Skip to content

Din Dersleri 2 – ( 10-12 Yaş Grubu )

İÇİNDEKİLER

KONU                             SAYFA

İçindekiler…………………………….

Soru-Cevaplı Dîni Bilgiler-…….

MÜKELLEF

Mükellef  Ne Demektir…………….

Mükelefin Görevleri…………………

Farz, Vacip, Sünnet………………….

Müstehap, Mübah……………………

Haram, Mekruh……………………….

Müfsit…………………………………….

İslâm Dîninin Özellikleri………..

İslâm’ın Evrensel Özellikleri…..

*** Şiir: İman……………………….

İMANIN ŞARTLARI

Allah’a İman…………………………

Meleklere İman………………………

Kitaplara İman……………………….

Peygamberlere İman………………

Âhirete İman…………………………

Kaza ve Kadere İman……………

Âmentü Duâsı……………………….

İman Yönünden İnsanlar……….

İmanın Kısımları………………….

İnsan Niçin Yaratıldı?……………

İman Artar Ve Eksilir mi?………

Niçin Kitaplar Gönderildi?…….

Niçin Peygamberle Gönderildi?

Niçin Ahiret Hayatı Vardır?…..

İSLÂMIN ŞARTLARI

Kelime-i Şehâdet Getirmek……

Namaz Kılmak……………………..

Oruç Tutmak………………………..

Orucu Bozan Şeyler………………

Zekât Vermek……………………….

Hacca Gitmek……………………….

ABDESTİN FARZLARI

Yüzü Yıkamak………………………

Elleri (Kolları)Yıkamak…………

Başı Meshetmek……………………

Ayakları Yıkamak………………….

Abdesti bozan şeyler……………..

GUSLÜN FARZLARI

Guslün Farzları……………………

Guslün Alınışı……………………..

TEYEMMÜMÜN  ARZLARI

Teyemmümün Farzları…………

Teyemmümün Alınışı………….

NAMAZIN FARZLARI

Namazdan Önceki Farzlar……

Namazın İçindeki Farzlar…….

Namazı bozan şeyler…………..

Namaz Rekâtları…………………

Namaz KılınmayanVakitler…

Kaza Namazı……………………..

Seferî Namazı…………………….

Cenaze Namazı…………………..

Nâfile Namazlar………………….

Sehiv (Yanılma) Secdesi………

MÜEZZİNLİK

Ezan Ve Kâmet…………………..

Müezzinliğin Yapılışı……………

Müezzine Bir Hatırlatma……..

Müezzinliğin Fazileti…………..

ÇEŞİTLİ KONULAR

Cami Ve Cemaat…………………

Mübârek Günler-Geceler…….

Duâ Ve Önemi…………………….

İslâm’da Akıl Ve İlim…………..

Yemin Ve Keffâreti……………..

Adak………………………………….

Namaz Sûrelerinin Sıralaması

– Fîl Sûresinden Nâs Sûresine – kadar

*** Şiir:

Dört Elle Sarılalım Kur’ân’a

SORU VE CEVAPLI DÎNÎ BİLGİLER

S: Müslüman mısın?   Ne zamandan beri müslümansın?

C: Elhamdülillah – Kâlû belâ’dan beri müslümanım.

S: ‘Kâlû Belâ’ ne demektir?

C: ‘Elestü Birabbiküm’ hitâbının cevabı demektir.

S: Kıblemiz neresidir?                    C: Kâbe

S: Kimden geldik, kime döneceğiz?  Ne için yaratıldık?

C: Allah’tan geldik. Allah’a döneceğiz. Allah’a kulluk etmek için yaratıldık.

S: Allah kaçtır? Nerededir?            C: Birdir – Her yerde hazır ve nazırdır.

S: Din nedir?

C: Dîn, Allah (c.c.) tarafından, peygamberler aracılığı ile insanların dünya  

    ve ahirette mutlu olmaları için bildirilen emir ve yasaklardır.

S: Kelime-i Tevhid’i ve manasını söyleyiniz?

C: ‘Lâ ilâhe illallâh Muhammedürrasûlullah.’ Manası: Allah’tan başka ilah 

     yoktur. Hz. Muhammed, Allah’ın peygamberidir.

S: Kelime-i Şehâdeti ve manasını söyleyiniz?

C: ‘Eşhedü ellâilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve 

     Rasûluhû’ Manası: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. 

     Muhammed’in Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna şehadet ederim.

S: Bir kişinin müslüman olabilmesi için ne yapması gerekir?

C: Kelime-i Şehâdet getirmesi gerekir.

S: Rabbin kim?                   C: Hz. Allah (c.c).

S: Dînin ne?                        C: İslâm.

S: Kitabın ne?                     C: Kur’ân-ı Kerîm.

S: Peygamberin kim?          C: Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)

S: Peygamberimiz ne zaman ve nerede doğmuştur?

C: 571 tarihinde  Mekke’de doğmuştur.

S: Peygamberimize peygamberlik görevi kaç yaşında iken verilmiştir?

C: 40 yaşında iken verilmiştir.

S: Peygamberimizin Mekke’den Medîne’ye hicreti ne zaman olmuştur?

C: 622 yılında olmuştur.

S: Peygamberimiz ne zaman ve nerede vefat etti?

C: 632 tarihinde Medîne’de vefat etmiştir.

S: Peygamberimizin anne ve babasının isimleri nelerdir?

C: Annesi: Amine Hatun           Babası: Abdullah’tır.

S: Peygamberimizi himâye eden dedesi ve amcasının isimleri

    nelerdir?

C: Dedesi: Abdulmuttalip         Amcası: Ebu Talip’tir.

S: Peygamberimizin ebesi ve süt annesinin isimleri nelerdir?

C: Ebesi: Şifâ Hâtun                 Süt annesi: Halime Hâtun’dur.

S: Peygamberimizin kaç tane çocuğu vardı?

C: 7 tane: 4’ü kız, 3’ü oğlan.

S: Peygamberimizin kız ve oğlan çocuklarının isimleri nelerdir?

C: Kızları: Zeynep, Ümmü Gülsüm, Rukiye, Fatıma. (Hz. Hatice

    Vâlidemizden)

    Oğulları: Abdullah, Kasım (Hz. Hatice), İbrahim (Mısırlı Mariye).

S: İslâm’ın şartları nelerdir?

C: a) Kelime-i Şehâdet getirmek,   b) Namaz kılmak,   c) Oruç tutmak,   

    d) Zekât vermek,    e) Hacca gitm ek.

S: Îman’ın şartları nelerdir?

C:  a) Allah’ın varlığına ve birliğine,  b) Meleklerine,  c) Kitaplarına,

     d) Peygamberlerine,  e) Ahiret gününe (Öldükten sonra dirilmeye),

     f) Kaza ve kadere (Hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna) inanmaktır.

S: Abdestin farzları nelerdir?

C:  a) Yüzü yıkamak, b) Elleri dirseklere kadar, dirseklerle beraber  

          yıkamak,          c) Başın dörtte birini meshetmek, 

     d) Ayakları topuklara kadar, topuklarla beraber yıkamak.

 S: Abdesti olmayan neleri yapamaz?

 C: a) Namaz kılamaz, b) Kur’ân’a dokunamaz, c) Kâbe’yi tavaf edemez,

     d) Tilâvet secdesi yapamaz.

S: Manevî temizlik nasıl olur?

C: Güzel ahlâklı olmakla, iyi ve doğru sözlü olmakla, ibadet etmekle, 

     Kur’an okumakla, tövbe etmekle ve Allah’ı zikretmekle olur.

S: Guslün (Boy abdesti) farzları nelerdir?

C: a) Ağza su vermek,    b) Buruna su vermek,      

    c) Hiç kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücûdu yıkamak.

S: Gusül abdesti olmayan neleri yapamaz?

C: a) Namaz kılamaz,   b)Kur’an okuyamaz,   c) Kur’an’ı elleyemez,

    d)Kâbe’yi tavaf edemez, e)Tilâvet secdesi yapamaz,  f)Camiye giremez.

S: Teyemmümün farzları kaçtır?

C: İkidir: a) Niyet,     b) Elleri iki defa toprağa vurup; birinci  vuruşta 

     yüzü, ikinci vuruşta ise kolları meshetmektir.

S: Namazın farzları kaçtır?

C: 6’sı namazdan önce, 6’sı namazın içinde olmak üzere 12 tanedir.

S: Namazın önünde  ve içinde olan farzlarını söyleyiniz?

C: Önündekiler: (Şartları)                      

     a) Hadesten tahâret    : Abdest almak                               

     b) Necâsetten tahâret : Elbise ve namaz kılınan yerde pislik olmaması       

     c) Setrü’l-avret     : Avret yerlerini örtmek

     d) İstikbâl-i kıble        : Kıblemiz olan Kâbe’ye dönmek                                 

     e) Vakit                      : Namazın vaktinin gelmiş olması                         

     f) Niyet                         : Kılacağımız namaza niyet etmek                     

İçindekiler: (Rükünleri)

a) İftitâh tekbiri : “Allâhu ekber” diye tekbir almak

b) Kıyâm           : Ayakta durmak

c) Kıraat            : Kur’ân okumak

d) Rükû             : Rukûya eğilmek

e) Sücûd            : Secde etmek

f) Kâde-i âhire   : Selam vermeden önce bir müddet oturmak

   (Son oturuş)

S: Dört büyük meleğin isimlerini söyleyiniz?

C: a) Cebrâil (a.s.),  b) Azrâil (a.s.),  c) Mikâil (a.s.),  d) İsrâfil (a.s.)

S: Dört büyük kitabın ismi nedir ve hangi peygamberlere verilmiştir?

C: a) Tevrat: Hz. Mûsâ (a.s.)’a   

b) Zebur: Hz. Davud (a.s.)’a

          c) İncil: Hz. Îsâ (a.s.)’a    

         d) Kur’ân-ı Kerîm: Hz. Muhammed (s.a.s.)’e

S: Hangi Peygambere kaç sahife (Suhûf) verilmiştir?

C: a) Hz. Âdem (a.s.)’e 10 sahife       b) Hz. İdris (a.s.)’e 30sahife

     c) Hz. Şît (a.s.)’e 50 sahife     d) Hz. İbrahim (a.s.)’e 10 sahife

S: Beş vakit namazı sırası ile söyleyiniz?

C: a) Sabah namazı,    b) Öğle namazı,    c) İkindi namazı,  

     d) Akşam namazı,    e) Yatsı namazı.

S: Îtikatta hak olan mezheplar hangileridir?

C: a) Mâturidî,                        b) Eşarî

S: Amelde hak olan mezhepler hangileridir?

C: a) Hanefî,      b) Şâfiî,      c) Hanbelî,      d) Mâlikî.

MÜKELLEF NEDİR VE MÜKELLEFİN GÖREVLERİ NELERDİR?

MÜKELLEF: Sorumlu olmak demektir. Bu sorumluluk; müslüman olmak, akıllı olmak ve buluğ çağına ermekle gerçekleşir. Mükellef, İslâm esaslarına uyması gereken kişi demektir.

MÜKELLEFİN GÖREVLERİ

(EFÂL-İ MÜKELLEFİN):

Bütün ibâdetler için geçerli olan ve her bir mükellefin bilmesi gereken görevler vardır. Bunlar sekiz tanedir:

1) Farz: Ayet ve hadislerde, yapılması hususunda açık ve kesin emirler bulunan hükümlerdir. Namaz, oruç, zekat, hac gibi. Farzlar ikiye ayrılır:

a) Farz-ı Ayn: Mükellef olan kişilerin bizzat yapmaları gereken vazifelere denir. Namaz, oruç vb. gibi.

b) Farz-ı Kifâye: Bazı müslümanların yerine getirmesiyle diğer müslümanların üzerinden kalkan farzlara denir. Cenâze namazı gibi.

Farzları inkar etmek, alaya almak, küçümsemek kişiyi küfre götürür. Farz olan şeyleri yerine getiren sevap kazanır. Terkeden ise günaha girer ve azaba müstehâk olur.

2) Vâcip: farzlar kadar kuvvetli delillerle sabit olmamakla beraber yine de çok kuvvetli delillerle sabit olan hükümlerdir. Bayram ve vitir namazlarını kılmak, kurban kesmek gibi.

3) SÜNNET: Peygamber efendimiz (s.a.s.)’ın yaptığı fakat farz olmayan şeylerdir. Sünnet iki kısma ayrılır.

a) Sünnet-i Müekkede: Peygamberimizin devamlı yapıp çok az terkettikleri şeylerdir. Öğle namazının ilk ve son sünneti, ezan, kamet, cemaate devam etmek gibi.

b) Sünnet-i Gayr-ı Müekkede: Peygamberimizin bazan yapıp bazan terkettikleri şeylerdir. İkindinin sünneti ve yatsının ilk sünneti gibi.

Peygamberimizin sünnetlerine, yaptığı davranışlarına ne kadar çok bağlı olur ve onları yaparsak, O’nun şefâatine o kadar çok yakın oluruz.

4) MÜSTEHAP: Yapılması emredilmediği halde, yapanların sevap kazanacak oldukları şeylerdir. Kuşluk, evvâbin, teheccüd namazları kılmak, nâfile oruç tutmak gibi.

Nâfile, tatavvu, mendup kelimeleri Müstehap kelimesiyle aynı mânâdadır.

5) MÜBAH: Yapılması ve yapılmaması câiz olan, yapılınca sevap, terkedilince günah olmayan şeylerdir. Yemek, içmek, uyumak, konuşmak gibi. Ancak bu hususlarda aşırı hareket edilip, haram olan bir şekilde bu hususlar yapılırsa, bu şeyler mübah olmaktan çıkar haram olur. Yalan söylemek, haram olan bir şeyi yemek gibi.

6) HARAM: Yapılması kesinlikle yasaklanmış olan şeylerdir. Haramı işleyen günaha, haramdan sakınıp uzak duran sevaba girer. İçki içmek, kumar oynamak, namazı kılmamak, oruç tutmamak gibi.

7) MEKRUH: Yapılması istenmeyen, hoş karşılanmayan şeylerdir. İki kısımdır.

a) Tenzîhen Mekruh: Helâle yakın olan mekruhtur. Fakat yine de yapılmaması gereken şeylerdir. Sünnetleri terketmek tenzîhen mekruhtur.

b) Tahrîmen Mekruh: Harama yakın olan mekruhtur. Yapılması daha ağır bir cezayı gerektiren şeylerdir. Vâcib olan bir ibadeti terketmek gibi.

8) MÜFSİT: Başlanmış bir şeyi veya meşrû olarak yapılan bir şeyi iptal eden, bozan şeye denir. Bilerek yapılırsa günaha girilir. Unutarak veya hatâen yapılırsa günah olmaz. Namazda konuşmak, oruçlunun yeme-içmesi gibi.

İSLÂM DİNİNİN ÖZELİKLERİ

  1. İslâm dini en son dindir. Ondan sonra başka bir din gelmeyecektir.
  2. İslâm dini bütün insanlığa gönderilmiş evrensel bir dindir.
  3. İslâm dininin hükümleri insanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekildedir.
  4. Allah katında geçerli olan din, İslâm dinidir.
  5. Aslı bozulmadan bugüne kadar gelebilmiş tek din, İslâm dinidir.
  6. İslâm dini kendinden önce gelen kitap ve peygamberleri tasdik eder.
  7. İslâm dini kendinden önce gelen dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır.

İSLÂM DİNİNİ EVRENSEL YAPAN ÖZELLİKLER

  1. İslâm, bütün insanlığa gönderilmiştir.
  2. İslâm, kıyâmete kadar geçerli olan bir dindir.
  3. İslâm, hem dünya hem de ahiret dinidir.
  4. İslâm, kolaylık dinidir.
  5. İslâm’da aşırılık yoktur, her şeyin hayırlısı orta yollu olanıdır.
  6. İslâm ilim ve akıl dinidir.
  7. İslâm sevgi ve barış dinidir.

      İMAN           Bu gece birisi ölmüş imansız,

Eş, dost, tanıdık ağlıyor çaresiz,

Mahşerde ne olur sizin hâliniz?

İnanmadınız ve yanacaksınız!

İmandır insana en büyük nimet,

İmansız yapılanlar boşa gayret,

İmanını her an muhafaza et,

Tahkîki iman için tefekkür et.

Bir bak etrafında olan bitene,

İmanla ve de imansız ölene,

Sonra durup düşün ve sor kendine:

Kim yakındır Rahmân’ın rahmetine?

İnandım demekle her iş biter mi?

Amelsiz iman bir gün körelmez mi?

Dünyadaki vâde sona ermez mi?

Akl-ı selîm eksiğini görmez mi?

İmansızın yüzünde nur olur mu?

Kalple inanmadan iman olur mu?

Dünyayı imana tercih olur mu?

İnanmayana şefâat olur mu?

İnandığını yaşayan kazanır,

Canlar da iman yoluna adanır,

Kâmil mü’min günahlardan arınır,

Ahirette, cennette ağırlanır.

Alma canımız imansız olarak,

Ölelim kâmil bir mü’min olarak,

Huzura çıkarma yüzsüz olarak,

Mahşer günü, kılma gölgenden ırak.

Allah’ım, iman olsun bize yoldaş,

Odur nârdan kurtaracak arkadaş,

İman yoksa çok dökersin kanlı yaş,

                İmansıza fayda vermez, akan yaş…       

Şiir: Hasan Kuş

ÎMANIN ŞARTLARI:

1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak.

2) Allah’ın meleklerine inanmak.

3) Allah’ın kitaplarına inanmak.

4) Allah’ın peygamberlerine inanmak.

5) Ahiret gününe ve öldükte sonra dirilmeye inanmak.  

6) Kaza ve kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna 

    inanmak.

1) Allah’a Îman:

Allah (c.c.) vardır, birdir, eşi ve benzeri yoktur. Bu kâinatı ve bu yer ve gökler ile onlarda var olan her şeyi yaratan, idâre eden, görüp gözeten, herkesi hesaba çekecek olan ve her canlıyı kendisine kulluk etsin diye yaratan, büyüten ve yaşatan Hz. Allah’tır. Allah’ın Zâtî (Kendide has) ve subûtî (İnsanlarda da olan fakat insanlardakinden farklı ve üstün olan) sıfatları vardır.

Zâtî Sıfatları:

a) Vücûd          (Varolmak)

b) Kıdem         (Varlığının başlangıcı yoktur),

c) Bekâ             (Varlığının sonu yoktur),

d) Vahdâniyet   (Bir olması),

e) Muhâlefetün lil havâdis (Yaratılmışlarara benzememesi)

f) Kıyam bi nefsihi (Varolmak için bir şeye muhtaç değildir)

Subûti Sıfatları:

a) Hayat (Diridir, yaşayandır)      b) İlim (Bilmek)  

c) Semi’ (İşitmek)                        d) Basar (Görmek),

e) İrâde (dilemek)                       f) Kudret (Gücü yetmek),

g) Kelâm (Kitap göndermek)      h) Tekvin (Yaratmak)

2) Meleklere Îman:

Melekler nurdan yaratılmış olan nûrânî varlıklardır. Yeme-içmeleri yoktur, yorulmazlar, uyumazlar, erkeklik ve dişilikleri yoktur, çok süratlidirler, Allah’a itaat ederler, kesinlikle isyan etmez ve günaha girmezler. Meleklerin hepsinin ayrı ayrı görevleri vardır. Dört büyük melek ve görevleri şunlardır:

1- Cebrâil (a.s.): Vahiy meleği.   

2- Azrâil (a.s.): Ölüm meleği.

3- Mikâil (a.s.): Tabiat olaylarıyla görevli.  

4- İsrâfil (a.s.): Sûr’u üflemekle görevli olan melektir.

*   Ayrıca, sağ ve solumuzda bulunup amellerimizi yazan  

     ‘Kirâmen Kâtibîn’ melekleri,

*   Bizleri koruyan ‘Hafaza Melekleri’,

* Kabirde ölüleri sorguya çeken ‘Münker ve Nekir’ melekleri vardır. Meleklerin sayısını sadece Rabbimiz bilir.

3) Kitaplara Îman:

Hz. Allah (c.c.) insanları uyarmak, nasıl hareket edeceklerini göstermek için, içinde emir ve yasakları bulunan kutsal kitaplar göndermiştir. Ve insanlardan da bu göndermiş olduğu kitaplara uymalarını istemiştir. Dört büyük kitap şu peygamberlere indirilmiştir:

 
Tevrat: Hz. Musa’ya,      Zebur: Hz. Davud’a,     İncil: Hz. İsa’ya    ve   Kur’ân-ı Kerîm: Hz. Muhammed’e indirilmiştir.

Bu dört kitaptan başka, gönderilmiş olan sahifeler (Suhûf) vardır. Bunların, sayısı 100’dür. Dağılımı ise şöyledir: 10 sahife Hz. Âdem’e, 30 sahife Hz. İdris’e, 50 sahife Hz. Şit’e, 10 sahife Hz. İbrahim’e verilmiştir.

4) Peygamberlere Îman:

Zaman zaman şaşırmış, hak yoldan uzaklaşmış olan insanları ve kavimleri îkaz etmek, onlara doğru olanı öğretmek, Allah’ın emirlerini, O’na nasıl ibâdet edeceklerini insanlara anlatmak için Allah (c.c.)’ın, insanların arasından seçip görevlendirdiği yüce şahsiyetlere peygamber denir. Kur’ân’da 25 tane peygamber ismi geçmektedir. Fakat Kur’ân’da ismi yazılmamış olan birçok peygamber vardır. 124 bin peygamber olduğu bildirilmektedir. Tabii ki en doğrusunu ancak Allah bilir.

Peygamberlerin bazı sıfatları vardır:

a) Sıdk (doğru insanlardır), 

        b) Emânet (güvenilirdirler),

        c) Fetânet (zekîdirler),

        d) İsmet (günah işlemezler),    

        e) Tebliğ (emir ve yasakları açıklayıp duyururlar).

Resûl: Kendisine kitap veya sahife indirilen peygamberlere denir.

Nebî: Kenisine kitap veya herhangi bir sahife indirilmeyen peygambere denir. Resûl, yeni bir şeriatle amel eder. Nebî ise kendisinden önceki peygamberin şeriatiyle amel eder.

5) Âhirete Îman:

Her şeyin bir sonu olduğu gibi bu dünyanın da bir sonu vardır. Nasıl ki her günün bir gecesi, her baharın bir kışı vardır; bu dünyanın da âhireti vardır. Bu dünyadaki hayat sona erip bütün canlılar öldükten yani kıyâmet koptuktan sonra âhiret hayatı başlayacaktır. Âhiret hayatında ölüm yoktur. Orada herkes dünyada yaptığı şeylerin hesabını verecek.                                                İyilik yapıp, hayırlı ameller işleyenler cennete; buna karşılık kötülük işleyip günaha girenler, Allah’a isyan edip, şeytana uyanlar cehenneme girecektir.

Âhiret hayatındaki yaşantı bu dünyadaki yaşantıdan tamaman farklıdır. Burası ölümlü dünya, orası ise ölümsüz bir dünyadır. Dünyada iken horlananlar, zulüm görenler, hakları gasbedilenler; ahirette haklarını zalimlerden alacaklardır.

6) Kaza ve Kadere İnanmak:

Kader: Allah’ın, ezelden ebede kadar olacak olan şeylerin; yerini, zamanını, nerede ve nasıl meydana geleceğini, ezelî ilmi ile bilip, ilâhî irâde ile takdîr etmesine denir.

Kaza: Ezelde Allah tarafından bilinip takdir edilen şeylerin, yeri ve zamanı geldiğinde ezeldeki bilgi ve takdire uygun olarak Allah tarafında yaratılıp, ortaya çıkarılmasına denir.

İyiyi ve kötüyü, hayrı ve şerri yaratan Allah’tır. Allah (c.c.) insana irâde vermiş ve bu seçme hakkıyla iyi veya kötüyü seçme hususunda insanı serbest bırakmıştır. Fakat bizlerden iyi olanları yapmamızı istemiş, kötü olanlardan ise kaçınmamızı istemiştir. İşte iyiyi veya kötüyü kul kendi irâdesiyle seçer, Allah ta kulun bu seçimine göre onu hesaba çeker. İyilik yapanlar sevap, kötülük yapanlar da günah kazanırlar. Kul iyilik yapmak isterse iyiliği, kötülük yapmak isterse kötülüğü onun için yaratan Allah’tır. Allah’ın dilemesi olmadan hiç bir şey gerçekleşmez.

Yukarıda kısaca açıkladığımız îman esaslarına “Âmentü” denir ve duâsı şöyledir: “Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulihî ve’l yevmi’l âhiri ve bi’l kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ ve’l ba’sü ba’de’l mevt. Hakkun, Eşhedü ellâilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû.”

         Bir mümin bu îman esaslarının hepsine inanır. Bir tanesini bile inkâr edip kabul etmemek kişinin dinden, îmandan çıkmasına sebep olur.             

İnsanlar îman yönünden şu sınıflara ayrılırlar: Mümin, münâfık, kafir, müşrik.

MÜMİN: Îman esaslarına ve peygamberimizin Allah’tan getirdiği bütün emir ve yasaklara olduğu gibi inanıp, bu inancını diliyle söyleyip, kalbiyle de tasdik eden kişidir.

MÜNÂFIK: Îman esaslarına, peygamberimize ve onun Allah’tan getirdiği emir ve yasaklara kalben inanmadığı halde diliyle inandığını söyleyen, iki yüzlü kişidir.

KAFİR: Îman esaslarını, peygamberimizi ve onun bildirdiği emir ve yasakları kalbiyle ve diliyle kabul etmeyip inkâr eden kişidir.

MÜŞRİK: Allah’a ortak koşan kişi demektir. Herhangi bir kimseyi veya nesneyi Allah’ın isim ve sıfatlarında, güç ve kudretinde görmek. Vesile olan şeyleri, sebepleri görüp yücelterek yaratanı, nimet ihsan edeni unutmak. Kendisine ihsan olunan şeyin Allah’ın dışında başka bir varlıktan olduğunu düşünmek veya söylemek gibi hususlar imanı tehlikeye sokan hususlardır.

İMANLA İLGİLİ BAZI MESELELER

  * İman esaslarının hepsine birden inanmaya ‘İcmâlî İman’ denir.

  * İman esaslarına ayrı ayrı inanmaya ‘Tafsîlî İman’ denir.

  * Başkalarından görerek ve duyarak inanmaya ‘Taklîdî İman’ 

    denir.

  * Araştırarak, düşünerek, aklını yorarak inanmaya   

     ‘Tahkîkî İman’ denir.

     *  İnsan; Allah’a kulluk etmek, imtihan olmak ve kendisi 

için yaratılan nimetlerden istifade etmek için yaratılmıştır.

     * İman edilecek esaslar yönünden iman ne artar ne de eksilir. Kişinin imanı sadece kuvvet yönünden artar, zayıflık yönünden azalır. İman esaslarından birini inkar veya gereksiz görüp hafife almak imanı azaltmaz, kişiyi dinden çıkarır.

     * İnandığımız Allah’a nasıl kulluk edeceğimizi öğretmek, Allah’ın bizden yapmamızı ve terketmemizi istediği şeyleri öğretmek ve iki dünya mutluluğuna ulaşabileceğimiz  yolu bize göstermek ve ahiret hayatı ile ilgili bilgileri vermek için kitaplar ve bunları açıklayan peygamberler gönderilmiştir.

     * Dünyada Allah’ın emirlerine göre yaşayanların ödüllendirilmesi, O’na karşı gelip isyan edenlerin cezalandırılması, haksızlık yapanların cezalandırılması, mağdur insanların haklarını alabilmeleri için ahiret yaratılmıştır.

İSLÂMIN ŞARTLARI:

1) Kelime-i Şehâdet getirmek.

2) Namaz kılmak.

3) Oruç tutmak.

4) Zekât vermek.

5) Hacca gitmek.

1) Kelime-i Şehâdet Getirmek:

Bir kişinin müslüman olabilmesi için yapması gereken ilk iş; o kişinin kelime-i şehâdet getirmesi ve buna kalbiyle tereddütsüz bir şekilde inanmasıdır. Bu açıdan kelime-i şehâdet, kişiye İslâmın kapısını açan bir anahtardır. Kelime-i şehâdeti diliyle söyleyen bir kişiye sen müslüman değilsin diyemeyiz.

2) Namaz Kılmak:

Aklı başında olan ve bülüğ çağına ermiş olan kadın-erkek her müslümana namaz kılmak farzdır. Her müslüman günde beş vakit namazı kılmakla mükelleftir. Bu beş vakit namaz: Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarıdır.

Ayrıca haftada bir Cuma namazı kılmak erkekler için farzdır. Aynı şekilde Ramazan ve Kurban bayramı namazları vardır. Namazları vaktinde kılmalı, vaktinde kılamadığı namazları da bir an önce kaza etmeye bakmalıdır. Vakti müsâit olduğunda nâfile namaz kılmaya da gayret etmelidir.

3) Oruç Tutmak:

Senede bir ay, Ramazan ayında oruç tutmak âkil, bâliğ her müslümana farzdır. Ancak oruç tutamıyacak kadar hasta ve yaşlı olanlar, çocuğunu emzirmek zorunda olan kadınlar, yolculukta bulunanlar yani seferî olanlar daha sonra, Ramazan ayı hâricinde müsâit oldukları zaman kaza etmek şartıyla oruç tutmayabilirler.

Bile bile, kasden orucu bozmanın cesası (keffâreti); iki ay hiç ara vermeden oruç tutmaktır. Bu orucu bilerek bozmanın cezasıdır. Bozduğu gün için de güne gün yani bir gün oruç tutacaktır. (2 ay + bozduğu gün sayısı.)

Unutarak yemek ve içmek, kan vermek, koku koklamak, vücuduna krem veya yağ sürmek orucu bozmaz.

         Orucu Bozan Şeyler: Bile bile yemek içmek ve cinsi münasebette bulunmak. Sahur vakti girince yemeğe içmeğe devam etmek, iftar olmadan yemek içmek.

4) Zekât Vermek:

Zekât, mal ile yapılan bir ibâdettir. Aslî ihtiyaçlar dediğimiz; yeme, içme, giyinme, barınma vb. masraflardan sonra elde kalan para veya altın nisab miktarını (dinimizce belirlenmiş olan zenginlik ölçüsünü) tutuyor veya geçiyorsa bu kişiye zekât vermek farzdır. Nisab miktarı 80 gr. altın veya onun karşılığı olan paradır. Zekât her sene bir defa verilir.

Zekâtın oranı % 2.5’tur. Elde mevcut olan para ve altın hesap edilir, bunun % 2.5’ğu zekât olarak fakirlere verilir. Zekâtı verilmeyen bir malın içerisine pislik bulaşmış olur. Çünkü zekât Allah (c.c.) tarafından fakir olan müslümanlara tanınmış bir haktır. Zekât zengin müslüman için malının pisliğidir. Fakir olan müslüman için ise bir sevinçtir, nîmettir.

         Zekât verilirken, muhtaç durumda olan akrabalardan başlamak tavsiye edilmiştir.

5) Hacca Gitmek:

Hacc, mal ve bedenle yerine getirilen bir ibâdettir. Hacc ibadeti, akıllı, büluğa ermiş ve dinen zengin olan müslümanlara hayatları boyunca bir defa gitmek farzdır.

         Zenginliğin yanı sıra, hacc yolunun emniyetli olması, hacca gidecek kişinin sıhhatli olması, geride bıraktığı eşi ve çocuklarının nafakalarını temin etmiş olması da gereklidir.

         Zengin olan bir kişi, sıhhatli değil de hasta olur ise kendisine vekâleten başka bir şahsı hacca gönderebilir. Vekili olarak gönderdiği kişi de haccı o kişi namına niyet ederek yapar.

ABDESTİN FARZLARI:      

1) Yüzü yıkamak.

2) Elleri dirseklere kadar, dirseklerle beraber yıkamak.

3) Başın dörtte birini meshetmek.

4) Ayakları topuklara kadar, topuklarla beraber yıkamak.

Açıklamalar:

1) Yüzü Yıkamak: Yüzün sınırı; iki kulak memesi arasında kalan yer ile alnımızdaki saç bitiminden başlayıp, çene altına (gırtlağa) kadar olan kısımdır. Abdest alırken bu belirtilen sınırlar içerisinde kalan kısmın yıkanması farzdır.

         Abdest alırken dudakların dış kısmı ile, göz kapakları sıkılmayarak serbest bırakılmalı ve onlarında ıslanması sağlanmalıdır. Yüz ve diğer sayacağımız farz olan organlarda kuru yer kaldığı zaman abdest alınmamış olur.

2) Kolları Yıkamak: Ellerimizden başlayarak dirseklere kadar olan kısmı yıkamak farzdır. Dirsekleri yıkarken dirsekte kuru yer kalmamasına dikkat etmeli ve tam dirseğe kadar değil de dirseği biraz geçirmek sûretiyle dirseğimizin tam olarak yıkandığına kâni olacak şekilde yıkamalıyız.

3) Başı Meshetmek: Başın dörtte birini meshetmek farzdır. Sağ elimizi ıslatır ve onun iç kısmıyla başımızı meshederiz. Mesh ederken suyun ıslaklığını başımızın derisinin hissetmesi gerekmez. Saçlarımızı ıslak elimizle mesh etmemiz yeterlidir.

4) Ayakları Yıkamak:  Parmak uçlarından başlayarak topuklarla beraber ayaklarımızı yıkamak farzdır. Ayaklarımızı yıkarken parmaklarımızın arası kuru kalmasın diye aralarını el parmaklarımızla hilâllememiz gerekir.

Abdesti Bozan Şeyler: Kan, irin, bayılmak, uyumak, ağız dolusu kusmak, büyük ve küçük tuvaleti yapmak, yellenmek, namazda yanındakinin duyacağı şekilde gülmek, sarhoş olmak.

GUSLÜN FARZLARI:

1) Ağza su vermek. (Mazmaza)

2) Burna su vermek. (İstinşak)

3) Bütün vücûdu hiç kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak.

Açıklamalar:

Ağza ve burna üçer defa su verilir. Ağza alınan su ile ağız iyice çalkalanır. Burna alınan su ise genizlere kadar çekilir. Sonra vücûdumuzda hiç kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücud yıkanır. Oruçlu olan kişi banyo yaparken ağzına ve burnuna su verirken boğazına kaçmamasına dikkat eder. Çünkü oruçluyken ağızdan veya burundan boğaza inen su orucu bozar.

Avret yerlerine taharet verdikten sonra, gusül abdesti almadan evvel normal namaz abdesti almak sünnettir ve böyle yapılması daha güzeldir.

Cünüp olan kişi gusül abdesti alıp temizlenmeden traş olamaz ve vücudundaki kılları temizleyemez. Tırnakları da temizlendikten sonra keser. Kadınlar da kendilerine ait hallerde bunlara dikkat eder. Temizlenme süresine daha zaman olup elleriyle iş yapma durumundan olmalarından dolayı sadece bu durumlarda iken tırnaklarını kesmelerine müsaade edilmiştir. Banyoya sol ayakla girilir, sağ ayakla çıkılır. Banyoda konuşulmaz. Tuvalete de sol ayakla girilir, sağ ayakla çıkılır.

TEYEMMÜMÜN FARZLARI:

1) Niyet.

2) Elleri iki sefer toprağa vurmaktır.

Açıklamalar: Su kıtlığı olur su bulunamaz, elde su olur çeşitli sebepler dolayısı ile suyu kullanma imkânı olmazsa vb. gibi, teyemmüm almayı câiz kılan hallerde teyemmüm almak câizdir. Abdest veya gusül abdesti alması gereken kişi su bulamazsa, ne için alıyorsa ona niyet eder ve dilediği ibadetini yapar.

Önce teyemmüm almaya niyet ederiz. Sonra iki elimizi parmaklarımız açık olduğu halde temiz toprağa veya toprak cinsinden olan şeye vururuz ve yüzümüzü mesh ederiz. İkince defa ellerimizi toprağa vurur ve bu sefer de kollarımızı mesh ederiz. Şöyle ki: sol elimizin baş parmağı hariç diğer dört parmağımızı birleştirerek, sağ elimizin dışından dirseğe doğru mesh ederiz. Dirseğe gelince kolumuzu çevirip aşağıya doğru kolumuzun içini meshederiz. Sağ baş parmağın hizasına gelince o ana kadar kullanmadığımız sol baş parmağın içi ile sağ baş parmağın dışını meshederiz. Sol kolu da bu şekilde mesh eder ve teyemmümü almış oluruz.Teyemmüm alırken eldeki yüsük ve koldaki bilezikler çıkarılır.

NAMAZIN FARZLARI:

a) Namazdan Öncekiler:        b) Namazın İçindekiler:

1) Hadesten tahâret                                     1) İftitah tekbiri

2) Necâsetten tahâret                                   2) Kıyam

3) Setrül avret                                            3) Kıraat

4) İstikbâl-i Kıble                                        4) Rükû

5) Vakit                                                     5) Sücûd

6) Niyet                                                      6) Kâde-i âhire

Açıklamalar: Namazdan Öncekiler: (Şartları)

1) Hadesten Tahâret: Abdestsiz olan bir kişinin abdest alması veya gusül abdesti alması gereken bir kişinin gusül abdesti almasına denir. Abdest veya gusul almadan önce tuvalete girmiş olanlar hemen abdest almazlar. Bir müddet beklerler, bu beklemeye istibra denir. Tuvalet yerlerini kontrol ederler ve ıslaklık yok ve damlacıklar bitmişse abdestlerini veya gusüllerini alırlar.

2) Necâsetten Tahâret: Namaz kılacak olan bir kişinin elbisesinde veya namaz kılacağı yerde, namaz kılmaya mani olan necis, pis şeyleri temizlemesi yani temiz elbiseyle temiz bir yerde namaz kılmasıdır.

3) Setrü’l-Avret: Avret yerlerini örtmektir. Erkeğin avret yerleri; diz kapaklarının altından göbeğine kadar olan kısımdır. Kadının avret yerleri; eli, yüzü ve ayakları hariç bütün bedenidir.

Giyilen elbise bu avret yerlerini gösterecek veya rengini belli edecek kadar ince ve şeffaf ise bu elbise ile namaz kılmak câiz değildir.

4) İstikbâl-i Kıble: Namaz kılarken kıbleye doğru dönmektir. Kıbleye değil de başka bir yöne doğru namaz kılmak câiz değildir.

5) Vakit: Her namazı kendi vakti içersisinde kılmaktır. Namazlar vakti girmeden önce kılınmaz.

6) Niyet:  Hangi namaz kılınıyorsa ona niyet etmek demektir.

b) Namazın İçindekiler (Rükünleri):

1) İftitâh Tekbiri: Namaza başlarken ‘Allâhu ekber’ diye tekbir getirerek başlamak.

2) Kıyâm: Namazı ayakta kılmak demektir. Ancak hasta olup ayakta duramayanlar ve sakat olan kimseler bu mazeretlerinden dolayı oturarak kılabilirler. Oturmaya da güçleri yetmezse başlarının işaretiyle (îmâ ile) namazlarını kılarlar.

3) Kıraât: Namaz câiz olacak kadar Kur’ân okumaktır. Bunun ölçüsü ise; Fâtiha sûresiyle beraber, en az üç ayet veya o uzunlukta bir ayet okumak veya kısa bir sûre okumaktır.

4) Rükû: Eğilmek demektir. Erkekler; elleri ile dizlerini kavrayacak ve sırtları dümdüz olacaktır. Kadınlar ise; parmaklarının uçları dizlerinin üstüne gelecek şekilde ve sırtları hafif eğik vaziyette rükû edeceklerdir. Erkekler ayakta duruşlarına göre 90 derece, kadınlar da en az 45 derece eğilmelidirler.

5) Sücûd: Secde etmek demektir. Secdede iki el, iki ayak, iki diz, alın ve burun yere konur. Secde bu şekilde yapılır. Secde her rekatta iki defa yapılır. Secdede iki ayağı yerden kaldırmak secdeyi bozar secde tekrarlanmalıdır, tekrar edilmezse namaz bozulur. Bir ayağı kaldırmak mekruhtur ama secde geçerlidir.

6) Kâde-i Âhire: Son oturuş demektir. Namazın sonunda ‘Ettehiyyâtu’ duâsını okuyacak kadar oturmak demektir.

Namazı Bozan Şeyler: Namazda konuşmak, yemek içmek, selam alıp vermek, kendi işiteceği kadar gülmek (yanındaki duyacak şekilde olursa abdesti de bozulur), abdestin bozulması, zorla öksürmeye çalışmak, ah of diye inlemek, göğsü kıbleden çevirmek, bir şeye üflemek, bir şey yapmaya çalışmak.

NAMAZ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN BAZI HUSUSLAR

NAMAZ REKÂTLARI

                              İlk sünnet/      Farz/   Son sün./Vitir / Toplam

        Sabah                     2                 2             –                 –               4

        Öğle                       4                 4             2                 –              10

        İkindi                     4                 4             –                 –                8

        Akşam                    –                  3           2              –        5

        Yatsı                      4                 4             2                3           +13

                                                                                                        40 Rekât

         Bayram namazı 2 rekâttır.

         Cuma namazı 16 rekâttır. 4’ü ilk sünnet, 2’si farz, 4’ü son sünnet, 4’ü zühr-i âhir, 2’si vaktin son sünneti.

         Güneş doğarken, tam tepede iken ve batarken namaz kılınmaz.

         Namazlar kaza edilirken sadece farzlar kılınır. Vitir namazı da kaza edilir. Erkekler kaza namazlarında kamet getirir. Vitir namazı da kaza edilirken kamet getirilir. Sabah namazı, o gün öğleden önce kaza edilirse, sünnetiyle beraber kılınır.

Seferî (Yolcu) olan birisi farz olan 4 rekatlı namazları iki rekat olarak kılar. (Bulunduğu yerden 90 km.’lik bir yere giden ve orada 15 günden az kalmaya niyet eden kişi seferî sayılır.)

Cenaze namazı ayaktı kılınır. Rükû ve secde yapılmaz. 4 tekbirle kılınır. İmam cenazenin göğsü hizâsında durur. Birinci tekbir alınır, eller bağlanır ve ‘Sübhâneke’ duâsı ‘ve celle senâüke’ ile beraber okunur. İkinci tekbir alınınca ‘Allahümme salli ve bârik’ okunur. Üçüncü tekbir alınınca cenaze duâsı okunur. Bilmeyenler Kunut dualarını veya Rabbenâ’ları okur. Dördüncü tekbir alınınca sağa ve sola selam verilir ve eller salınır.

Bazı Nafile Namazlar:           Terâvih namazı 20 rekattır.

                             Kuşluk namazı en az 2, en çok 12 rekâttır.

                                      Evvâbin namazı en az 2, en çok 6 rekâttır.

                                      Teheccüd namazı en az 2, en çok 8 rekâttir.

YANILMA (Sehiv) SECDESİ:

Namazın farzlarından birisinin unutularak tehir edilmesi ve namazın vâciplerinden birinin unutularak veya yanılarak terkedilmesi yahut tehir edilmesi hâlinde sehiv secdesi vâcip olur.

         Sehiv secdesinin yapılışı şöyledir: Namaz kılarken sehiv secdesini gerektiren bir durum olduğunda, son oturuşta ‘Ettehiyâtü’ ve ‘Salli-Bârik’ okunduktan sonra sağ tarafa ve sol tarafa veya sadece sağ tarafa selam verilir ve iki defa secde yapılır. Secde yapıldıktan sonra ‘Ettehiyatü, Salli-Barik, Rabbena âtina,  Rabbenağfirlî’ duâları okunur ve selam verilerek namaz tamamlanır.        

 

MÜEZZİNLİK

EZAN VE KÂMET:

        “Allahü ekber Allahü ekber Allahü ekber Allahü ekber.

         Eşhedü ellâilâhe illallâh (2 defa)

         Eşhedü enne Muhammederrasûlullah (2 defa)

         Hayye alessalâh (2 defa)

         Hayye alelfelâh (2 defa)

         <<Kad kâmetissalâh>> (Kâmet getirilirken 2 defa)

        <<Essalâtu Hayrumminennevm >>  (Sabah namazında 2 

                                                                    defa)

         Allahü ekber Allahü ekber

         Lâilâhe illallâh”

Farz namazın selâmından sonra: Allahümme entesselâmü ve minkesselâm. Tebârekte ya zelcelâli vel ikrâm.

Tesbihten önce: Alâ rasûlinâ salavât (Salât u selâm getirilir).

(Salât u selâm: Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.)

Sübhânallahi vel hamdü lillâhi ve lâilâhe illallâhü vallâhü ekber Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.

Vehüvel aliyyül azîmü zül celâli sübhânallah (33 sübhânallah).

Sübhânel kerîmi dâimenil hamdulillâh (33 elhamdülillah).

Rabbil âlemine teâlâ şânühû Allahü ekber (33 Allahü ekber).

Tesbihten sonra: Lâilâhe illallâhü vahdehü lâşerîkeleh. Lehül mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kâdîr.

Sühbâne rabbiyel aliyyil a’lal vehhâb (Âmin).

MÜEZZİNE BİR HATIRLATMA:

  1. Müezzinlik yapan kişi kaameti getirirken ara vermeden, nefes almaksızın söyleyecekse aşağıda yazılacağı gibi okumalıdır.

    ‘Hayye alessalati Hayye alassalah’

    ‘Hayye alelfelâhi Hayye alelfelâh’

    ‘Kad kâmetissalâtü Kad kâmetissalâh’

  • Kaamet getiren bir kişi ‘Kad kâmetissalâh’ diyene kadar yerinde durmalı, bunu söylemeye başlayınca safa geçmek için yürümeye başlamalıdır.

MÜEZZİNLİĞİN FAZÎLETLERİ

  1. Müezzinin sesini işiten her şey onun ezanına ve onun lehine şahitlik edecektir.
  2. Müezzin, sesinin ulaştığı yer mesâfesince mağfirete nâil olacaktır.
  3. Müezzinler kabirlerinden ezan okuyarak çıkacaklardır.
  4. Müezzinler kıyâmet günü boyca insanların en uzunu olacaklardır.

Allah rızası için ezan okuyan müezzin, ezan okuduğu müddetçe, kanı içinde kımıldayan şehid gibidir. Yaş ve kuru her şey ona şehâdet eder. Ölürse, kabrinde kurtlanmaz.                                                       

 CÂMİ VE CEMAAT  — CAMİ ÂDÂBI

Toplu olarak ibadet edilen, namaz kılınan yere ‘Câmi’ denir. Toplu olarak ibadet yapmak için toplananlara da ‘Cemaat’ denir. Yeryüzünde ibadet için inşâ edilen ilk mâbed, ilk cami ‘Kâbe’ dir. Câmide dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:

1- Câmiye sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır. Besmele çekilir ve bazı duâlar okunur.

2- Câmiye abdestli olarak ve temiz elbiselerle gidilir. Pis olmayan iş elbisesi ile namaz kılınır. Elbisenin tozlu – topraklı olması namaza engel olmaz.

3- Câmide gereksiz komuşmalar yapmak, gürültü yapmak, bağırmak, çağırmak, lokâl yerine câmide dünya işlerini konuşmak, başka yer varken camide yatmak doğru bir davranış değildir.

4- Kokusu hoş olmayan şeyleri yiyip- içtikten sonra, kokularını gidermeden câmiye gitmek başkalarının hakkına saygısızlık etmek olur.

5- Kirli ayak veya çorapla câmiye girmek doğru değildir.

6- Câmi içinde Kur’an okunuyor veya vaaz veriliyorsa bunları dinlemek gerekir.

7- İbadetle (namaz, duâ, zikir…vb) meşgul olanlar rahatsız edilmemeli.

8- Geç gelenler bulduğu boş yere oturmalı ve öne geçmek için başkasını rahatsız etmemelidir.

  • Câmide namaz kıldırana ‘İmam’ denir.
    • İlk imam, peygamberimiz Hz. Muhammed’dir.
    • İmamın namazı kıldırdığı yere ‘Mihrâb’ denir.
    • İmamın hutbe okuduğu yere ‘Minber’ denir.
    • Vaaz verilen yere ‘Kürsü’ denir.
    • Ezan okuyana ‘Müezzin’ denir.
    • Ezan okunan yere ‘Minâre’ denir.
    • İlk müezzin, Bilal-i Habeşî (r.a.)’dir.
    • Minarenin çevresinde ezan okumak için bulunan yuvarlak yere ‘Şerefe’ denir.
    • Minarenin tepesinde bulunan hilâle (aya) ‘Alem’ denir.
    • Câmide abdest alınan yere ‘Şadırvan’ denir.
    • Câmilerin çatı kısmında bulunan yuvarlak şekle ‘Kubbe’ denir.
    • Cenaze namazı kılmak için, cenaze tabutunun konduğu yere ‘Musalla Taşı’ denir.

MÜBÂREK GÜNLER VE GECELER

  • Cuma Günü: Cuma günü müslümanlar bir araya gelip cemaat halinde cuma namazını kılarlar. Cuma saati ve cuma gecesi duâların kabul edildiği vakitlerdir. Haftalık bayramımızdır.
  • Ramazan Bayramı: Bir sene içinde kutladığımız iki tane bayramımız vardır. Ramazan bayramı, Ramazan ayında bir ay oruç tuttuktan sonra kutlanılan bir sevinç ve neşe zamanıdır. Tutulan oruçların sevabını, mükâfatını alma bayramıdır. Üç gün sürer.
  • Kurban Bayramı: Rabbimizin kurban kesme emrine uyarak, kurbanların kesildiği ve etlerinin ihtiyaç sahiplerine ve komşularımıza dağıtıldığı Allah için fedakârlıkta bulunmanın sevincinin yaşandığı bir bayramdır. Hac zamanında yapılır. Dört gün sürer. Kurbanlar ilk üç gün içinde kesilmelidir. Kurban bayramında getirilen tekbirlere ‘Teşrik Tekbirleri’ denir. ( Tekbir: Allâhu ekber Allâhu ekber Lâilâhe illallâhu vallahu ekber Allâhu ekber velillâhilhamd )
  • Mevlîd Kandili: Peygamber efendimizin doğum gecesi olan, Kamerî aylardan Rebîu’’l-Evvel ayının 12. gecesinde peygamber efendimizin doğumunu ve hayatını hatırlamak için kutlanan geceye ‘Mevlid Kandili’ denilmektedir.
  • Üç Aylar: Kamerî aylardan ard arda gelen; Recep, Şaban ve Ramazan aylarına ‘Üç Aylar’ denilir.
  • Regâib Gecesi: Recep ayının ilk Cuma gecesi kutlanan mübârek bir gecedir. Duâların kabul edildiği bir gecedir.
  • Mîrac Gecesi: Recep ayının 27. gecesi olup, Peygamberimizin Allah’ın daveti üzerine; önce Mescid-i Aksâ’ya oradan da Cebrâil (a.s.) ile gökleri aşarak semaya yükseldiği ve Rabbimiz ile görüştüğü gecenin hatırasına kutlanan mübârek bir gecedir.
  • Berat Gecesi: Borçtan, suçtan, cezadan kurtulma gecesidir. Senelik rızıkların, ecellerin, olayların tayin edildiği ve duâların kabul edildiği bir gecedir.
  • Kadir Gecesi: Kur’an’ın inmeye başladığı ve peygamberimize peygamberliğin verildiği mübarek gece. Rahmetin, bereketin, mükâfatın sabaha kadar devam ettiği, ibadet ve duâların kabul edildiği fazileti büyük gece. Ramazan ayının 27. gecesi kutlanır.
  • Aşûre Günü: Nuh tufanı sonrası Nuh (a.s.) gemide kalan yiyecekleri bir araya getirerek bir çorba pişirir ve hep beraber yerler. İşte o günün anısına müslümanlar her yıl Muharrem ayının içinde ‘Aşure Tatlısı’ pişirir ve dağıtırlar. Ayrıca Aşure günü olan Muharremin onuncu gününü de bir gün öncesi veya sonrasıyla oruçlu olarak geçirirler. Muharremin 9-10 veya 10-11 veya 9-10-11’ini oruçlu olarak geçirirler.

DUÂ VE ÖNEMİ

İnsanlar aciz olduklarını hissettikleri veya güçlerini aşan bir durumla karşılaştıkları zaman, kendilerinden üstün olan ve gücü her şeye yeten Allah’a yönelerek yardım isterler. İşte biz buna Allah’a duâ etmek diyoruz. Yapılan duâ insana huzur verir. İşlerinin kolaylaşmasını sağlar. Sıkıntıları hafifletir. Ömrü uzatır. Allah katında sevilen bir kul olmayı sağlar. Duânın daha bir çok faydaları vardır. Şunu unutmayalım ki; yaptığımız duâyı Rabbimiz işitmektedir ve onu kabul etmektedir. Duâ ile istenilen şeyler bazen kısa bir süre sonra verilir, bazen daha sonraları verilir.

Bazı duâlar da vardır ki kabul edilir fakat duânın neticesi veya mükâfatı ahirette verilir. Yani kabul edilmeyen duâ yoktur. Hayır duâ da olsa bedduâ da olsa kabul edilir. Fakat bedduâ (kötü bir şey istemek) etmekten sakınmak gerekir. Bedduâ edilen kişi suçsussa o bedduâ, edenin başına geri döner.

Annenin, babanın, yolcunun, hastanın, zulme uğrayanın, oruçlunun, müslümanın müslüman kardeşinin gıyabında yaptığı duâlar makbul duâlardır. Mübârek gün ve gecelerde, mübârek yerlerde, seher vakitlerinde, yağmur yağarken, iftar ve sahur vakitlerinde…vb. yapılan duâlar da  makbul duâlardır.

İSLÂM’DA AKLIN VE İLMİN ÖNEMİ

Allah’ın insana verdiği en büyük nimet akıldır. Akılla iyi kötü birbirinden ayrılır. Akıl insanları diğer canlılardan ayırır. İslâm dininde sorumlu olmak için akıllı olma şartı aranmaktadır. Aklı olanlar iman etmekle, ibadet etmekle ve imtihana tabi tutulmakla sorumlu tutulurlar. Akıllı olmayanların herhangi bir sorumluluğu yoktur. İslam dini insanın aklını kullanmasını, düşünmesini ve bu şekilde insanlığa faydalı olmasını, insana tavsiye etmektedir.

         Dinimiz akla değer verdiği gibi, ilme ve ve okumaya da büyük önem vermiştir. Kur’an’ın ilk âyeti okumayı emretmektedir. Okumak, öğrenmek, bilgi sahibi olmak teşvik edilmiş; ‘Bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağı’ ifade edilerek ilmin önemine ve gerekliliğine işaret edilmiştir. Bilmediğimiz konuları araştırıp ehline sormak dinimizin bir emridir. İlim öğrenmek, okumak sadece erkeklere değil, kadınlarada gerekli olan bir husus olup dinimiz erkek gibi kadınların da ilim öğrenmesini tavsiye ve teşvik etmiştir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: “ İlim öğrenmek, erkek ve kadın her müslümana farzdır.”

YEMİN VE KEFFÂRETİ

         Yemin: Söylenilen bir söze kuvvet kazandırmak veya karşı tarafı inandırmak amacı ile Allah’ın adını anmak demektir.

Allah’ın adını anarak bir şey yapacağını söyleyen kişi dediğinin aksini yapar veya söz verdiğini yapmazsa yeminini bozmuş sayılır. Bundan dolayı yani yaptığı bu hatayı affettirmek için keffâretini öder.

Yeminin Keffâreti: Geleceğe dâir herhangi bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına yemin edip te yeminini bozan kişi keffâret olarak; on fakiri giydirir veya on fakire birer fitre miktarı para verir. Bunları yapacak gücü olmayanlar ise peşpeşe ara vermeden üç gün keffâret orucu tutarlar. Durumu müsait olan birisi fakirleri giydirmez veya onlara fitre miktarını vermez de üç gün oruç tutmak istese bu olmaz çünkü yemin keffâretinde öncelikle ödeme şekli maddi olup buna gücü yetemeyen fakirler için manevîdir yani oruçtur.

ADAK

         Adak: Allah’a karşı bir niyazda veya istekte bulunup, bu isteğinin gerçekleşmesi durumunda kendisine vâcip olmayan bir şeyi; o isteği vesilesi ile adayarak kendi üzerine vâcip kılmaya denir.

Bir şeyi adayabilmek için, adanılan şeyin cinsinden bir farz veya vâcibin (bir ibadetin) bulunması gerekir.  Yapması farz veya vâcip olan şey adanmaz. (Ramazanda oruç tutmayı adamak gibi). Terketmesi gereken günahı yapmayı adayamaz (İçki içmek gibi). Adanılan şey adayanın mülkünde olmalı. (başkasının malını dağıtmayı adamak olmaz)

         Kim ne adamışsa isteği gerçekleşince adağını yerine getirir. Namazsa namazını kılar, oruçsa orucunu tutar,

sadaka ise sadakasını verir, kurbansa kurbanını keser (Kümes hayvanlarından ve de balıklardan kurban olarak adakta bulunulmaz. Bunlardan vermeyi düşünen kişi adağını kurban olarak tavuk keseceğim diye değil de; sadaka olarak fakirlere balık dağıtacağım, tavuk veya ördek eti alıp veya kesip vereceğim şeklinde adamalı. Çünkü kurban dendiğinde akla ilk gelen koyunun kesilmesidir. Onun için adaklar bilinçli yapılmalı ve istenilen şeye ulaşınca da adanılan şey yerine getirilmelidir.) Adak kurbanının etinden; adayan kişi, eşi, çocukları ve bakmakla yükümlü olduğu anne-babası yiyemez. Yemek isterseler, etin bedelini fakirlere sadaka olarak ödemeleri gerekir. 

         Falan yerde namaz kılacağım diyen kişi herhangi bir camide namaz kılınca, falana yardım edeceğim diyen kişi başka bir muhtaca yardım etse adağını yerine getirmiş olur.

         Adanılan şeyin yerine getirilmesi vâciptir. Yerine getirmeyen günaha girer. Nafile namaz, oruç, hac veya umre, sadaka, kurban gibi adakların aynen yerine getirilmesi gerekir. Bir ayna taalluk eden şey yerine getirilir.

Kişi şunu yapmayacağım, şuraya girmeyeceğim şeklinde bir adakta bulunmuşsa, bu gibi durumlarda yani yemine benzeyen durumlarda dediğini yapmazsa (mesela vermeyeceğim dedi, verdi; gitmem dedi, gitti) yemin keffâreti ödemesi gerekir.

Adanılan şeyin yerine getirilmemesi durumunda, az önce açıkladığımız gibi konuyu bazı yönleriyle farklı olarak ele almayıp,

yemin ile adağı aynı konumda değerlendiren ve yerine getirilmeyen adak ne olursa olsun bunun bir yemin gibi olduğunu ve bunun için de yemin keffareti ödemenin mümkün olduğunu söyleyen alimlerimiz de vardır. Üstteki açıklama yemin ile adağın bazı yönlerden farklılığını ifade yönünden bize daha uygun geliyor. Tabiiki en doğrusunu bilen Hz. Allah’tır.

NAMAZ SÛRELERİNİN SIRALAMASI

– FÎL SÛRESİNDEN NÂS SÛRESİNE –  KADAR

1-) Fîl Sûresi (Elemtera keyfe)

2-) Kureyş Sûresi (Liîlâfi)

3-) Mâun Sûresi (Eraeytellezî)

4-) Kevser Sûresi (İnnâe’taynâ)

5-) Kâfirûn Sûresi (Kul yâ eyyuhel kâfirûn)

6-) Nasr Sûresi (İzâcâe nasrullahi)

7-) Tebbet Sûresi (Tebbet yedâ ebîlehebin)

😎 İhlâs Sûresi (Kul hüvallâhü ehad)

9-) Felak Sûresi (Kul eûzü birabbil felak)

10-) Nâs Sûresi (Kul eûzü birabbinnâs)

         Namaz kılarken Fâtiha Sûresinden sonra bu sûrelerden birini okuduğumuz zaman bu sıraya göre okumalıyız. Bu tertibe uymak sünnettir, bu sıraya göre okumadığımız zaman namaz bozulmaz ama sûrelerin tertibine uymadığımız için bu durum mekruh olur ve namazın sevabı azalır.   

Önce Tebbet Sûresini okur ondan sonra Kevser Sûresini okursak tertibe uymamış oluruz ve bu mekruh yani hoş olmayan bir durum olur.

         Ya her bir rekatta arka arkaya gelen sûreleri okumalıyız veya okuduğumuz sûreden sonra iki veya daha fazla atlayarak okumalıyız. Fîl Sûresinden sonra Kevser Sûresini okuyabildiğimiz gibi, Kâfirûn Sûresini de okuyabiliz. 

         Farkında olmadan ilk rekatta Nâs Sûresini okumuşsak diğer rekatta Nasr (İzâcâe) Sûresinden devam edebiliriz. Eğer bu Sûreyi bilmiyorsak bildiğimizden başlarız fakat ondan sonra gelen Sûreleri sırasına göre okumaya devam ederiz.

         Tertibe uymamak mekruhtur fakat böyle bir şey başına gelen kişinin namaz sonunda yanılma secdesi yapması gerekmez.

DÖRT ELLE SARILALIM KUR’ÂN’A

Bu Kurân kî, ilâhî hitaptır,

Bu hitap kî, Allah kelâmıdır,

Bu kelâm kî, onda hayat vardır,

Dört elle sarılalım Kur’ân’a.

Kur’ân’dır bize huzur ve şifa,

Kur’ân’ı oku ve doğru anla,

Hadisler var Kur’ân’ın yanında,

Dört elle sarılalım Kur’ân’a.

İnmemiş Kur’ân ölüler için,

Onda hayat var diriler için,

Ne öğrenirsek kendimiz için,

Dört elle sarılalım Kur’ân’a.

Yaş ve kuru her şey içindedir,

Madde ve mânâ onda gizlidir,

Ârif olana hepsi bellidir,

Dört elle sarılalım Kur’ân’a.

Devam et Kur’ân’ı kırâate,

Konuşmuş olursun sen Rabbinle,

Şeytan kaçar, melekler seninle,

Dört elle sarılalım Kur’ân’a.

Kur’ân’ın ilk emri oku oldu,

Yirmiüç senede nâzil oldu,

Okuyanlar nûra mazhâr oldu,

Dört elle sarılalım Kur’ân’a.

Peygamber tebliğ etti her yerde,

Tâbi’ olan da var, yüz çeviren de,

Uyanlar mutlu olur mahşerde,

Dört elle sarılalım Kur’ân’a…

  Hasan Kuş