SADAKA VE İNFÂKA TEŞVİK
1) Üstteki el, alttaki elden hayırlıdır!” buyurdu. “Üstteki” infak eden “alttaki” de dilenen demektir.”
Buhari, Zekat 18; MusIim, Zekat 94. (103 3 ); Muvatta, Ebu Davud.
2) Sizden kim, bir yarım hurma ile de olsa atesten korunabilirse, bunu yapsın.
Buhari, Zekat, 9, 10; Muslim, Zekat, 66, 67, (1016); Nesai.
3) Hangi sadaka daha üstündür?” ey Allah’ın Resûlü diye sorulunca şöyle cevap verdi: “Fakirin cömertliğidir. Sen (tasadduk etmeye) bakımıyla mükellef olduklarından (ailenden) başla.”
Ebu Davud, Zekat 40, (1677).
4) Mal sadaka ile eksilmez. Allah affi sebebiyle kulun izzetini artırır. Allah için mütevazi olan bir kimseyi Allah yüceltir.”
Muslim, Birr, 69 (2588); Tirmizi, Birr 82, (2030); Muvatta, Sadaka 12, (2, 1000)
5) Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bir gün elinde asasıyla geldi ve sadaka için mescide asılmış fakat içinde çürükler bulunan hurma salkımını dürterek şöyle dedi: “Bu sadakanın sahibi, keşke bundan daha iyisini tasadduk etmek isteseydi. Bu sadakanın sahibi, Kıyâmet günü çürük hurma yiyecek”.
Ebu Davud, Zekat 16 (l608): Nesai, Zekat 27, (5, 43, 44)
6) Sadakanın en hayırlısı zenginlik halinde verilendir. Sadakaya nafakasını vermek zorunda olduklarından başla.
Buhari, Zekat, 18; Ebu Dabud, Zekat, 39, (1676); Nesai, Zekat, 53 (5, 62).
SILA-İ RAHM, AKRABAYI ZİYARET VE GÖZETMEK
7) Kim beni sıla ederse Allah da ona sıla etsin. Kim benden koparsa Allah da ondan kopsun.”
Buhari, Edeb 13; Muslim” Birr 17, (2555).
8) Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.”
Buhari, Edeb, Tirmizi.
9) Nesebinizden sıla-i rahm yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır.”
Buhari, Edeb 12; Tirmizi, Birr 49, (1980).
10) Fakirlere yapılan tasadduk bir sadakadır, ama zi-rahm’e (yani akrabaya) yapılan ikidir: Biri sıla-i rahim, diğeri sadaka.”
Nesai, Zekat 82, (5, 92); Tirmizi, Zekat 26, (658); Ibnu Mace, Zekat 28, (1844).
KARI – KOCA İLİŞKİLERİ
11) Şayet ben, bir insanın bir insana secde etmesini emredecek olsaydım; kadına kocasına secde etmesini emrederdim.
Tirmizi, Radâ, 10,(1161)
12) Hangi kadın kocası kendisinden razı olarak ölürse, cennete girer.
Tirmizi, Radâ, 10, (1161)
13) Kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler ona lanet eder.
Buhari, Nikâh, 85; Müslim, Nikâh, 120-122 (1436); Ebu Davud.
14) En hayırlı kadın, kocası bakınca onu sürûra gark eden, emredince itaat eden, nefis ve malında kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyendir.
Nesei, Nikâh, 14,(6,68)
15) Kadının kocası üzerindeki hakkı: “Kendin yeyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, rencide (edici sözle takbih) etmemen, evin içi hariç onu terk etmemendir.”
Ebu Davud, Nikâh,42,(2142-2144)
16) Bir mü’min erkek, bir mü’min kadına buğzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.
Müslim, Rada, 61 (1469)
17) Erkeklere kendimden sonra kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.
Buhari, Nikâh, 17; Müslim, Zikr, 97,(2740); Tirmizi
18) Şüphesizki kıyâmet günü, Allah’ın en çok ehemmiyet vereceği emanet, karı – koca arasındaki emanettir. Karıyla koca birbiriyle içli dışlı olduktan sonra, birbirlerinin gizli yönlerini, sırlarını neşretmeleri, başkalarına söylemeleri, o gün en büyük ihânettir.
Müslim, Nikâh, 123, (1437); Ebu Davud, Edeb, 37, (4870)
MÜSLÜMANIN MÜSLÜMAN KARDEŞİNE KARŞI GÖREVLERİ
19) Zandan (şüpheden) sakınınız.Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, başkalarının ayıp ve kusurlarını araştırmayın, haksızca rekabet etmeyin, birbirinize hased etmeyin, buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, Allah(c.c.)’ın emrettiği şekilde kardeş olun.
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ihanet etmez, zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, ona hakaret (onu tahkir) etmez.
Kişiye şer, günah olarak, müslüman kardeşini hor görmesi, ona hakaret etmesi yeterlidir. Her müslümanın kanı, malı ve ırzı diğer müslümana haramdır.
Allah(c.c.) sizin kalıplarınıza ve sûretlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takvâ işte şuradadır. (Eliyle kalbe işaret etti)
Sakın hâ! Birinizin satışı üzerine satış yapmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Bir müslümanın bir müslümana üç günden fazla dargın durması câiz, helal olmaz.
Buhari, Edeb, 57-58; Müslim, Birr, 28-34,(2563-2564); Ebu Davud; Tirmizi
20) Müslümanın, müslüman üzerindeki hakkı beştir: “Selamını almak, hastalanınca ziyaret etmek, öldüğünde cenazesine katılmak, davetine icabet etmek, hapşırınca teşmitte bulunmak. (Yerhamükallah demek)
Buhari, Cenâiz, 2; Müslim, Selam,4,(2162); Ebu Davud; Tirmizi; Nesei
MECLİS – OTURMA ÂDÂBI
21) Üç kişi beraberken, ikisi aralarında hususi konuşmasınlar (fısıldaşmasınlar), bu fısıldaşma diğer arkadaşlarını üzer.
Buhari, İsti’zân, 45; Müslim, Selam, 36,(2183); Muvatta, Ebu Davud
22) İnsanların kendisi için ayağa kalkmalarından hoşlanan kimse ateşteki yerini hazırlasın.
Ebu Davud, Edeb, 165,(5229); Tirmizi, Edeb, 13,(2756)
23) Sizden biri, bir başkasını kaldırıp onun yerine oturmasın. Ancak (halkayı) genişletin, yer açın. Allah da size genişlik versin.
Buhari, İsti’zan,31; Müslim, Selam, 27, (2177); Tirmizi; Ebu Davud
24) Bir kimse bir ihtiyacı için çıkar, sonra geri dönerse, önceki yerine oturmaya herkesten ziyade hak sahibidir.
Tirmizi, Edeb, 10, (2752)
25) Bir kimsenin, izin almadan iki kişinin arasına oturması helal olmaz.
Ebu Davud, edeb, 24,(4844-4845); Tirmizi, Edeb, 11,(2753)
26) Meclislerin en hayırlısı en geniş olanıdır.
Ebu Davud, Edeb, 14,(4820)
27) Şu üçü hariç bütün meclisler emniyet altındadır: “Haram kan dökülen meclis, haram ferç bulunan meclis (zina, fuhuş, nikahsız birliktelik, haram helal dikkate alınmadan yapılan kadınlı erkekli eğlenceler …vb.), haksız mal taksimi yapılan meclis.
Ebu Davud, Edeb, 37,(4869)
ARKADAŞLIK ETMEK
28) İyi arkadaşla kötü arkadaşın misâli, misk taşıyanla, körük çekenler gibidir. Misk sahibi ya kokusundan sana verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince, ya elbiseni yakar veya sen onun pis kokusunu alırsın.
Buhari, Büyu’, 38; Müslim, Birr, 146,(2628)
29) Sadece mü’minle arkadaşlık et. Senin yemeğini de müttakî olan yesin.
Ebu Davud, Edeb, 19,(4832); Tirmizi, Zühd, 56, (2397)
30) Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.
Ebu Davud, Edeb, 19,(4833); Tirmizi, Zühd, 45, (2379)
KARŞILIKLI SEVGİ VE MUHABBET
31) “Nefsim Yed-i Kudretinde olan Zat’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın.”
Müslim, İman, 93, (54); Ebu Davud; Tirmizi
32) Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte mü’minlerin misâli, bir bedenin misali gibidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlarda uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.
Buhari, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66,(2586)
33) Sizden biriniz kardeşini (allah için) seviyorsa, ona sevdiğini haber versin, söylesin.
Ebu Davud,122,(5124); Tirmizi
34) Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da buğzunu (kızgınlığını) ölçülü yap, günün birinde dostun olabilir.
Tirmizi, Birr, 60,(1998)
35) Aziz ve Celîl olan Allah (c.c.) kıyâmet günü şöyle diyecek: “Benim Celâlim adına birbirini sevenler nerede? Gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu günde, onları gölgemde gölgelendireyim.”
Tirmizi, Zühd, 53,(2391)
36) Hz. Allah (c.c.) buyuruyor ki: “Benim Celâlim adına birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, peygamberler ve şehidler bile onlara gıpta ederler (imremirler).
Müslim, Birr, 37, (2566); Muvatta, Şi’r, 13,(2952)
37) Amellerin en fazîletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.
Ebu Davud, Sünnet, 3, (4599)
38) Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne de şehidlerdir. Üstelik kıyâmet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de şehidler de onlara gıpta ederler. Onlar kimdir ya Rasûlallah denilince şöyle cevap verdi: “Onlar aralarında ne kan bağı, ne de birbirlerine bağışladıkları mal olmadığı halde, Allah’ın Ruhu (Kur’ân) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim ki onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken onlar üzülmezler.” Ve şu âyeti okudu. “Haberiniz olsun Allah’ın dostları (velileri) vardır. Onlar için bir korku yoktur ve onlar mahzûn da olmayacaklardır.(Yunus Sûresi 62. Âyet)
Ebu Davud, Büyû’, 78,(3527)
39) Allah(c.c.) bir kulu sevdi mi Hz. Cebrâil’e: “Allah falanı seviyor, onu sen de sev” diye seslenir. Onu Hz. Cebrâil de sever. Sonra semâ ehline: “Allah falanı seviyor, onu siz de sevin” diye nidâ eder ve bütün semâ ehli de onu sevmeye başlar. Sonra onun için arz (halkı arasına hüsn-ü kabûl) konur. Hz. Allah birine buğzetti mi, aynı şekilde Cebrail (a.s.) ve semâ ehli de buğzeder.
Buhari, Edeb, 41; Müslim, Birr, 157; Muvatta
40) Kişi sevdiği ile beraberdir.
Buhari, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165,(2640)
Derleyen / Hazırlayan: Hasan Kuş