Dinimiz İslâm bizlerden helâl ve temiz olanları yiyip, içmemizi ve kullanmamızı ister. Huzurlu olmanın, yapılan ibadetlerinin kabul olmasının bir şartı da yediğimiz ve kazandığımız, kazandığımızla aldıklarımızın helâl ve temiz olmasını ister. Yediği haram, içtiği ve giydiği haram olursa Allah o kişinin ibadet ve duasına ne diye itibar etsin buyrulmuştur. Tabii ki kişi tövbekar olur yüce Allah’a yönelirse ona tövbe kapısı açıktır. Demek ki helâl kazanç ve helâl tüketim çok önemlidir.
Belli başlı haramlar vardır ve bunlar bellidir. Bunları yapanlar günaha bazen da günahla beraber kul hakkına girerler. Kul hakkı da ibadetlerin ve duâların kabulüne engeldir.
Bu girişten sonra insanların kendi çıkarları doğrultusunda, kendi zanlarına göre helâl saydıkları hususlara değinmek istiyorum. Helal kazanç, hakkını vererek çalıştığın, işsizlik veya hastalık sebebiyle verilen maaşın, tüccarsan haram ve hile karıştırmadan yaptığın işten elde ettiğin kazancındır. Haram yollarla elde edilen kazanç alın teri döküldü deyip te helâl olmaz. Çünkü neyin haram neyin helâl olduğunu dinimiz ortaya koymuştur. Helâle helâl yolla ulaşmak gerekir. Hayır yapacağım diyerek, kumar, bahis oyunları oynanamaz veya hırsızlık yapılamaz. Ayrıca dinimiz neye haram neye helâl demiştir, bunlar zaten bellidir. Yapan günaha girer ve bu haramlarla iştigâl edip kazanırsa, oradan elde ettiği kazancı haramdır.
Ben burada özellikle insanımızın rahatlıkla yaptığı ve helâl zannettiği hususlara değineceğim. Tabii ki herkes bunu yapıyor demiyorum. Kesinlikle kimse böyle bir şey diyemez. Ama maalesef az da olsa bazı kimseler bunlarla iştigâl edip harama ve kul hakkına giriyor. Benim amacım böyle yapan varsa bu yazımı okuyunca veya duyunca yaptığını tekrar bir düşünmesini sağlamaktır.
Bizler Avrupa’da yaşıyoruz. Bazıları burası için Dâru’l-Harb diyorlar. İsmen doğru olup fiilen antlaşmalar yoluyla burada kaldığımız ve sosyal, ekonomik ve sağlık haklarından da bu vesile ile yararlandığımız için ve can ve din emniyeti de bu antlaşmalar vesilesi ile olduğu için burası bizim için Dâru’s- Sulh’tür. Dinimiz dinimize aykırı olmadığı müddetçe kanunlara uymamızı ister. Dolayısıyle Avrupa da yaşayan bizler Dâru’l- Harb olan bir ülkede antlaşmalar vesilesiyle Dâru’s- Sulh olan bir yerde yaşıyoruz. Bu açıklamanın sebebi burası Dâru’l-Harb’ tir gayr-i müslimi zayıflatmak için veya ondan kazanmak için her yol meşrudur anlayışının yanlış olduğunu izah etmek içindir. İşin fıkhî boyutuna kısaca temas ettikten sonra şunu diyorum, kendi ülkemizde kazanç yolu haram olan her şeyin kazancı burada da haramdır.
Burada da kendi ülkemizdeki gibi, bir Müslüman için haram olan; yalan, hile, aldatma, gasb, gerçek dışı bilgi ve belge ile elde edilen kazanç haramdır. Şimdi bazı kimselerin helâl zannettikleri meseleleri açıklayalım ki yanlış yapanlar her ne kadar yaptıkları hoşlarına gitse de, menfaatlerine uygun gelse de yaptıklarının ne olduğunu bilsinler ve bu konular üzerinde açıkladığım bilgiler çerçevesinde düşünsünler. Bunları yazma sebebim; iyiliği emr ve kötülüğü nehyetmek olan dinimizin temel bir prensibini uygulamaktır.
- Evli olduğu halde boşanmış gibi ayrı gösterip fazla para almak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Çocuğa nenesi bakmadığı halde bakıyor gösterip fazla para almak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Türkiye’de bakmadığı halde birisini bakıyor göstermek. (Yalan, gerçek dışı bilgi,belge ve aldatma)
- Hasta olmadığı halde iş yerine rapor alıp göndermek. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Hasta olmadığı halde bir yolunu bulup mütüvelde kalmak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Kendisine iş bulma kurumundan yapabileceği iş geldiği halde gerçek bir mazereti olmadığı halde bir yolunu bulup somaja devam etmek. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Somajda olduğu halde bir de çalışıp kazanmak. Çalıştığı günü somaj kartına doldurmamak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma) (Arada bir eşe dosta yardım mahiyetinde bir iki saatlik yardım bunun dışındadır)
- İzin süresi somaj kartı ve herkes için belirli günler olduğu halde, normal süreden uzun izine gitmek ve karta ilgili ‘A’ işaretini doldurmamak. (aldatma, hile, gerçek dışı bilgi ve belge) Mesela çalıştığınız yer dört haftadan fazla izinde kaldığınız günler için size ödeme yapar mı?
- Tram ve otobüslere her zaman kontrol olmuyor diyerek kart almadan bedava binmek. (Hile-aldatma)
- Yaptığı işi ucuza mal ettiği halde faturayı şişirip vergi yoluyla veya destek kuruluştan fazla para almaya çalışmak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Yaptığı işe özen göstermeden yapmak ve bile bile işi ağırdan almak veya malzemede oynama yapmak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Sattığı malın BTW’sini aldığı halde onu bildirmeyip, vergi kaçırmak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Buraya herhangi bir şekilde gelmiş olan bir tanıdığının fahatsızlık veya hastalığının tedavisini ilgili belbelerde resim olmadığı için kendi bilgileri ve kartı ile onu tedavi ettirmek. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Sattığı araba veya eşyanın arızasını bildiği halde karşı tarafa söylemeden satmak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
- Resmi veya özel kuruluştan gelen belgelerde veya oraya sunulan belgelerde değişiklik yapmak. (Yalan, gerçek dışı bilgi ve aldatma)
Konu verdiğim bu kadar örnekle anlaşılmıştır. Örneklerin sonuna parantez içi açıklama yaptım ki konu daha iyi anlaşılabilsin. Kim yukarıda açıklananları veya bunlara benzer şeyleri yapıyorsa, (yani yalan ,aldatma hile, gerçek dışı bilgi ve belge, belgede tahrifat ….gibi) ve böylelikle bir kazanç elde ediyorsa bu kişi hem günaha girmiş, haran kazanmış ve de kul hakkına girmiştir. Bunu herkes böyle bilsin. İşin doğrusu bu olup, haklarına girilenlerin çoğu da gayr-i Müslim olup, bu dünyada onlardan helallik alamazsak ahrette işimiz çok ama çoook zor olacaktır. Lütfen Allah rızası için kendimize gelelim yarın bırakıp ta gideceğimiz para veya mal için kendimizi ateşe atmayalım.
Türkiye’den de bazı örnekler vermek istiyorum:
- Vergi kaçıranlar.
- Usulsüzce yeşil kart alanlar.
- Ölen baba veya annesinin ölümünü bildirmeyip onun maaşını almaya devam edenler.
- Babasının emekli maaşını alabilmek için kocasından güya boşanıp, beraber yaşamaya ve babasının maaşını almaya devam edenler.
- Sattığı malın kusurunu gizleyenler.
Örnekleri burada kesiyorum. Ve diyorum ki, aklımızı hep kötü şeyleri düşünmede kullanmayalım. Aklımızı iyi ve güzel şeyler yapmak, helalinden kazanmak, kul hakkına, hayvan hakkına, Allah hakkına…… uyarak iki cihanda mutlu olacak şeyler için kullanalım. Akıl da bize bir emanettir. Vücudumuz yaptıklarımızdan, aklımız da düşündüklerimizden dolayı bizim için ahrette şahitlik edecekler.
Geçici dünyanın geçici lezzeti mi? Ebedî saadet mi?
Yelpazenin cılız esintisi mi? Ferahlatan rüzgarın serinliği mi?
Karar sizin…
Şairin dediği gibi:
Mal sahibi mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi
Mal da yalan mülk te yalan
Var birazda sen oyalan…
*** ( Bu yazı 2005 yılından önce yazıldı )
Hasan Kuş