İnsanın Yüce Yaratcısına karşı yerine getirdiği kulluk vazifelerinin kabulünün önemli şartlarından biri de güzel ahlâk sahibi olmaktır. Zaten kişinin sahip olduğu imanı ve yaptığı ibadetleri, onun ahlâkına ve davranışlarına olumlu yönde tesir etmelidir. Eğer bu tesir meydana gelmiyorsa, o kişinin imanında zayıflık veya amelinde kusurları var demektir.
Ahlâk, insanın yaratılışında fıtratına yerleştirilmiş olan iyi ve kötü huylardır. Ahlâk, iyi ve kötüyü öğreten, yapılması gerekenle yapılmaması gerekenleri öğreten bir ilimdir.
Ahlâk ilminin gayesi, kendisine, çevresine ve toplumuna faydalı olan, kendisiyle barışık, ruh sağlığı yerinde olan iyi kişilerin yetişmesini temin etmek ve kötü olanların da ıslah edilmesini sağlamaktır. Kişinin ahlâkının olumlu veya olumsuz olarak gelişmesinde; kendi kişiliğinin, ailesinin, aldığı eğitimin, okulunun, arkadaşlarının ve çevresinde gelişen özel durumların tesiri vardır.
Ahlâk değişir mi? Evet, ahlâk değişir. Fakat ahlâkın değişmesi; iyi davranışları ruhumuzdan söküp atarak yerine kötü olanları koymak veya kötü olanları ruhumuzdan atarak yerine iyi olanları yerleştirmek şeklinde olmaz. İyi ve kötü huylar fıtratımıza yerleştirilmiştir ve ölünceye kadar da ruhumuzda kalacaklardır. Ahlâkın değişmesi; kötü olan huyların bastırılıp onların yerine iyi huyların üst seviyeye çıkartılması ile gerçekleşir. Mesela bir kimsenin öfke ve hiddet huyunu bastırıp onun yerine yumuşak başlılık ve bağışlama, affetme huylarını ön plana çıkarması gibi. Bir atasözümüz vardır: “Can çıkmadan huy çıkmaz.” diye. Bu söz açıkladığımız ilk mana için yani kişinin sahip olduğu huylarının ölünceye kadar ruhunda yer alacağı manasında söylenmiş isabetli bir sözdür. Bunu ikinci manada düşünmek doğru olmaz. Çünkü ahlâkın yani huyların değişebileceğini ve nasıl bir değişme olabileceğini yukarıda izah ettik.
Güzel ahlâk ve din açısından meseleye baktığımızda kısaca şunları söyleyebiliriz: Bir dine mensup olanlar güzel ahlâklı, mensup olmayanlar kötü ahlâklıdır demek doğru değildir. Çünkü, az önce değindiğimiz gibi, iyi ve kötü huylar bütün insanların fıtratlarına, ruhlarına yerleştirilmiştir. Kim iyi olanları üst seviyede, ön planda tutarsa o iyi ahlâklı; kim de kötü olanları üst seviyede, ön planda tutarsa o da kötü ahlâklı olur. Dinimiz açısından bu hususta şunları söyleyebiliriz: İslam dini müslümanlara güzel ahlâklı olmayı, kötülüklerden kaçınmayı tavsiye etmiştir. Güzel ahlâk sahibi olanların bu dünyada kazançlı oldukları gibi ahirette de kendilerine, güzel ahlâklı olmalarının karşılığı olarak, sevap ve cennette cennet nimetleri ile mükâfatlandırılacakları müjdesi verilmiştir. Ayrıca güzel ahlâklı olmak ibadetlerin kabulüne vesiledir ve bu da müslümanları güzel ahlâklı olmaya teşvik etmektedir.
*** ( Bu yazı 2005 yılından önce yazıldı )
Hasan Kuş