Skip to content

KONULARLA KIRK HADİS – 7

NAMAZ VE NAMAZIN FAZÎLETLERİ

1) Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde her gün beş defa yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz? Onun kirlerinden bir şey bırakmaz, dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) : “Bu, beş vakit namazın misâlidir. Allah onların sayesinde bütün hataları siler.
Buhari, Mevâkit, 6; Müslim, Mesâcid, 282, (666); Tirmizi, Nesei.

2) Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve şöyle der: “Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Kasem olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dâhil ettim.
Ebu Davud, Salât, 272, (1203); Nesei, Ezan, 26, (2,20).

3) İstikâmet üzere olun. ( bunun sevabını) siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazınızdır. (Zâhirî ve bâtinî temizliği koruyarak) abdestli olmaya ancak mü’min riâyet eder.
Muvatta, Tahâret, 36, (1,34); İbnu Mace, Tahâret, 4 (277).

4) “Ey Muhammed! Artık, nezdimde (hüküm kesinleşmiştir,) bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit, (Rabbinin bir lütfu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır.
Buhari, Enbiyâ, 22, 43,; Müslim, İman 259, (162) ,; Tirmizi, Nesei.

5) Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namazdaki ihmalleri sebebiyle onları (hafifçe, te’dip amaçlı) dövün, yataklarını da ayırın.
Ebu Davud, Saâat, 25, (495, 496).

6) Kim bir namazı unutacak olursa hatırlayınca derhal kılsın. Unutulan namazın bundan başka keffâreti yoktur.
Buhari, Mevakitu’s –Salat, 37; Müslim, Mesacid, 314 (684); Ebu Davud.

7) Kişiyle şirk arasında namazın terki vardır.
Müslim, İman, 134, (82); Ebu Davud, Sünnet, 15, (4678),; Tirmizi

8) İkindi namazını kaçıran bir insanın durumu (uğradığı zarar yönünden) malını ve ehlini kaybeden kimsenin durumu gibidir.
Buhari, Mevâkit, 14; Müslim, Mesacid, 200, (626); Ebu Davud.

9) Ey Ali, üç şey vardır, sakın onları geciktirme: “Vakti girince namaz (hemen kıl), hazır olunca cenaze (hemen defnet), kendisine denk birini bulduğun bekâr bir kadın (hemen evlendir).
Tirmizi, Salât, 127, (171)

10) Resûlullah (s.a.s.) şu üç vakitte bizi namaz kılmaktan ve ölülerimizi defnetmekten nehyetti: Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar. Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, meyledinceye kadar. Güneş batmaya meyledip batıncaya kadar.
Müslim, Müsâfirîn, 293, (831); Ebu Davud; Tirmizi; Nesei.

EZAN VE MÜEZZİNLİĞİN FAZÎLETİ

11) İnsanlar, ezan okumakla, namazın ilk safında yer almada ne (gibi hayır ve bereket) olduğunu bilseler, sonra da bunu elde etmek için kur’a çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kur’aya başvururlardı.
Buhari, Ezan, 9, 32; Müslim, Salat, 129, (437); Tirmizi, Nesei, Muvatta.

12) Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. Kâmete başlanınca yine uzaklaşır, kâmet bitince geri dönüp kişi ile kalbi arasına girer ve şunu hatırla, bunu düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rek’at kıldığını bilmeyecek hale gelir.
Buhari, Ezan, 4; Müslim, Salat, 19, (389); Ebu Davud, Muvatta, Nesei.

13) Ezanı işittiğiniz zaman müezzin’in söylediğini aynen tekrar edin. Sonra bana salât-u selâm okuyun. Zira kim bana salât-u selâm okursa Allah da o kimseye on misliyle rahmet eder. Sonra benim için “El- vesile” yi taleb edin. Zira o, cennette bir makamdır ki, mutlaka Allah’ın kullarından birinin olacaktır. Ona sahib olacak kimsenin ben olmamı ümid ediyorum. Kim benim için Allah’tan el – Vesile’yi taleb ederse, şefaat kendisine vacip olur.
Müslim, Salât, 11 (384); Ebu Davud, Salât 28, (529); Tirmizi, Nesei, İbnu Mace.

14) Ezani işittiği zaman kim: Allâhümme Rabbe hâzihi’d-da’veti’t-tâmmeh, ve’s- salâti’l-kâimeh, âti Muhammedeni’l-vesîlete ve’l-fadîlete, veb’ashü makâmen-mahmûdeni’l-lezî va’adteh.” derse, ona kıyâmet günü şefaatim helâl olur.
Buhari, Ezan, 8; Ebu Davud, Salât, 28, (529); Tirmizi, Nesei, İbnu Mace.

15) Müezzin, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru her şey onun lehine şehâdet eder, namaza katılan kimseye yirmi beş kat namaz yazılır ve iki namaz arasındaki (günahlar) affedilir.
Ebu Davud, Salât 31, ( 515); Nesei, Ezan, 14, (2); Ibnu Mace, Ezan, 5, (724)

16) Allah ve melekleri namazda birinci safa rahmet ederler. Müezzin sesinin ulaştığı yere kadar mağfiret görür. Yaş ve kuru sesini işiten her şey onun dediğini tasdik eder. Ona, beraberinde namaz kılanların ecrinin bir misli verilir.
(Nesei, Ezan, 14 (42, 13).

17) Müezzinler kıyâmet günü, boyun itibariyle insanların en uzunu olacaklardır.
Müslim, Salât, 14, (387).

TÂDİL-İ ERKÂN

18) Sizden birinizin namazı, rükû ve secdelerde belini tam doğrultmadıkça yeterli olmaz. (En kötü hırsız; rükû ve secdeyi eksik yapandır. Muvatta )
Ebu Davud, 148, (855); Tirmizi, Nesei, Ibnu Mace.

19) Secdede tâdile riâyet edin, kimse kollarını köpeklerin yayılışı gibi yaymasın.
Buhari, Ezan, 141; Müslim, Salat, 233, (493); Ebu Davut, Tirmizi, Nesei.

20) Rükû ve secdeleri yerine getirin. Allah’a yemin olsun ki siz secde ve rukû yaptığınız zaman, ben arkamda olanları da görüyorum.
Buhari, Eyman, 3. Ezan, 88; Müslim, Salat, 110; Nesei.

CEMAATLE NAMAZIN FAZÎLETİ

21) Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı evinde ve çarsıda kıldığı namazından yirmi beş kat fazladır. Şöyle ki, abdest alınca güzel bir abdest alır, sonra camiye gider, evinden çıkarken sadece mescid, cami gayesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir ve bir günahı affedilir. Namazı kıldıktan sonra namaz kıldığı yerde oturduğu müddetçe, melekler o kimseye rahmet diler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz buna rahmet et, merhamet buyur.” Sizden biriniz, namazı beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.
Buhari, Ezan, 30.; Müslim, Salat, 272 (649).; Ebu Davut; Tirmizi.

22) Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.
Buhari, Ezan, 30; Müslim, Salat, 272.

23) Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihyâ etmiş gibi olur. Kim de yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılarsa sanki gecenin tamamını ihyâ etmiş gibi olur.
Müslim, Mesacid, 260 (656); Ebu Davud, Salat, 48(555); Tirmizi

24) Kim müezzini işitir ve kendini engelleyen meşru bir özürü olmadığı halde cemaate katılmazsa, kıldığı namaz (kâmil bir sevapla) kabul edilmez. Ya Rasulullah, meşru özür nedir denilince: “korku ve hastalıktır.” buyurdular.
Ebu Davud, Salat 47, (551).

25) Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı ve sabah namazlarıdır. Eğer bu iki namazdaki hayrın ne olduğunu bilselerdi, emekleyerek te olsa onları kılmaya gelirlerdi. Nefsimi Kudret elinde tutan Zât’a kasem olsun ki: Ezan okutup namaza başlamak, sonra halkın namazını kıldırması için yerime birini bırakmayı, sonra da beraberinde odun desteleri olan bir grup erkekle namaza gelmeyenlere gitmeyi ve evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm.
Buhari, Ezan, 29; Müslim, Mesacid, 252( 651); Muvatta; Ebu Davud; Tirmizi.

NAMAZ KILDIRAN İMAMIN VASIFLARI

26) Cemaate, Kitâbullah’i en iyi okuyan imam olur. Eğer kıraatte herkes eşitse, Sünneti en iyi bilen; sünneti bilmede eşitseler, hicret etmede evvel olan; hicrette de eşitseler; yaşça büyük olan imam olur. Kişi misafir olduğu evin sahibine veya (emri altında çalıştığı) sultanına imamlık yapmasın, ev sahibinin başköşesine izni olmadan da oturmasın.
Müslim, Mesâcid,90, (673);Tirmizi; Ebe Davud; Nesei

27) Üç kişi vardır ki, Allah onların namazını kabul etmez: kendisini sevmeyen kimselere imam olanın; namazı (adet haline getirerek) vakti çıktıktan sonra kılanın; köleyi âzad ettikten sonra tekrar köleleştirenin.
Ebu Davud, Salat, 63 ( 593)

28) Üç kişi vardır ki, onların namazları kulaklarından öte geçmez: Dönünceye kadar, kaçan kölenin; geceyi, kocası kendisine dargın olarak geçiren kadının; cemaatinin kendisinden nefret ettiği imamın.
Tirmizi, Salât 266 (593)

29) Sizden kim halka namaz kıldırırsa, namazı hafif (kısa) tutsun. Zira cemaatin içinde zayıf, sakat, hasta ve ihtiyaç sahibi vardır. Yalnız kılındığında diledigi kadar uzatsın.
Buhari, Ezan, 62, Müslim, Salat, 186 (467); Muvatta; Ebu Davud; Tirmizi.

30) Üç şey vardır ki onları yapmak kimseye helâl olmaz: “Kişi bir kavme imamlık yapar, sonra da sadece kendisi için dua eder, cemaatini duâ dışında bırakır; bunu yapan onlara ihânet eder. Kişi, izin almazdan evvel bir evin içine bakamaz, bunu yapan ev halkına ihânet eder. Kişi küçük abdestine sıkışmışken hafifleyinceye (ihtiyacını görünceye) kadar namaz kılamaz
Ebu Davud, Taharet, 43 (90); Tirmizi, Salat, 265(357).

NAMAZDA SAFLARIN TERTÎBİ

31) Saflarınızı düzgün tutunuz, zira safların düzelmesi namazın kemâlini tamamlayan şartlarındandır.
Buhari, Ezan 132, 72; Müslim, Salat, 124 (433,434); Ebu Davud, Nesei

32) Safları düz tutun, omuzları bir hizaya getirin, aradaki boşlukları kapatın, kardeşlerinizin (saflarınızı düzeltmeye çalışan) ellerine karşı nezaketli olun. Arada şeytan gedikleri bırakmayın. Kim de saftan koparsa Allah’da ondan kopar.
Ebu Davud, Salat, 94 (666); Nesei, Imamet, 31 (2,93).

33) Sizden biri, rükû ve secdede başını imamdan önce kaldırdığı zaman Cenab-ı Hakk’ın Kıyamet günü) başını, eşek başına veya eşek sûretine çevirerek dirilteceğinden korkmaz mı?
Buhari, Ezan, 53; Müslim, Salat, 114 (427); Ebu Davud; Tirmizi, Nesei.

34) Siz mescide (camiye) geldiğinizde (cemaatle namaza başlanmış ise), imam (kıyam, rükû, secde veya kuud’dan) hangi hâl üzere olursa olsun, imamın yapmakta olduğunu yapın.
Tirmizi, Salat, 414 (591); Ebu Davud, Salat, 28, (506).

35) Kametin okunduğunu duyduğunuz zaman namaza yürüyün. Sakin ve vakûr olmayı unutmayın. Sakın koşmayın. Yetiştiğiniz yerden kılın, kaçırdığınız kısmı tamamlayın.
Buhari, Ezan, 23; Müslim, Mesacid, 151 (602); Muvatta; Ebu Davud; Nesei.

CUMA NAMAZININ FAZÎLETİ

36) Kim, Cuma günü cenâbet guslü ile gusül yapar, sonra cumaya giderse sanki bir deve kurban etmiş gibi olur. Kim ikinci saatta giderse bir sığır kurban etmiş gibi olur. Kim üçüncü saatte giderse boynuzlu bir davar kurban etmiş gibi olur. Kim dördüncü saatte giderse bir tavuk tasadduk etmiş gibi olur. Kim beşinci saatte giderse bir yumurta tasadduk etmiş gibi (sevaba nâil) olur. İmam hutbeye çıkınca melekler orada hâzır olur ve zikri, hutbeyi dinlerler.
Buhari, Cum’a, 4, 19; Muslim, Cum’a, 10 (850); Ebu Davud; Tirmizi.

37) Kim cuma günü yıkar ve yıkanırsa, kim erkenden mescide giderek hutbenin başına yetişirse, bir şeye binmeden yürüyerek giderse, imama yakın durur, dinler, mâlâyani söz etmezse ona her bir adım için bir yıllık amelin, oruçları ve namazlarıyla sevabı yazılır.
Buhari, Cum’a, 6; Ebu Davud, Taharet, 129( 345, 346); Tirmizi, Nesei.

38) Cuma namazına üç grup insan katılır:
Kişi var, namaza gelir boş şeyler konuşur. Onun nasibi bu boş konuşmadır.
Kişi var, namaza gelir duâ eder. Bu kimse Allah’a duâda bulunmuştur. Allah dilerse onun istediğini hemen verir dilerse vermez.
Kişi var, namaza gelir sadece dinler ve sukût eder, müslümanların arasını yararak geçmez ve kimseye eza vermez. Onun bu namazı geçen cumaya ve fazladan da üç güne kadar (günahlarına) keffârettir. Bu hâl Cenab-ı Hakk’ın şu sözüne binâendir: “ Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir. “ (En’am-160).
Ebu Davud, Salat, 235(1113)

39) Cuma namazı; köle, kadın, çocuk ve hasta haricinde bütün müslümanların cemaat içinde yerine getirmeleri gereken vacip bir haktır.
(Ebu Davud, Salât, 215 (1067).

40) Kim önemsenmeyerek üç cumayı terk edecek olursa, Allah onun kalbini mühürler.
Ebu Davud, Salât, 210 (1052); Tirmizi, Salât,359 (500); Nesei.

Derleyen / Hazırlayan: Hasan Kuş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *