Skip to content

“Mü’minlerin Özellikleri” Bu Özelliklerin Hangilerine Sahibiz?

KONU İLE İLGİLİ ÂYETLER

“Mü’minler ancak, Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.”

(Enfâl(8)2)

“Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.” (Tevbe(9)71)

“Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır. Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyi gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir. Yine onlar, Rablerinin rızâsını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.” (Ra’d(13)20-22)

“Gerçekten mü’minler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler. Onlar ki, boş ve faydasız şeyden yüz çevirirler. Onlar ki, zekâtı verirler. Ve onlar ki, iffetlerini korurlar. Ancak eşleri ve ellerinde sahip oldukları (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine onlar (o mü’minler) ki, emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler. Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır. Firdevs’e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalacaklardır.” (Mü’minûn (23)1-11)

“Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar; Rablerinin âyetlerine inananlar; Rablerine ortak koşmayanlar; Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar; işte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.” (Mü’minûn(23)57-61)

“Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı kimselerdir. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” (Nûr(24)37)

“Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.” (Secde(32)16) 

“Mü’minler ancak Allah ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.”

(Hucurât(49)15)

“Onlar büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar. Yine onlar, Rablerinin davetine icâbet ederler ve namaz kılarlar. Onların işleri aralarında danışma (şûrâ) iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler. Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.” (Şûrâ(42)37-39)

“Rahman’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incinmeksizin) <Selâm!> derler (geçerler). Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler. Ve şöyle derler: Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır. Orası cidden ne kötü bir yerleşme ikamet yeridir! (O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Yine onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunkarı yapan, günahı(nın cezasını) bulur.” (Furkân(25)63-68)

“(O kullar), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler. Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. (Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl derler. İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.” (Furkân(25)72-76)

 KONU İLE İLGİLİ HADİSLER

Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücud gibidir. Vücûdun herhangi bir uzvu rahatsız olursa, diğer azaları da bu yüzden hummâ ve uykusuzluğa tutulurlar.

(R.Sâlihîn 1/271)

Sizden biriniz cemâata imam olduğunda namazı hafif kılsın. Çünkü içlerinde zayıf, hasta ve yaşlı olanlar vardır. Eğer kendi başına kılarsa, istediği kadar uzatsın. (R.Sâlihîn 1/273)

Müslüman müslümanın (din) kardeşidir. Müslüman, kardeşine zulmetmez ve onu düşman eline vermez (himâye eder). Her kim, müslüman kardeşinin yardımında bulunur ve ihtiyacını temin ederse, Allah da ona yardım eder. Her kim, bir müslümanın sıkıntılarından birini giderirse, Cenâb-ı Hak buna mukâbil onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Her kim, bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da Âhirette onun ayıbını örter. (R.Sâlihîn 1/276)

Müslüman müslümanın kardeşidir, ona hıyânet etmez, onu yalanlamaz, onu utandırmaz. Her müslümanın diğer müslümana ırzı, malı, kanı haramdır. Takvâ işte bunlardır. Bir kimseye, şer (kötülük) olarak, müslüman kardeşini hor görmesi kâfidir. (R.Sâlihîn 1/276)

Birbirinize haset etmeyiniz. Alış verişte birbirinizi aldatmayınız. Birbirinize dargın durmayınız ve birbirinizden yüz çevirmeyiniz. Birinizin bitmekte olan pazarlığını bozmayınız. Allah’ın kulları, kardeş olunuz. Müslüman müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona hor bakmaz. (Peygamberimiz (s.a.s.) üç defa göğsüne işaret buyurarak): Takvâ işte buradadır. Bir kimsenin kötü olması için, müslüman kardeşini hor görmesi kâfidir. Müslümanın müslümana kanı, malı, ırzı haramdır. (R.Sâlihîn 1/277)   

Sizden birinizin imanı, kendisi için sevip istediği bir şeyi, müslüman kardeşi için de sevip istemedikçe, imânı kâmil olmaz. (R.Sâlihîn 1/278)

İster zalim olsun, ister mazlum olsun müslüman kardeşinize yardım ediniz, buyurunca aradakilerden biri: Ya Rasûlallah,mazlum olana yardım ederim, fakat zalime nasıl yardım edebilirim? diye sorunca, Rasûl-i Ekrem Efendimiz: “Zalimi zulüm yapmaktan alıkoyarsın, işte bu ona yardımdır,” buyurdular. (R.Sâlihîn 1/278)

Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâm almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeyi defnetmek, davete icabet etmek, aksırana “Yerhamukâllah” (Allah sana rahmet etsin) demek. (R.Sâlihîn 1/279)

Peygamber efendimiz bize yedi şeyi emretti ve yedi şeyi de nehyetti. Emrettikleri: Hastayı ziyaret, cenazeyi teşyi’, aksırana “Yerhamukâllah” demek, yemin eden kimsenin yemininin yerine gelmesini temine çalışmak, mazluma yardım etmek, davete icabet etmek, herkese selâm vermek. Nehyettikleri: Altın yüzük takmak, gümüş kapla su içmek, ipek şilte kullanmak, ipek ve ipekli elbise giymek, atlas elbise giymek. (R.Sâlihîn 1/280)

***  ( Bu yazı 2005 yılından önce yazıldı )          

Hasan Kuş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *