Kullanılan Kaplar Konusu
1) İpek ve ibrişim elbise giymeyin. Altın ve gümüş kaplardan su içmeyin, yemek yemeyin. Zira bu iki şey dünyada onlar (kâfirler), ahirette de sizin içindir.
Buhari, Et’ime-Eşribe, 28; Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbnu Mace.
2) Gümüş kaptan su içen (Müslim’in diğer bir rivayetinde: Kim altın veya gümüş kaptan su içerse), karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir.
Buhari, Eşribe, 28; Müslim, Muvatta, İbnu Mace.
Ecel Ve Emel Konusu
3) Hz. Peygamber (s.a.s.) İbnu Ömer (r.a.)’ ın omuzundan tutarak ona şöyle dedi: “Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol” (Tirmizi’de şu ziyade vardır: Kendini kabir ehlinden addet, say.)
Buhari, Rikak, 2; Tirmizi.
4) Hz. Peygamber (s.a.s.) elindeki iki çakıl (dan birini yakına, diğerini uzağa) atarak: “Şu ve şu neye delalet ediyor biliyor musunuz?” dedi. Cemaat “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “Şu (uzağa düşen) emeldir, bu (yakına düşen) de ecelidir. (Kişi emeline ulaşmak için gayret ederken, emeline nail olmadan eceli geliverir.)
Tirmizi, Emsâl, 7, (2874).
Ana – Babaya İyilik Etmek
5) Bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyade hak sahibi olan kimdir? Diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) “Annen” cevap verdi. Adam: “Sonra kim?” dedi. Resûlullah (s.a.s.) “Annen” dedi. Adam: “Sonra kim? Dedi. Resûlullah (s.a.s.): “Annen” dedi. Adam tekrar: “Sonra kim? dedi. Resulullah (s.a.s.): “Baban” diye cevap verdi.
Buhari, Edeb, 2; Müslim.
6) Bir gün Hz. Peygamber (s.a.s.): “Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün” dedi. Kimin burnu yerde sürünsün ey Allah’in Resûlü diye sorulunca: “Ana-babasından her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı halde cennete giremeyenin.” diye cevap verdi.
Müslim, Birr, 9, (251); Tirmizi.
7) Hiçbir evlat babasının hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulur, satın alır ve âzad ederse babasının hakkını ödemiş olur.
Müslim, Itk, 25, (1510); Ebu Davud, Tirmizi, İbnu Mace.
8) Allah’ın rızası babanın rızasından geçer. Allah’ın memnuniyetsizliği de babanın memnuniyetsizliğinden geçer. / Baba cennetin orta kapısıdır. Dilersen bu kapıyı terket, dilersen muhafaza et.
Tirmizi, Birr, 3, (1900-1901).
9) Cihada katılmak için izin isteyen birisine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Anan-baban sağlar mı?” diye sordu. Adam “Evet” deyince: “Onlara hizmette bulunman cihad sayılır), sen onlara hizmet yaparak cihad yap.” buyurdu.
Buhari, Cihad, 3.; Müslim, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi.
10) Bir gazveye (cihada) katılmak için istişâre etmeye gelen birisine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Annen var mı?” diye sorar. Soran kişi: “Evet” deyince “Öyleyse ondan ayrılma, zira cennet onun ayakları altındadır.” buyurur.
Müslim, Siyam, 157, (1149); Tirmizi, Ebu Davud.
Evlâd U Iyâle İyilik
11) Hz. Aişe (r.anhâ) validemiz, verdiği hurmayı iki kız çocuğuna pay edip kendisine bir şey ayırmayan kadının bu durumunu Resûlullah (s.a.s.)’a anlatınca Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Kim bu şekilde kızlarla imtihan edilir o da onlara (kızlara) iyi davranırsa, kızlar, onun için, ateşe karşı perde olurlar.
Buhari, Edeb, 19.; Müslim, Tirmizi.
12) Kim ‘üç kız” veya üç kız kardeş” veya “iki kız” veya “iki kız kardeş” yetiştirir, terbiye ve te’diblerini eksik etmez, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiştir.
Ebu Davud, Edeb, 130, (5147); Tirmizi.
13) Ben ve yanakları (çektiği sıkıntılardan dolayı) kararmış kadın kıyamette şu iki şey gibi (baş ve orta parmaklarıyla işaret ediyor), yan yanayız. O kadın ki, makamı mevkii bulunan kocasından dul kalmıştır, (maddi imkânlarından başka) neseb ve güzelliği yerindedir. Bütün bunlara rağmen (evlenmez ve) yetimler büyüyünce veya ölünceye kadar kendini onlara hasreder, feda eder.
Ebu Davud, Edeb, 130, (5149).
14) Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir miras bırakamaz.
Tirmizi, Birr, 33, (1953).
Yoldan Eza Verici Şeyleri Kaldirmak
15) Bir adam yolda yürürken, yol üzerinde bir diken dalına rastladı. Onu alıp yolun dışına attı. Cenab-ı Hakk (c.c.), bu davranışından memnun kalarak o kişiyi mağfiret etti, bağışladı.
Buhari, Mezâlim, 28; Müslim, Muvatta, Tirmizi, Ebu Davud.
16) Bana ümmetimin hayır ve şer, bütün amelleri arzedildi. İyi amelleri arasında, rahatsızlık veren bir şeyin yoldan atılması da vardı. Kötü amelleri arasında, yere gömülmeden mescide bırakılmış tükrük de vardı.
Müslim, Mesâcid, 58, (553).
17) Kendisine faydalı bir şey öğretmesini isteyen birisine Hz. Peygamber (s.a.s.) şu tavsiyeyi yapmıştır: “Müslümanların yolundan, rahatsızlık veren şeyleri kaldır.”
Müslim, Birr, 131, (2618).
18) Güneşin doğduğu her yeni günde kişinin, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adalet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman bir sadakadır.
Buhari, Sulh, 33; Müslim.
Yetimlere İyilik
19) Kim müslümanlar arasında bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah (c.c.) onu mutlaka cennete koyar.
Tirmizi, Birr, 14, (1918).
“Ben ve yetime bakan kimse cennete şöyleyiz. “Orta ve başparmağını yan yana, getirip, aralarını açıp kapayarak işaret etti.)
Buhari, Edeb, 24; Tirmizi, Ebu Davud.
20) Dul ve kimsesizler için çalışan, Allah (C.C.) yolunda cihad eden veya gündüzleri oruç tutup, geceleri de ibadet eden kimse gibidir.
Buhari, Nafakât, 1; Müslim, Nesei.
Alış – Veriş Konusu
21) Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli, peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraberdir.
Tirmizi, Büyu’, 4, (1209); İbnu Mace
22) Alıp satanlar birbirlerinden ayrılmadıkça ( vazgeçmekte) muhayyerdirler. Alıp – satanlar, alış – verişi sıdk ve doğruluk üzere yapar (maldaki kusuru) beyan ederlerse alış-verişleri her ikisi hakkında mübarek kılınır. Yalan söylerler (maldaki kusuru) gizlerlerse, belli bir kar sağlasalar bile, alış – verişlerinin bereketini kaybederler. ( Bir rivayette şöyledir: Alış – verişlerinin bereketi yok edilir. Yalan yemin malı rağbetli, kazancı bereketsiz kılar.
Buhari, Büyu’, 19.; Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei.
23) Satışında, satın alışında, borcunu ödeyişinde cömert ve kolaylaştırıcı davranan kimseye Allah(c.c.) rahmetini bol kılsın.
Buhari, Büyu’, 16.; Tirmizi.
24) Allah (c.c.) sizden önce yaşamış olan bir kimseye rahmetiyle muamele etti. Çünkü bu adam satınca kolaylık gösterir, satın alınca kolaylık gösterir, alacağını isteyince (kabalık ve sertlik değil, anlayış ve kolaylık gösterirdi.
Tirmizi, Büyu’, 75, (1320).
25) Allah (c.c.)’ın en ziyade sevdiği yerler mescidlerdir (camilerdir). Allah (c.c.)’in en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır. (Aldatma, hile ve faiz muameleleri cereyan ettiği için.)
Müslim, Mesâcid, 288, ( 671).
26) Hz. Peygamber (s.a.s.) olgunlaşmadan önce meyvenin, ağacın başında iken satılmasını yasakladı. Kendisine olgunlaşma ile ne kastediliyor? Diye sorulunca: “Onun kızarması ve sararmasıdır” diye açıkladı ve ilave etti: “Cenab-ı Hakk (c.c.) bir afet vererek meyveye mani olacak olsa, kardeşinden aldığın parayı nasıl helâl ettireceksin?” (Bunun gibi olan diğer şeylerin de daha olgunlaşmadan önce satılması câiz değildir. Ürünün olgunlaştığı zaman daha az veya çok olması durumunda, ya alıcının ya da satıcının zarara uğraması söz konusudur. Bu ise her iki taraftan birisinin aldanması demektir. Dinimizde böyle bir alış – veriş câiz değildir.)
Ebu Davud, Büyu’, 62, (3477); İbnu Mace.
27) Müslümanlar üç şeyde ortaktır: Suda, otta, ateşte.( Bir rivayette tuz da zikredilmektedir.)
Ebu Davud,Büyu’, 62, (3477); İbnu Mace.
28) ) Resûlullah (s.a.s.) çarşıda bir yiyecek yığınına rastlayınca elini yiyecek yığınına daldırıp çıkardı. Parmaklarına rutubet bulaştı. Satıcıya “Ey satıcı bu nedir?” diye çıkıştı. Satıcı: “Yağmur ıslattı” deyince: “Bu yaşlılığı üste getirip herkesin görmesini sağlayamaz mıydın? Kim bizi aldatırsa o bizden değildir.” buyurdu.
Müslim, İman, 164, (102); Tirmizi, Ebu Davud, İbnu Mace.
29) Müslüman bir kimsenin, bir malda kusur oldugunu bildiği halde, müşteriye (bunu) haber vermeden satması haramdır.
Buhari, Büyu’, 19.
30) (Alıcı olmadığınız halde, fiyatları kızıştırmak için) müşteri ile satıcının aralarına girmeyin.
Buhari, Büyu’, 58. Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbnu Mace.
Ribâ (Faiz) Konusu
31) Resûlullah (s.a.s.) ribâyı (faizi) yiyene de, yedirene de lânet etti. (Ebu Davud ve Tirmizi’de şu ziyade vardır: (Faiz muâmelesine) şahidlik edenlere de, bu muameleyi yazana da…).
Müslim, Müsâkât, 25, (1579); Ebu Davud, Tirmizi, İbnu Mace.
32) İnsanlar öyle bir zamana ulaşacak ki, o zamanda faiz yemeyen kalmayacak. Öyle ki, (doğrudan) faiz yemeyene, faizin buharı (tozu) ulaşacak.
Ebu Davud, Büyu’, 3, (3331); Nesei, İbnu Mace.
33) Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla misli misline (eşit olarak), peşin olarak satılır. Kim artırır veya artırmasını taleb ederse faize girmiştir. Bu işte alan da veren de birdir. (Cinsleri farklı ise (Altın altınla değil de, mesela altınla gümüşse) peşin olarak dilediğiniz gibi satın.)
Müslim, Müsâk ât, 82-81, (1584-1587).
Cimrilik Konusu
34) Sıkılık (bencillik) huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helâk oldular. Şöyle ki: bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-i rahmi (akraba ziyaretini) kesmelerini emretti, hemen sıla-i rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fısk u fücûru) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.
Ebu Davud, Zekât, 46, (1698).
35) İki haslet vardır ki bir mü’minde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlâk.
Tirmizi, Birr, 41, (1963).
36) Her ümmet için bir fitne vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır. (Mala olan sevginin Allah’ı ve O’na kulluğu unutturması.)
Tirmizi, Zühd, 26, (2337).
37) İnsanoğlu malım malım der. Hâlbuki ademoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip (ahirete) gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? (Malı-mülkü, olduğunda varislerine kalır.)
Müslim, Zühd, 3-4, (2958); Nesei, Tirmizi.
38) Altına tapanlar mel’undur, gümüşe tapanlar mel’undur. (para biriktirme hırsında olup helal-haram gözetmeyenler).
Tirmizi, Zühd, 42, (2376).
Kur’ân-ı Kerîm’i Tefsirden Sakınmak
39) Kim Kur’ân hakkında bilgisizce, ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın.
Tirmizi, Tefsir, 1, (2951).
40) Benim hakkımda da bildiğiniz dışında sözden kaçının. Kim bana bile bile yalan nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın. Kim de Kur’ân hakkında re’yi (kendi görüşü) ile söz ederse ateşteki yerini hazırlasın.
Tirmizi, Tefsir, 1, (2952).
Derleyen / Hazırlayan: Hasan Kuş