Kur’an-ı Kerim’i çok okumaya başladığımız günlerdeyiz. Lâkin Kutsal kitabımızı sadece üç aylarda değil her gün okumalıyız.
Nedir Kur’an-ı Kerim’i okumak?
1- Tilâvetiyle ibâdet etmek, rûha ve kalbe olan şifasından istifade etmek, mânen temizlenmek. Sevap kazanmak.
2- Kur’an-ı Kerim’i anlamak için meâlini okumak veya dinlemek. Hidayet ve istikamet yolunu öğrenmek, dünya ve ahirette kurtuluşa erenlerden olabilmek ve sevap kazanmak için anlamını okumak veya dinlemek.
Kur’an-ı Kerim’i okumak ta anlamak ta yaşamak ta sevap ve mükâfat kazandırır.
Kur’an-ı Kerim’i okuduğumuz hâlde okuduğumuzun tersini yapıyorsak ya kitabımızı bilmiyor veya bildiğimiz hâlde bilerek yanlış yapıyoruz. Rabbimizin huzuruna vardığımızda Bize gönderdiği Kur’an-ı Kerim’i bilmediğimizin veya öğrenmek, bilmek için gayret etmediğimizin ve bilerek tersini yapmış olmamızın hesabı bize sorulunca ne cevap vereceğiz?
Kur’an bize ne diyor, bizden ne istiyor, Rabbimizin bize olan mesajı nedir? Bunun için Kur’an-ıKerim’i önce içinde neler olduğunu öğrenmek için sonra da içindekileri anlamak için okumalıyız.
Meâl okurken hüküm çıkaralım demiyorum o ilimle iştigal edenlerin işi. Biz kitabimizi tanımak için, öğrenmek için okuyacak çırak olacağız tabiri caizse. Okudukça da kabiliyetimize gore anlayışımız daha da artacak. Bilenlere veya tefsirlere müracaatla anlayamadığımız yerleri de anlamaya çalışacağız. Okuduğumuz hadis i şerifler de anlayışımızı geliştirecektir. Böyle yapınca da bizim hayatımızın rehberi, ahiretimizi kazanma sebebi olan kitabımızı tanıyacağız ve Peygamberimizin Kur’an-ı Kerim’i nasıl yaşadığını öğrenip onu örnek almış olacağız.
Bu iki durumdan biriyle yetinmek eksikliktir. Iki eli olanın bir elini kullanması, iki ayağı olanın bir ayağını kullanması ne ise sadece tilavet ile Arapçasından kıraat edip hatmedip içeriğinden habersiz olmak veya sadece meâline yönelip tilaveti yani Arapça orjinalini okumayı veya hatmetmeyi terketmek te ayni şey olup tek el veya tek kolu kullanmaya benzer.
Bu mübârek günlerde Kur’an-ı Kerim’i Arapçasından okuyup rahmete, huzura, şifaya kavuşmanın yanında bu dünya imtihanını kazanıp ahiret kurtuluşuna erişebilmek için kutsal kitabımızın mesajını tanımaya, bilmeye ve anlamaya mecburuz.
Türkçe meâli okuma bilmeyenler, okuma zorluğu çekenler için ise telefonlara indirip hatta internet olmadan dinlenebilecek uygulamalar var.
Tuvalet ve banyo harici her yerde açarak sesli veya kulaklık ile dinleyebiliriz.
Dediğim gibi buna mecburuz. Yapmazsak ne olur dersiniz? Allah’ın izni ile Şefaate inan bizler için söylüyorum şefaatini beklediğimiz Kur’an-ı Kerim beni okudular ama anlamak için, benimle gönderdiklerini yaşayabilmek için beni anlama gayretinde bulunmadılar ya Rabbi diye bizden şikâyetçi olacaktır. Bunu neye dayanarak söylüyorsun derseniz Tekâsur süresi son ayette Rabbimiz bize verdiği her nimetten bizi hesaba çekeceğini beyân ediyor. Ayrıca Sad sûresi 29. âyeti ile Furkân sûresi 30. âyeti bize bunu anlatıyor.
Kur’an-ı Kerim bize hem okuyup ibâdet etmek hem de anlayıp yaşayarak ibadet etmek için gönderilmiştir.
Bu yazdığım husus yani Kur’an-ı Kerim’i okumak ve meâlini okumak veya dinlemek, tabiri caiz ise etle tırnak misali olup ayrılmaz ikili gibidir. Bir vücut için gerekli olan iki el, iki ayak gibidir.
Selam ve duâ ile…
Hasan Kuş 5/3/2021