Skip to content

Konularla Kırk Hadis – 1

İman – İslâm

1) Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır.
Tirmizi, Sıfâtu Cehennem, 10, (2061).

2) Kim Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’i, Resûl olarak Hz. Muhammed’i seçtim (ve onlardan memnun kaldım) derse cennet ona vacip olur.
Ebu Davud, Salât, 361, (1529).

3) Vehb Ibnu Munebbih’e: Lâ ilâhe illallâh sözü cennetin anahtarı değil mi?
Diye sorulunca: “Evet, öyledir ama dişsiz anahtar olur mu? Dişleri olan anahtarın varsa kapın açılır, yoksa kapın kapalı kalır, açılmaz diye cevap verdi. (Kelime-i Tevhidin dişsiz bir anahtar olduğu, onun ibadet ve amellerle dişli bir anahtar haline gelip, cennetin kapısını açacağı ifade edilmiştir.)
Buhari, Cenâiz, 1.

4) Kişi dört şeye inanmadıkça mü’min olmuş sayılmaz: Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed (s.a.s.) olduğuma, beni (bütün insanlara) hakla göndermiş olduğuna şehâdet etmek, ölüme inanmak, tekrar dirilmeye inanmak, kadere inanmak.
Tirmizi, Kader, 10.

5) Kim bizim namazımızı kılar, bizim kıblemize yönelir, bizim kestiğimizi yerse işte o müslümandır.
Buhari, Salat, 28 ; Nesei, İman, 9, (8, 105).

6) Meşhur Cibrîl hadisinde Cebrâil (as) Peygamber efendimizden iman hakkında bilgi isteyince Peygamber (s.a.s.): “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna da inanmandır.” diye haber verdi.
Müslim, İman, 1 (8); Nesei.

7) Sizden biri beni, babasından, evladından (malından ve ailesinden) ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz.
Buhari, İman, 8; Müslim, Nesei.

8) Sizden biri kendisi için sevip istediğini kardeşi için de sevip istemedikçe gerçek imana eremez.
Buhari, İman, 6; Müslim, Nesei, Tirmizi.

9) Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için meneder, vermezse imanı kem â le ermiştir.
Ebu Davud, Sünnet, 16, (4681).

10) Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden zarar görmedikleri kimsedir.
Buhari, İman, 4 ; Müslim, Ebu Dabud, Nesei.

11) Kim “Lailâhe illallâh” der ve Allah’tan başka mabudları reddederse, Allah onun malını ve kanını haram kılar. (Samimi olup olmadığı meselesi) Allah’a aittir.
Müslim, İman, 37, (23).

12) İslâm garib olarak başladı, tekrar başladığı gibi garib hale dönecektir. Gariblere ne mutlu.
Müslim, İman, 232, (145); Tirmizi.

13) İman yetmiş küsûr (bir rivayette altmış küsûr) şubedir. Hayâ da imandan bir şubedir.
Buhari, İman, 3 ; Müslim, Ebu Davud.

Kur’ân Ve Sünnete Uymak

14) Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitab’ı ve Resûlünün Sünneti.
Muvatta, Kader, 3, (2, 899).

15) Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: “Bizimle sizin aranızda Allah’ın Kitab’ı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere haram denmişse onları haram biliriz.” diyeceği zaman yakındır. Bilin ki Resulullah (s.a.s.)’ ın haram kıldıkları da tıpkı Allah’ın haram ettikleri gibidir.
Ebu Dabud, Sünne, 6 ; Tirmizi, İbnu Mace.

16) Muhakkak ki, en güzel söz Allah’ın Kitabı’dır. En güzel yol da Hz. Muhammedin ( s.a.s.) yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. (Bid’atlerdir). Size vaad edilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah’ı aciz bırakamazsınız.
Buhari, İ’tisam, 2. Edeb, 70.

17) Kim şu dine uymayan bir şey uyduracak (Bid’at ihdas edecek olursa bu,) merduddur, kabul edilemez.
Buhari, İ’tisam, 5 ; Müslim, Ebu Davud.
18) Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: “Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlar. Adamcağız onları kurtarmaya çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çogunlukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yaklaşıyorum, ancak siz ateşe koşuyorsunuz.”
Buhari, Rikak, 26 ; Müslim, Tirmizi.

19) Benim misâlimle Cenab-i Hakk’ın benimle gönderdiği şeyin misâli şu adamın misâli gibidir: “Bir adam kendi kavmine gelip: Ben gözlerimle düşman ordusunu gördüm, tehlikeyi haber veriyorum, tedbir alin” der. Kavminden bir kısmı tavsiyesine uyup, geceleyin, telaşa düşmeden oradan uzaklaşır. Bir kısmı da bu haberciyi yalanlar ve yerinden ayrılmaz. Ancak sabahleyin ordu onları yakalar ve imhâ eder. İşte bu temsil (örnek) bana itaat edip getirdiklerime uyanlarla, bana isyan edip Cenab-I Hakk’tan getirdiklerimi tekzîb edip yalanlayanları göstermektir.
Buhari, Rikak, 26 ; Müslim.

20) Kim cemaat(imiz) den bir karış uzaklaşırsa (kendini dine bağlayan) İslâm bağını boynundan çıkarıp atmış olur.
Ebu Davud, Sünne, 30, (4758); Tirmizi.

Amelde İ’tidal (Orta Yolu Takip Etmek)

21) Hz. Âişe (r.anhâ) validemiz geceleri uyumayıp ibadetle meşgul olan bir kadını haber verince, Hz. Peygamber (s.a.s.): “Sus, yeter! Size tâkat getirebileceğiniz amel yaraşır. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadıkça, Allah da (sevap vermekten) usanmaz. Allah’a en hoş gelen dini amel, kişinin devamlı olarak yaptığı ameldir.” buyurdu.
Buhari, Teheccüd, 18; Müslim, Muvatta, Nesei.

22) Kolaylaştırın, zorlaştırmayın ve müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
Buhari, Edeb, 80; Müslim.

23) Ey insanlar tâkat getireceğiniz işleri yapın. Zira siz (ibadet etmekten) usanmadıkça, Allah da (sevap yazmaktan) usanmaz. Allah’a en hoş gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır.
Buhari, İman, 16.; Müslim, Nesei, Muvatta, Ebu Davud.

24) Osman Ibnu Maz’un (r.a.) sürekli namaz kılmak, oruç tutmak ve kadın nikâh yapmamak üzere yemin etmişti. Hz. Peygamber (s.a.s.) ona şöyle dedi: “Bil ki, ben, hem uyurum, hem namaz kılarım; oruç ta tutarım, kadınlarla evlenirim de. Ey Osman, Allah’tan kork, zira ehlinin senin üzerinde hakkı var, misafirin senin üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var. Öyle ise bazen oruç tut, bazen ye. Namaz da kıl, uykunu da al.
Ebu Davud, Salât, 317, (1369).

Emanet Konusu

25) Emanet kaybedilince kıyameti bekleyin. Emanet nasıl kaybolur diye sorulunca, Hz. Peygamber (s.a.s.): “İşler ehil olmayana teslim edilince” diye cevap verdi.
Buhari, Rikak, 35. İlim, 2.

26) Sana emanet bırakanın emanetini geri ver. Sana ihânet edene ihânet etme.
Ebu Davud, Büyu’, 81, (3534); Tirmizi.

27) Emin bir müslüman mal muhafızı olsa ve vazifesini dürüstlükle yapsa, şöyle ki, kendisine (sadaka vs.’den) emredileni gönül hoşluğu ile eksiksiz ve tam olarak (mal sahibine vekâleten) yerine verse, sakakayı veren iki kişiden biri olur. (Sadakayı veren gibi sevaba nail olur).
Buhari, Vekâlet, 16.; Müslim, Ebu Davud, Nesei.

Emr-i Bi’l –Ma’ruf ve ‘Nehy-i Ani’l-Münker

28) Sizden kim bir münker (kötülük) görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir.
Müslim, İman, 78, (49); Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, Ibnu Mace.

29) İçlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde, seyirci kalır, müdâhale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumi bir belâ göndermesi yakındır.
Ebu Davud, Melâhim, 17, (4338); Tirmizi, Ibnu Mace.

30) Sizler yardım görecek, ganimetler elde edecek ve birçok memleketleri fethedeceksiniz. Sizden kim bu vakte ererse, Allah’tan korksun, ma’rufu emredip, münkerden de nehyetsin. Kim de bile bile bana yalan isnad ederse ateşteki yerini hazırlasın.
Tirmizi, Fiten, 70, (2258).

31) Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin olsun, ya ma’rufu emreder ve münkerden de yasaklarsınız veya Allah’ın umûmi bir bela göndermesi yakındır. O zaman yalvar yakar olusunuz da duanız kabul edilmez.
Tirmizi, Fiten, 9, (2170).

32) Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şâhid olan bunu takbih ederse (kötü oldugunu teyid edip, söylerse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şâhid olmadigi halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki o kötülüğe şâhid olmuş gibi mânen zarar görür.
Ebu Davud, Melâhim, 17, (4345).

33) Zalim sultanın yanında gerçegi söylemek en büyük cihaddandır.
Ebu Davud, Melâhim, 17, (4344); Tirmizi, İbnu Mace.

İ’tikaf Konusu

34) Hz. Peygamber (s.a.s.) her ramazanda on gün i’tikafa girerdi. Vefat ettiği yılda ise yirmi gün itikafa girdi.
Buhari, İ’tikaf, 17.; Ebu Davud, İbnu Mace.

35) Hz. Peygamber (s.a.s.) Ramazanın son on gününde i’tikafa girerdi. Fakat bir sene (seferde oldugu için) i’tikafa girmedi. Müteâkip yıl yirmi gün i’tikaf yaptı.
Ebu Davud, Savm, 77, (2463); Tirmizi, İbnu Mace.

İsimler Konusu

36) Sizler kıyâmet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. Öylesye isimlerinizi güzelleştirin, güzel isimler edinin.
Ebu Davud, Edeb, 69, (4948).

37) Allah (c.c.)’in en çok sevdigi isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır.
Müslim, Âdab, 2, (2132); Ebu Davud, Tirmizi.

38) Kiyamet günü Allah (c.c.)’in en çok kızacağı en kötü kimse, adı Meliku’l-Emlâk (Şehinşâh, Mülklerin Maliki ismi) olan kişidir. Alah’tan başka Mâlik yoktur.
Müslim, Âdab, 21.

39) Hz. Peygamber (s.a.s.) güzel olmayan, çirkin isimleri (güzel isimler vermek suretiyle) değiştirdi.
Tirmizi, Edeb, 66, (2841).

40) Bir gün Resûlullah (s.a.s.) Bâki mezarlığında iken “Ey Ebu’l-Kasım” sesi kulağına geldi. Seslenen adama dogru başını çevirince, seslenen adam “Ey Allah’ın Resûlü seni kastetmedim, ben falancayı çağırdım” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.): “İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın” buyurdu.
Buhari, Edeb, 106; Müslim, Tirmizi.

Derleyen / Hazırlayan: Hasan Kuş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *