasını Geri Alıncaya Kadar Bu Paranın Zekâtını Vermemiş Olsun. Verdiği Parayı Üç Yıl Sonra Geri Almış Olsa Zekâtı Nasıl Hesaplayacak?
C-190:
3000 Euro alacağı olan kişinin, parasını geri alıp almayacağı şüpheli olduğu için bu parasının zekatını vermediğini düşünelim. Bu kişi meselâ üç yıl sonra parasını geri alsa ne yapmalıdır? Bu kişinin üç yıl için ayrı ayrı hesab edip zekâtını ödemesi gerekir. Şöyle hesap yapılır:
1.yıl için 3000 Euronun % 2.5’ğu 75 Euro yapar.
2.yıl için 3000’den 75 Euro çıkarır. Geriye 2925 Euro kalmıştır. Bunun da % 2.5’ğu 73,125 Euro eder.
3.yıl için 2925’den 73,125’i çıkarır. Geriye 2851,875 Euro kalır. Bunun da % 2.5’ğu 71,297 Euro eder.
Daha sonra her yıl için çıkan miktarları toplar. Bunların toplamı ise 219,422 Euro, bunu düzlersek 220 Euro eder. Demek ki bu kişinin daha önce üç yıl zekâtını ödemediği bu 3000 Euro için ödemesi gereken zekât miktarı 220 Euro’dur. Borç olarak verilmiş olup ta zekâtı ödenmeyen paraların zekât miktarını tespit için bu usûl uygulanarak hesap yapılır.
S-191: Zekatın Verilme Şekli Nasıl Olmalıdır?
C-191:
Zekât verirken buna niyet ederiz. Kalben niyet yeterlidir. Muhtaç ve fakirleri rencide etmeden verilmelidir.
Mânen incinme ihtimali varsa verdiğimizin zekât olduğunu söylemeye gerek yoktur. Böyle bir ihtimal yoksa söyleyebiliriz. Çünkü zekâtın uygun olmayan yerlere harcanmaması gerekir. Bu zekâttır onun için zarûri ihtiyaçları giderin, zekâtı haram ve mekruh şeyleri almak için kullanmak doğru değildir, denilebilir. Bu şekilde söylemeyi yadırgamayalım çünkü zekâta muhtaç olup, zekâtla ilgili dîni bilgiden mahrum insanlar da vardır.
Ayrıca bir kişiye zekât verilince onu, evinin ihtiyacı için değil de kendi zevki veya haram, mekruh olan bir şey için kullanacağına eminsek ona vermemeliyiz. O kişinin eşine veya onlara gerekli ihtiyaçlarını alıp verebilecek bir şahsa vermeli ve gerektiğinde ondan istemelerini veya o şahsın zaman zaman onların ihtiyaçlarını gidermesi hususunda gerekeni yapmasını söylemeliyiz.
Zekât bir kişiye verildiği gibi birden fazla kişiye de bölüştürülüp verilebilir. Fakat muhtaç olanların yükünü hafifletmek için bir kişiye vermek daha uygundur. Meselâ, 300 Euro’yu üçe dörde bölmek yerine bir kişiye vermek gibi. Bu husus zekât verenin tercihine kalmıştır. Zekât vermeye muhtaç olan yakınlardan başlamak daha uygundur.
SADAKA-İ FITIR (FİTRE)
S-192: Fitre Ne Demektir? Ne Zaman Verilir? Kimlere Vâciptir?
C-192:
Ramazan ayı içerisinde veya en geç bayram namazından önce verilmesi gereken ve halkımız tarafından Fitre olarak bilinen ve vâcip olan bir sadakadır.
Nisab miktarı mala sahip olan bir müslümanın kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocukları için fitre vermesi vaciptir. Ramazan’da doğan bebek için, aklî dengesi yerinde olmayanlar için bile fitre ödemek gerekir. Oruç tutamayanlar da fitre vermekle yükümlüdür. Kişi anne-babasının fitresini vermekle yükümlü değildir. Fakat onların müsâadelerini alarak fitrelerini verebilir.
S-193: Fitre Vermek İçin Dînen Zengin Sayılma Ölçüsü Olan Nisâb Miktarı Üzerinden Bir Sene Geçme Şartı Var mıdır?
C-193:
Fitre vermek için elde olan nisâb miktarı para veya malın üzerinden bir yıl geçme şartı yoktur. Bayramdan bir gün önce fakir olan kişinin eline nisâb miktarı mal veya para geçerse bu kişiye fitre vacip olur.
S-194: Fitrenin Miktarı Ne Kadardır?
C-194:
Belçika için fitre miktarı 8 ile 10 Euro olarak tespit edilmiştir. Fakat ortalama olarak 10 Euro olarak verilmesi daha uygundur. Dileyen 12, 15 Euro veya daha fazla verebilir.
S-195: Fitre Kimlere Verilir?
C-195:
Fitre, zekât verilen kimselere verilir. Herhangi bir kurum veya kuruluşa veya camiye verilemez. İsteyen istediği yere yardım edebilir, etmelidir de. Ancak zekât ve fitrenin kimlere verileceği dinimizce belirlenmiştir. Bunlar da fakirler ve muhtaçlardır. Bir kuruluş veya cami Fitre topluyorsa bunu kendi ihtiyaçlarını gidermek için kullanamaz. Ancak fakir ve muhtaçlara dağıtmak için toplayabilir ve topladığını veya fakirlere verilmek üzere kendisine teslim edilen zekât veya fitreleri muhakkak fakir ve muhtaçlara ulaştırmaları gerekir.
5) HACCA GİTMEK:
S-196: Hac Nasıl Bir İbâdettir? Kime Farzdır?
C-196:
Hac, mal ve bedenle yerine getirilen bir ibâdettir. Hac, zengin olan müslümanlara hayatları boyunca bir defa yerine getirmeleri gereken bir farzdır. Hac ibadeti esnasında, Mekke, Medine, Arafat, Cidde, Mina… gibi kutsal yer ve mekânlar ziyaret edilir ve oralarda yapılması gereken hac vazifeleri yerine getirilir.
S-197: Hacca Gitmek Ne Zaman Farz Olur?
C-197:
Bir kişinin kendisine hac ibâdetinin farz olması için: Müslüman, akıllı, büluğ çağına ermiş, hür ve zengin olmasının yanında, hac yolunun emniyetli olması, hacca gidecek kişinin sıhhatli olması, geride bıraktığı eşi ve çocuklarının nafakalarını temin etmiş olması da gereklidir. Kadınlar için yanında kocası veya mahremi olan birisinin olması gerekir.
S-198: Bir Müslüman Zengin Olup Sıhhatli Değilse Ne Yapar?
C-198:
Zengin olan bir kişi, sıhhatli değil de hasta olur ise kendisine vekâleten başka bir şahsı hacca gönderebilir. Vekili olarak gönderdiği kişi de haccı o kişi nâmına niyet ederek yapar.
S-199: Haccın Farzları Nelerdir?
C-199:
1- İhrâma girmek.
2- Arafatta vakfe yapmak.
3- Kâbe’yi ziyaret tavafı yapmak.
S-200: Haccın Vâciplerinden Bazılarını Söyler misiniz?
C-200: * İhrâma Mîkat denilen yerlerde girmek.
* Şeytan taşlamak, kurban kesmek, tıraş olmak.
* Müzdelife’de vakfe yapmak.
* Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak.
* Kâbe’yi abdestli olarak tavaf etmek.
* İhrâmlıya yasak olan şeyleri terketmek.
* Tavafı Hatim denen yerin dışında yapmak… gibi vâcipleri vardır.
S-201: Haccın Sünnetlerinden Bazılarını Söyler misiniz?
C-201:
* İhramdan önce boy abdesti almak. Güzel koku sürmek.
* İhrama girerken iki rekat nâfile namaz kılmak.
* İhramın beyaz olması. Telbiye getirmek.
* Mekke’ye girince kudüm (selamlama) tavafı yapmak
* Ziyaret tavafının ilk üç şavtında çalımlı yürümek-remel yapmak.
* Bayram geceleri ni Mina’da geçirmek… gibi sünnetleri vardır.
S-202: Haccın Çeşitlerini Söyler misiniz?
C-202:
1- İfrad Haccı: Umresiz olarak yapılan hac demektir.
2- Temettü Haccı: Hac ve umreyi ayrı ayrı ihrâma girerek yapmaya
denir.
3- Kıran Haccı: Haccı ve umreyi bir ihrâma girişle yapmaya denir.
S-203: Haccın Önemini Ve Faydalarını Söyler misiniz?
C-203:
1- Çeşitli ülkelerden gelen müslümanların bir araya gelmesi ile İslâm Kardeşliği duyguları güçlenir. Birbirleri ile görüşen müslümanlar dertleşir ve dertlerine çözüm yolları ararlar.
2- İnsanların hepsinin ihrâm elbisesine bürünmüş olması, herkesin eşit olduğunu; makam, mevki ve zenginliğin üstünlük ölçüsü olmadığını ortaya koyar ve insanların bu hâli mahşer gününü hatırlatır.
3- Hacda, insanoğlu bu dünya hayatının bir hiç olduğunu, malın ve evladın bir imtihan olduğunu daha iyi anlar. Merhamet ve yardım duyguları gelişir.
4- Hac yolculuğunun meşakkatli olması ve orada uyulması gereken kuralların gerekliliği insanların sabırlarını arttırır.
5- Kutsal yerleri ziyaret ve ibadet müslümanlara huzur verdiği gibi onların imanlarının kuvvetlenmesini de sağlar.
S-204: Umre Ne Demektir?
C-204:
UMRE: Arefe günü ve kurban bayramının dört günü hariç olmak üzere senenin diğer günlerinde; usülüne uygun olarak ihrâma girip, Kâbe’yi tavaf etmek, sa’y yapmak ve tıraş olmaktan ibaret olan bir ibadettir.
S-205: Mikat Mahalli Ve İhrâm Ne Demektir?
C-205:
Mikat Mahalli: Mekke sınırlarına Harem denir. Harem bölgesinin sınırlarını oluşturan ve Harem bölgesine dışarıdan gelenlerin İhrâma gireceği yerlere Mikat Mahalli denir.
İhrâm: Hac veya umre yapacak olan kişinin belirli bir süre kendisine bazı şeyleri yasaklamasına denir. Niyet edilir, telbiye getirilerek dikişsiz iki parçadan oluşan ihrâm elbisesi giyilir.
S-206: Telbiye Ne Demektir?
C-206:
Telbiye: “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, inne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerîkelek”duâsına denir.
Manası: “Buyur (Emret) Allah’ım buyur. Buyur ey eşi ve ortağı olmayan buyur. Muhakkak ki hamd Sanadır, nimet senindir, mülk Senindir, Senin ortağın (şerikin) yoktur.”
İhrâmlı iken ve bol bol söylenir. Erkekler yüksek sesle, kadınlar hafif sesle söyler.
S-207: Tavâf, Şavt, Sa’y, Vakfe Kelimelerini Açıklar mısınız?
C-207:
Tavâf: Kâbe’nin etrafını usûlüne uygun olarak yedi defa dolaşmaya
denir.
Şavt: Kâ’be’nin etrafını bir defa dolaşmak.
Sa’y: Safâ ile Merve tepeleri arasında süratlice gidip gelmektir.
Vakfe: Arafat ve Müzdelife’de belirli bir süre durmak demektir.
*** MÜBÂREK GÜNLER VE GECELER ***
S-208: Cuma Günü Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-208: Cuma günü müslümanlar bir araya gelip cemaat halinde cuma namazını kılarlar. Cuma saati ve cuma gecesi duâların kabul edildiği vakitlerdir. Cuma günü haftalık bayramımızdır.
S-209: Dînî Bayramlarımız Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-209:
Ramazan Bayramı: Bir sene içinde kutladığımız iki tane bayramımız vardır. Ramazan bayramı, Ramazan ayında bir ay oruç tuttuktan sonra kutlanılan bir sevinç ve neşe zamanıdır. Tutulan oruçların sevabını, mükâfatını alma bayramıdır. Üç gün sürer.
Kurban Bayramı: Rabbimizin kurban kesme emrine uyarak, kurbanların kesildiği ve etlerinin ihtiyaç sahiplerine ve komşularımıza dağıtıldığı Allah için fedakârlıkta bulunmanın sevincinin yaşandığı bir bayramdır. Hac zamanında yapılır. Dört gün sürer. Kurbanlar ilk üç gün içinde kesilmelidir. Kurban bayramında getirilen tekbirlere ‘Teşrik Tekbirleri’ denir. Koyun, keçi, deve, sığır ve manda dışındaki hayvanlardan kurban olmaz. Koyun ve keçi bir kişi için olur. Büyük baş hayvanları yedi kişi ortaklaşa kesebilir. Kurbanlık hayvanların sıhhatli olmaları, hasta ve özürlü olmamaları gerekir. Kurban, Allah için fedakârlıktır. O’nun bize verdiği mal ve mülkten O’nun için verirken ve kurban keserken gücümüzün yettiğinin en güzelini vermeli ve kesmeliyiz.
S-210: Aşûre Günü Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-210:
Aşûre Günü: Nuh tufanı sonrası Nuh (a.s.) gemide kalan yiyecekleri bir araya getirerek bir çorba pişirir ve hep beraber yerler. İşte o günün anısına müslümanlar her yıl Muharrem ayının içinde ‘Aşure Tatlısı’ pişirir ve dağıtırlar. Ayrıca Aşure günü olan Muharremin onuncu gününü de bir gün öncesi veya sonrasıyla oruçlu olarak geçirirler. Muharremin 9-10 veya 10-11 veya 9-10-11’ini oruçlu olarak geçirirler.
S-211: Üç Aylar Ne Demektir?
C-211: Üç Aylar: Kamerî aylardan ard arda gelen; Recep, Şaban ve Ramazan aylarına ‘Üç Aylar’ denilir.
S-212: Kaç Tane Kandil Gecesi Vardır?
C-212: Beş tane kandil vardır. Bu geceler nurlu, bereketli ve mübârek gecelerdir. Onun için bunlara kandil geceleri denir. Bu kandil geceleri şunlardır: Mevlid Kandili, Regâib Kandili, Mi’râc Kandili, Berat Kandili, Kadir Gecesi. Bu kandiller için kandil veya gece ifadeleri kullanılabilir.
S-213: Mevlîd Kandili Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-213:
Mevlîd Kandili: Peygamber efendimizin doğum gecesi olan, Kamerî aylardan Rebîu’’l-Evvel ayının 12. gecesinde peygamber efendimizin doğumunu ve hayatını hatırlamak için kutlanan geceye ‘Mevlid Kandili’ denilmektedir.
S-214: Regâib Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-214:
Regâib Gecesi: Recep ayının ilk Cuma gecesi kutlanan mübârek bir gecedir. Duâların kabul edildiği bir gecedir.
S-215: Mi’râc Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-215:
Mîrac Gecesi: Recep ayının 27. gecesi olup, Peygamberimizin Allah’ın daveti üzerine; önce Mescid-i Aksâ’ya oradan da Cebrâil (a.s.) ile gökleri aşarak semaya yükseldiği ve Rabbimiz ile görüştüğü gecenin hatırasına kutlanan mübârek bir gecedir.
S-216: Berat Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-216:
Berat Gecesi: Borçtan, suçtan, cezadan kurtulma gecesidir. Senelik rızıkların, ecellerin, olayların tayin edildiği ve duâların kabul edildiği bir gecedir.
S-217: Kadir Gecesi Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-217:
Kadir Gecesi: Kur’an’ın inmeye başladığı ve peygamberimize peygamberliğin verildiği mübarek gece. Rahmetin, bereketin, mükâfatın sabaha kadar devam ettiği, ibadet ve duâların kabul edildiği fazileti büyük gece. Ramazan ayının 27. gecesi kutlanır.
*** DUÂ VE ÖNEMİ ***
S-218: Duâ Ne Demektir? Duânın Faydaları Nelerdir?
C-218: İnsanlar aciz olduklarını hissettikleri veya güçlerini aşan bir durumla karşılaştıkları zaman, kendilerinden üstün olan ve gücü her şeye yeten Allah’a yönelerek yardım isterler. İşte biz buna Allah’a duâ etmek diyoruz. Yapılan duâ insana huzur verir. İşlerinin kolaylaşmasını sağlar. Sıkıntıları hafifletir. Ömrü uzatır. Allah katında sevilen bir kul olmayı sağlar. Duânın daha birçok faydaları vardır. Şunu unutmayalım ki; yaptığımız duâyı Rabbimiz işitmektedir ve onu kabul etmektedir ve O bizimle beraberdir.
S-219: Yapılan Her Duâ Kabûl Edilir mi?
C-219: Bazı duâlarla istenilen şeyler kısa bir süre sonra verilir, bazen daha sonraları verilir. Bazı duâlar da vardır ki kabul edilir fakat duânın neticesi veya mükâfatı ahirette verilir. Yani kabul edilmeyen duâ yoktur. Hayır duâ da olsa bedduâ da olsa kabul edilir. Fakat bedduâ etmekten (kötü bir şey istemekten) sakınmak gerekir. Bedduâ edilen kişi suçsussa o bedduâ, edenin başına geri döner.
S-220: Makbûl Olan Duâlar Ve Duânın Kabûl Edildiği Vakitler Hakkında Bilgi Verir misiniz?
C-220: Annenin, babanın, yolcunun, hastanın, zulme uğrayanın, oruçlunun, müslümanın müslüman kardeşinin gıyâbında yaptığı duâlar makbul duâlardır.
Mübârek gün ve gecelerde, mübârek yerlerde, seher vakitlerinde, yağmur yağarken, iftâr ve sahûr vakitlerinde… Vb. yapılan duâlar da makbul duâlardır.
*** YEMİN VE KEFFÂRETİ ***
S-221: Yemin Ne Demektir? Yemin Eden Ne Yapmalıdır?
C-221: Yemin: Söylenilen bir söze kuvvet kazandırmak veya karşı tarafı inandırmak amacı ile Allah’ın adını anmak demektir.
Yemin eden kişi yeminine sâdık kalmalıdır. Bazan yapılan yemini tutmak, bazan da bozmak daha uygun olabilir. Allah’ın adını anarak bir şey yapacağını söyleyen kişi dediğinin aksini yapar veya söz verdiğini yapmazsa yeminini bozmuş sayılır. Bundan dolayı yani yaptığı bu hatayı affettirmek için yemin keffâretini öder.
S-222: Yeminin Keffâreti Nedir?
C-222: Geleceğe dâir herhangi bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına yemin edip te yeminini bozan kişi keffâret olarak; on fakiri giydirir veya on fakire birer fitre miktarı para verir. Bunları yapacak gücü olmayanlar ise peşpeşe ara vermeden üç gün keffâret orucu tutarlar. Durumu müsait olan birisi fakirleri giydirmez veya onlara fitre miktarını vermez de üç gün oruç tutmak istese bu olmaz. Çünkü yemin keffâretinde öncelikle ödeme şekli maddî olup buna gücü yetemeyen fakirler için mânevîdir yani oruçtur.
*** ADAK ***
S-223: Adak Ne Demektir?
C-223: Adak: Allah’a karşı bir niyazda veya istekte bulunup, bu isteğinin gerçekleşmesi durumunda kendisine vâcip olmayan bir şeyi; o isteği vesilesi ile adayarak kendi üzerine vâcip kılmaya denir.
S-224: Bir Şeyi Adayabilmek İçin Hangi Şartlar Aranır?
C-224: Bir şeyi adayabilmek için, adanılan şeyin cinsinden bir farz veya vâcibin (bir ibadetin) bulunması gerekir. Yapması farz veya vâcip olan şey adanmaz (Ramazanda oruç tutmayı adamak gibi). Terketmesi gereken günahı yapmayı adayamaz (içki içmek gibi). Adanılan şey adayanın mülkünde olmalı (başkasının malını dağıtmayı adamak olmaz).
S-225: Bir Adakta Bulunan Kişi Adağı Gerçekleşince Ne Yapar?
C-225: Kim ne adamışsa, isteği gerçekleşince adağını yerine getirir. Namazsa namazını kılar, oruçsa orucunu tutar, sadaka ise sadakasını verir, kurbansa kurbanını keser. (Kümes hayvanlarından ve de balıklardan kurban olarak adakta bulunulmaz. Bunlardan vermeyi düşünen kişi adağını kurban olarak tavuk keseceğim diye değil de; sadaka olarak fakirlere balık dağıtacağım, tavuk veya ördek eti alıp veya kesip vereceğim şeklinde adamalı. Çünkü kurban dendiğinde akla ilk gelen koyunun kesilmesidir. Onun için adaklar bilinçli olarak yapılmalıdır.)
S-226: Adak Olarak Kesilen Kurbanın Etinden Kimler Yiyemez?
C-226: Adak kurbanının etinden; adayan kişi, eşi, çocukları ve bakmakla yükümlü olduğu anne-babası yiyemez. Yemek isterseler, etin bedelini fakirlere sadaka olarak ödemeleri gerekir.
S-227: Yapılan Adağın Hükmü Nedir?
C-227: Adanılan şeyin yerine getirilmesi vâciptir. Yerine getirmeyen günaha girer. Nafile namaz, oruç, hac veya umre, sadaka, kurban gibi adakların aynen yerine getirilmesi gerekir.
S-228: Adakla İlgili Bazı Örnekler Verir misiniz?
C-228: Falan yerde namaz kılacağım diyen kişi herhangi bir camide namaz kılınca, falana yardım edeceğim diyen kişi başka bir muhtaca yardım etse adağını yerine getirmiş olur.
Kişi şunu yapmayacağım, şuraya girmeyeceğim şeklinde bir adakta bulunmuşsa, bu gibi durumlarda yani yemine benzeyen durumlarda dediğini yapmazsa (mesela vermeyeceğim dedi, verdi; gitmem dedi, gitti) yemin keffâreti ödemesi gerekir.
S-229: Adağın Yerine Getirilmesiyle İlgili Farklı Bir Görüş Var mıdır?
C-229: Adanılan şeyin yerine getirilmemesi durumunda, az önce açıkladığımız gibi konuyu bazı yönleriyle farklı olarak ele almayıp, yemin ile adağı aynı konumda değerlendiren ve yerine getirilmeyen adak ne olursa olsun bunun bir yemin gibi olduğunu ve bunun için de yemin keffâreti ödemenin mümkün olduğunu söyleyen âlimlerimiz de vardır. Üstteki açıklama yemin ile adağın bazı yönlerden farklılığını ifade yönünden bize daha uygun geliyor. Tabiiki en doğrusunu bilen Hz. Allah’tır.
*** KURBAN VE DÎNİ HÜKMÜ ***
S-230: Kurban Ne Demektir?
C-230:
Kurban, ibâdet niyetiyle kurban günlerinde Allah’a yakınlık ve nimetlerine şükretmek için yerine getirilen bir ibâdettir.
S-231: Kurban Kesmenin Hükmü Nedir?
C-231:
Kurban kesmenin hükmü, Hanefî Mezhebine göre vaciptir. Sünnettir diyen âlimler ve mezhebler de vardır.
S-232: Kurban Kesmek Kimlere Vâciptir?
C-232:
Bizim mezhebimize (Hanefî) göre, şu özellikleri taşıyan kişinin kurban kesmesi vaciptir: Müslüman, akıllı, bülûğa ermiş, hür, yolculukta olmayan ve dinen zengin sayılan kişilerin kurban kesmesi gerekir. Bir eve bir kurban gerekir anlayışı yanlıştır. Kendine ait zineti veya sahip olduğu mal veya para nisaba ulaşıyor ve de borcu yoksa her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir. (Borcu olanın elindeki mal borcunu karşılıyor veya durumu iyi olduğu halde az bir borcu varsa bunlar onun kurban kesmesine engel değildir.)
S-233: Kurban Kesmenin Vakti Ne Zamandır?
C-233:
Kurban, Hanefi mezhebine göre kurban bayramının ilk üç gününde kesilmelidir. Şafii mezhebinde ise dördüncü gün de kurban kesilebilir. Gece kesmek mekruhtur denilir ve buna sebep olarak ta hayvanın kesim esnasında eziyet görmemesi ve derinin zarar görmemesi, kesen kişinin yanlışlıkla kendine zarar vermesinin önlenmesi olduğu açıklamaları kitaplarımızda mevcuttur. Gündüzleri dahi yapılan dikkatsizce kesimler ve katı davranışlarla insanların, kendilerine ve hayvanlara eziyet verdiğini üzülerek müşahede ediyoruz.
S-234: Hangi Hayvanlar Kurban Olarak Kesilebilir? Hangi Hayvanlar Birden Fazla Kişi için Kesilebilir?
C-234:
Koyun, keçi, sığır, manda ve deve kurban olarak kesilir. Koyunla keçi bir kişi için, büyük baş hayvanlar ise bir ile yedi kişi için kurban olabilir. Bu hayvanlardan başka herhangi bir hayvan kurban olarak kesilemez.
Amacınız vacip veya nafile bir kurban kesmekse yukarıda geçen beş sınıf hayvandan kesebilirsiniz.
Kümes hayvanları, kuşlar, deniz ürünleri, yırtıcı ve vahşi hayvanlar, sürüngenler ve yabânî hayvanlardan kurban olmaz. Yukarıda adak konusunda da belirttiğimiz gibi herhangi bir hayvanı veya etini sadaka olarak fakirlere verebilirsiniz ama kurban niyetiyle veremez ve kesemezsiniz.
S-235: Kurbanı Kesmeyip Parasını Sadaka Olarak Verebilir miyiz?
C-235:
Kurbanda aslolan kanın akıtılması yani hayvanın kesilmesidir. Onun için parası sadaka olarak verilince kurban borcu düşmez. Muhakkak kesilmelidir. Şöyle yapılabilir: Bir fakire kurbanı sizin adınıza kesmesi için bedelini verirsiniz o da kurban günleri sizin adınıza keser.
S-236: Kesilen Kurbanın Eti Ve Derisi Ne Yapılır?
C-236:
Kesilen kurbanın eti üçe ayrılır: Bir kısmı fakirlere, bir kısmı komşulara, bir kısmı da kendi evine olmak üzere üçe taksim edilir. Derisini ya kendimiz kullanır veya hayır için veririz. Satarsak, parasını biz harcayamayız onu da hayır için fakirlere veya hayır yerlerine veririz.
S-237: Bir Hayvanın Kurban Olarak Kesilmesine Engel Olan Özürler Nelerdir? Hangi Hayvanlar Kurban Olarak Kesilemez?
C-237:
Kurban edilecek olan kurbanlık hayvan sağlam ve kusursuz olmalıdır.
Aşağıdaki kusurlar kendisinde bulunan kurbanlık hayvanlar kurban olarak kesilemezler: Bir veya iki gözü kör olan, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olan, kulak veya kuyruğunun yarıdan fazlası kopmuş olan, kuyruksuz ve kulaksız doğmuş olan, hasta veya basamayacak şekilde topal olan, çok zayıflamış olan, meme başları kopmuş olan hayvanlar kurban olarak kesilemez. Ayrıca koyun ve keçinin bir memesi, sığır cinsi hayvanların iki memesi kurumuş ise bunlar da kurban olamazlar.
Eğer bir şey hayvanın ticari değerini azaltıyorsa bu bir kusurdur. Hayvanın ticari değerini düşürmezse kusur sayılmaz.
Gebe olan hayvanlar kurban edilmemelidir. Alınan hayvanın gebe olduğu bilinmez ve kesildikten sonra gebe olduğu anlaşılırsa bu kurban caizdir. Yumurtaları alınmış, iğdiş edilmiş koçun kesilmesi caizdir.
*** NAMAZ SÛRELERİNİN SIRALAMASI ***
= DUHÂ SÛRESİNDEN NÂS SÛRESİNE = KADAR
S-238: Duhâ Sûresinden Nâs Sûresine Kadar Olan Sûreleri Namazda Okunulacak Sıraya, Tertibe Göre Söyler misiniz?
C-238:
1-) Duhâ Sûresi (Vedduhâ)
2-) İnşirah Sûresi (Elemneşrahleke)
3-) Tîn Sûresi (Vettîni)
4-) A’lak Sûresi (İkra’)
5-) Kadir Sûresi (İnnâ enzelnâhu)
6-) Beyyine Sûresi (Lemyükünillezîne)
7-) Zilzâl Sûresi (İzâzülziletil ardu)
😎 Âdiyât Sûresi (Velâdiyâti)
9-) Kâria Sûresi (Elkâriatu)
10-) Tekâsür Sûresi (Elhâkümüttekâsür)
11-) Asr Sûresi (Velasri)
12-) Hümeze Sûresi ( Veylüllikülli hümezetin)
13-) Fîl Sûresi (Elemtera keyfe)
14-) Kureyş Sûresi (Liîlâfi)
15-) Mâun Sûresi (Eraeytellezî)
16-) Kevser Sûresi (İnnâe’taynâ)
17-) Kâfirûn Sûresi (Kul yâ eyyuhel kâfirûn)
18-) Nasr Sûresi (İzâcâe nasrullahi)
19-) Tebbet Sûresi (Tebbet yedâ ebîlehebin)
20-) İhlâs Sûresi (Kul hüvallâhü ehad)
21-) Felak Sûresi (Kul eûzü birabbil felak)
22-) Nâs Sûresi (Kul eûzü birabbinnâs)
S-239: Namaz Kılarken Sûreleri Kur’ân’daki Sıralarına Göre Okumanın Hükmü Nedir?
C-239: Namaz kılarken Fâtiha Sûresinden sonra bu sûrelerden birini okuduğumuz zaman bu sıraya göre okumalıyız. Bu tertibe uymak sünnettir, bu sıraya göre okumadığımız zaman namaz bozulmaz ama sûrelerin tertibine uymadığımız için bu durum mekruh olur ve namazın sevabı azalır.
Tertibe uymamak mekruhtur, fakat böyle bir şey başına gelen kişinin namaz sonunda yanılma secdesi yapması gerekmez.
S-240: Tertibe Uygun Olan Ve Olmayan Okuyuşa Örnek Verir misiniz?
C-240: Ya her bir rekâtta arka arkaya gelen sûreleri okumalıyız veya okuduğumuz sûreden sonra iki veya daha fazla atlayarak okumalıyız. Örnek: Fîl Sûresinden sonra Kevser Sûresini okuyabildiğimiz gibi, Kâfirûn Sûresini de okuyabiliz. Başka bir örnek verecek olursak, Zilzâl Sûresini okuduktan sonra Tekâsür Sûresini veya ondan sonra gelen bir sûreyi okuyabiliriz.
Önce Kâfirun Sûresini okur ondan sonra Asr Sûresini okursak veya önce Tekâsür Sûresini okur ondan sonra da Kadir Sûresini okursak tertibe uymamış oluruz ve bu okuyuş mekruh yani hoş olmayan bir okuyuş olur.
S-241: Yanlışlıkla Önce Nâs Sûresini Okuyan Ne Yapmalıdır?
C-241:
Farkında olmadan ilk rekâtta Nâs Sûresini okumuşsak diğer rekatta Nasr (İzâcâe) Sûresinden devam edebiliriz. Eğer bu Sûreyi bilmiyorsak bildiğimiz Sûredenden başlarız fakat ondan sonra gelen Sûreleri sırasına göre okumaya devam ederiz.
S-242: Namazda Okunan Sûrelerin Uzunluk Ve Kısalıkları Açısından Nasıl Bir Tertibe Dikkat Etmeliyiz?
C-242:
Namaz kılarken Sûrelerin tertibine dikkat ettiğimiz gibi, uzun Sûreleri kısa Sûrelerden önce okumaya da dikkat etmeliyiz. Önce kısa Sûre okuyup uzun Sûreyi sonraki rekâtta okumak ta mekruhtur. Mesela, önce Kadir Sûresini okuyup ondan sonra Beyyine Sûresini okumak gibi. Burada tertibe uygunluk var ama kısa Sûre önce okunduğu için mekruh olmaktadır. Ama önce Beyyine Sûresi okunsa ondan sonra da Zilzâl Sûresi okunsa hem tertibe uyulmuş hem de uzun Sûre önce Kısa Sûre sonra okunmuş olur.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi namazda Sûrelerin sırasına göre okunması gerekmektedir. Bunun için bizler ezberlediğimiz Sûrelerin sırasını da bilmeli ve namazda okurken bu sıraya göre okumalıyız.
Okuyalım Ve Düşünelim…
İNSANIN YARATILIŞ GÂYESİ – NİÇİN YARATILDIK?
Çevremize baktığımız zaman var olan her şeyin kendine göre bir amacının, gâye ve hedefinin var olduğunu müşâhede ederiz. Bizim küçümsediğimiz, gereksiz gördüğümüz, hattâ tiksindiğimiz birçok varlık, bizim bilmediğimiz ve bilemediğimiz nice önemli vazifeleri icrâ etmektedir. Çünkü kâinatı ve içinde var olan mahlukâtı yaratan Yüce Rabbimiz, yarattığı her şeyi belirli maksat ve vazifeleri icrâ etmeleri için yaratmıştır.
Eşref-i mahlukât olarak yaratılan, kendisine Allah’ın halifesi ünvanı verilen, akıl nimeti ile diğer varlıklara hükmetme yetkisi verilen, yerde ve gökte var olan her şeyin, kendi emrine âmâde kılındığı insanoğlu da belirli bir hedef ve gâye için yaratılmıştır. İnsanoğlunun kendine âit bir sorumluluğu vardır. Daha doğrusu yaratanına, kendine ve çevresine karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır. İnsanoğlu, kendisinin başıboş ve sorumsuz olarak yaratıldığını mı zanneder? Böyle düşünenler için ancak şunu söyleyebiliriz: Boş yaratmamış Rabbim hiçbir varlığı, Hepsi O’nu tesbihle vazifeli. Gâfil olanlar, gâfil olanlar, Kulluktan uzak, şeytan yoluna uyanlar.Yaratılış gâyesinden uzak, Farkında değil ki; şeytan kurmuş ona tuzak…
İnsanoğlunun yaratılış gâyesi; kulluk olarak açıklanmıştır. Allah’a kulluk etmek için yaratılmıştır insanoğlu. “Ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Ez-Zâriyât(51), 56) Kulluk sadece Allah’a yapılır. (El-Fâtiha(1), 5) İbâdet eden, kulluk vazifesini yerine getiren, bunu kendisi için, kendi menfâati için yapmış olur. Kulların yaptıkları ibâdete, Allah’ın ihtiyacı yoktur. O muhtaç olmaktan münezzehtir. (El-Ankebût(29), 6) Kulluk, Allah’ın rızâsını kazanmak için yapılır. (Et- Tevbe(9), 72) Bu vesile ile yapılan kulluk ise, ahiret mutluluğunun yeri olan, cennete girmeyi sağlar. (El-Fecr(89), 28-30)
Yaratılış gâyemizin kulluk olduğunu öğrendikten sonra; kulluğun nasıl yapılacağını, kulluğun hangi manaları içine aldığını yani kulluk kelimesinin şümûlünü de biraz incelemek gerekmektedir.
Kulluğu, iki farklı şekilde izâh edebiliriz: Biri dar, diğeri geniş; biri özel, diğeri genel olmak üzere iki ayrı kısımda değerlendirebiliriz. Fakat bu iki ayrı mana birbirinden farklı olarak değerlendirilmemelidir. İkisini birlikte düşünüp anladığımız zaman kulluk kelimesini tam olarak anlamış ve öğrenmiş oluruz.
1- Kulluk, Cenâb-ı Allah’a bize vermiş olduğu sayısız nimetlere karşılık olarak, O’na ibadet etmek, teşekkür etmektir. Bu, kulluk kelimesinin özel veya dar anlamıdır. Kulun, Rabbine ibâdet etmesi üç şekilde mümkün olmaktadır:
Beden ile yapılan; namaz, oruç gibi, Mal ile yapılan; zekât, fitre, sadaka gibi, Beden ve mal ile beraber yerine getirilen; hacc ve umre gibi ibâdetler vardır.
2- Kulluk kelimesinin daha geniş ve şümûllü olan târifi ise şudur: İbadetlerimizle ilgili olan hususlarda, ibadetlerimizin dışında, muâmelât dediğimiz günlük yaşantımızda ve sosyal meselelerimizde, insânî ve ahlâkî davranışlarımızda Allah’ın rızâsına ve emirlerine göre hareket etmektir. Yani, yataktan kalkıp ta tekrar yatağımıza istirâhat için dönünceye kadar, Allah’ımızın emirlerine uygun olarak, O’nun rızâsını düşünerek hareket etmektir. Hayatımızın her alanında emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmaktır, ölüm anı gelinceye kadar ibâdet ve kulluk şuûru ile yaşamaktır. Her anımızda bizi gözetleyen, yaptığımızı bilen ve yaptıklarımızdan dolayı bizi hesâba çekecek olan Yüce Rabbimizin murâkabesinde olduğumuzu düşünerek ve bunu hiç aklımızdan çıkarmayarak hareket etmektir.
Yapılan ibâdetlerin, yerine getirilmeye çalışılan kulluğun kabûlü ve Allah’ın rızâsını kazanmaya vesile olabilmesi için; ihlâsla yani sadece Allah’ın rızâsı gözetilerek ve O’nun için yapılmış olması gerekir. (El-Beyyine(98), 5) / (Ez-Zümer(39), 11) Ayrıca, ibâdet ve kulluğu ihsân mertebesinde yani Allah’ı görüyormuşçasına yapmak gerekmektedir. (El-Bakara(2), 112)
İbâdetler, yapların niyet ve düşüncelerine göre bâzı kısımlara ayrılır:
A) Cenâb-ı Allah, ibâdete lâyık olduğu için ibâdet etmek. Bu, ibâdetin en üst mertebesidir.
B) Sevap kazanmak, cennete girip cehennemden kurtulmak, kulluk vazifesini yerine getirmek niyetiyle ibâdet etmek. Bu, niyet itibâri ile ikinci mertebedeki ibâdet şeklidir. Bu niyetle yapılan ibâdetler de birinci maddedeki niyetle yapılan ibâdetler gibi sahîh ve makbûl ibâdetlerdir.
C) Dünyevî bir çıkar elde etmek, insanlara gösteriş yapmak, yapmıyor demesinler diye ibâdet etmek gibi âdî, menfâatçi, dünyalık nedenlerle ibâdet etmek. Bu niyetle yapılanlar makbûl ve sahîh değildir. Böyle düşüncelerle ibâdet ettiğini zannedenler, kulluk vazifelerini yerine getirmedikleri gibi bol bol da günâha girerler.
Kulluğumuzu, yukarıda tarif edildiği şekilde gözden geçirmek ve kulluğumuzun ne durumda olduğunu görüp incelememiz gerekmektedir.
Bir kimse kulluğu dar manası ile alır ve hayatını ona göre yönlendirirse, yani kulluğu sadece bazı ibâdetleri yerine getirmekle bitti zannediyorsa, kendi kendini aldatıyor demektir.
Bir kimse düşünün ki; namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekât veriyor, hacca gidiyor yani ibâdetlerini yerine getiriyor. Ahlâk ve muâmelât meselelerinde dinin emirlerinden haberi yok veya onları görmezden geliyor. Bu kişinin kulluğunu gerçek manada yerine getirdiğini söyleyebilir miyiz?
İbâdet yapıyor ama ibâdetin tesiri üzerinde gözükmüyor. Kötü huyları var; kırıcı, kaba, yalan, hile…..vb. ahlâkî bozuklukları var. Faize, içkiye, kumara, kul hakkına, yoksula, muhtaca dikkat etmiyor. Çevresiyle problemli, nefret edilen kişi, güvenilmez, menfâatçi diye tanınıyor.
İnsanlara iyi, güzel, doğru, yanlış, güzel, çirkin…v.s. şöyledir diye anlatıyor, insanların bu anlattıklarına uymalarını istiyor. Fakat, kendisi işine geldiği, menfaatine uyduğu şekilde anlattıklarından, söylediklerinden yan çiziyor. Çıkar ve menfaate göre konuşup, farkında olmadan doğruluktan, hak olandan ayrılıyor. Kaş yapmak isterken göz çıkarıyor, talkın verip salkım yutuyor ve bu yaptığını da doğru zannediyor. İbâdet yaptığı hâlde bu gibi kötü huylarla tanınan, kötülükleri terkedemeyen kişinin kulluğunu ve ibâdetlerini tekrar gözden geçirmesi gerekmektedir..
HER MÜSLÜMANIN BİLMESİ VE YAPMASI GEREKEN
54 FARZ
1- Hz. Allah (c.c.)’ı zikretmek.
2- Helâlinden temiz elbise giymek.
3- Abdest almak. Gusletmek.
4- Beş vakit namazı kılmak.
5- Rızık için Allah’a güvenmek.
6- Helâlinden yemek – içmek.
7- Kanaatkâr olmak.
8- Tevekkül etmek.
9- Kader ve kazâya râzı olmak.
10- Nimetlere şükretmek.
11- Belâ ve sıkıntıya sabretmek.
12- Günahlara tevbe etmek.
13- İhlâs ile ibâdet etmek.
14- Şeytanı düşman bilmek.
15- Kur’ân’ı rehber edinmek.
16- Ölüme hazırlıklı olmak.
17- İyiyi emretmek, kötülükten alıkoymak.
18- Gıybet, dedikodu etmemek.
19- Ana – Babaya itâat ve iyilik etmek.
20- Akrabayı ziyaret etmek.
21- Emânete hıyânet etmemek.
22- Ölçüsüz ve gereksiz şakayı terketmek.
23- Allah ve Resûlüne itâat etmek
24- Günahlardan uzaklaşıp ibâdet üzere olmak.
25- Allah’tan korkmak.
26- Kâinata ibret nazarıyla bakmak.
27- Tefekkür etmek, düşünmek.
28- Dilini kötü sözlerden korumak.
29- Yaramaz ve kötü işler yapmamak.
30- Kimseyle alay etmemek.
31- Her çeşit zinâdan sakınmak.
32- Doğruluktan ayrılmamak.
33- Kibir ve gururu terketmek.
34- Sihir ve büyüye yaklaşmamak.
35- Alış verişte doğru olmak.
36- Allah’ın azabından korkmak.
37- Fakir ve muhtaçlara her zaman yardım etmek.
38- Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek.
39- Yetim malı yememek.
40- Nefsinin arzu ve heveslerine uymamak.
41- Her şeyi Allah için Yapmak.
42- İlim Tahsil Etmek.
43- Zekât vermek.
44- Özel hâlinde olan hanımına yaklaşmamak.
45- Günahlardan kalbini temizlemek.
46- Cömert olmak.
47- Cimri olmamak.
48- Cinsî sapıklık etmemek.
49- Zulüm ile halkın malını yememek.
50- Allah’a şirk (ortak) koşmamak.
51- Rüşvet alıp vermemek.
52- Yalan yere yemin etmemek.
53- İçki içmemek, kumar oynamamak.
54- Yapılan iyiliği başa kakmamak