Skip to content

Hacc Yolunda…

          Kurban bayramı ve bir Hacc dönemi daha geldi. Hacı adaylarımız mübârek beldeleri ziyaret edip vazifelerini yapacaklar. Durumu müsait olanlar kurbanlarını kesecekler. Yüce Rabbimiz (c.c.) hacca gidenlerin haclarını, kurban kesenlerin kurbanlarını, kabullerin en güzeliyle kabul etsin. (Âmin)

          Hac ve Kurban, Hz. Allah (c.c.)’ın emirlerine teslimiyetin, verilen nimetlere şükrün, Allah’a yakınlaşmanın, şeytana sille vurmanın ve ondan uzaklaşmanın hazzının yaşandığı ibadetlerdir. Hac ve Kurbanı beraber düşünüp anlamalıyız. Hacca gitmesek bile hac günlerinde yapılanları tefekkür ile mânen haccedebilmeliyiz. İhram giymek, telbiye, tavaf, sa’yetmek, Arafat ve Müzdelife’de vakfe, Mina’da şeytanı taşlamak, tavaf edip zemzemi yudumlamak, Medine’ye gidip Resulullah (s.a.s.)’ı ziyaret etmek ve diğer kutsal yerleri ve kutsal mücadelenin kahramanlarını ziyaret ve tarihin o dönemine giderek İslâm’ın gelişini, tebliğini, verilen mücadeleyi tefekkür etmek. Evet hacca gidenler derin mânevî duygular içerisinde bunları yaşarlar. Kurban kesenler de teslimiyet, teşekkür ve yakın olabilmek gibi gayelerle emre itaatlerini ortaya koyarlar. Bu yapılanlardaki gaye ise; Allah’ın emirlerine teslim olmanın, sevgili peygamberimizin sünnetine sarılmanın, nefsi ve şeytanı düşman bilmenin, dünyaya aldanmadan dünya ve ahiret dengesini kurarak Allah (c.c.)’ın rızasını kazanmanın, O’na kul ve Peygamberine ümmet olma gayretinin ortaya konması ve bunların elde edilmesidir. Elde edilen bu şuur ve bilincin hayatın her anında kendini göstermesidir.

          Yapılan ibadetlerin yapılış usullerine dikkat etmek gerektiği gibi yapılış manası ve kazandırması gerekenler de düşünülmelidir. İbadetlerin şekil şartları farklı olsa da, itikâdî, amelî veya ahlâkî eylemlerimizin her birinde olması gereken ortak  mana ve şuur; dünya ve ahiret mutluluğunun Allah’a kulluk çerçevesinde elde edilmesini sağlamaktır. Yerine getirdiğimiz, yaptığımız her eylemin, kulluğun bize kazandırması gereken iyilikleri ve güzellikleri elde ediyor ve bizde olmaması gereken kötülükler ile çirkinlikleri terkediyorsak, bu bilince ulaşmışız veya iyi yoldayız demektir. İşte yapılan ibadetlerin hayatımıza yansıması derken bu anlayışı, yani bir davranışı yapmadan önce Allah’ın rızasına uygun olup olmadığının düşünülmesi ve ona göre davranılmasını kastediyorum. Yaptığımız ibadetlerimizi ve iyi davranışlarımızı biliçli ve şuurlu bir müslüman olmamıza vesile kılmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

          Hac ve Kurban ibadetlerini yaparken zihinlere yerleşmesi gereken ve hayat boyu devam ettirilmesi gereken düşünceler neler olabilir? diyerek biraz tefekkür edelim.

          Mikat mahallinde ihramı giydim. Dünya ve ona ait olanlar geride kaldı. Onlar zaten bana emanet. Canımdan ve bana ihsan edilenlerden hesap sorulacağım. İhramlıyken dikkat etmem gerekenler var. Dünya hayatım ve yaşantım hususunda da dikkat etmem gerekenler var. Rabbimin kuralları var. Bunlara uymalıyım. Söz veriyorum ölünceye kadar Rabbimin rızasına aykırı bir şey yapmayacağım.

          Kâbe’ye vardım. Tevhidin simgesi. Tevhid çerçevesinden ayrılmayacağım, emirlerine riayet edeceğim Allah’ım. Arşının yeryüzündeki temsili olan Beytullah’ı, Meleklerin arşını tavaf ettiği gibi tavaf ederek emirlerine pervane olacağım. Lebbeyk diyerek Seni Rab, Habibini Rasûl bileceğim. Sana kul, Habibine ümmet olacağım. Nefsimin, arzularımın, çevremdekilerin  veya şu yada bu lider, yönetici, idarecinin istedikleri veya beklentileri değil, Rabbimin emirleri ile Efendim (S.A.S.)’in sünneti ve buyrukları başımın tacı ve yol gösterici rehberimdir. İtikatta iki, amelde dört mezhebin görüş ve içtihadlarını hak bilir ve bunların böyle olmasının ümmet için kolaylık olduğunu bilirim. Kur’an ve sünnet üzere olan tasavvuf ehlinin meşruluğuna inanırım. Lakin dinin temel ölçülerine aykırı olan şeyler kimden sadır olursa olsun onları kabul edemem. Hizmet ehlini kardeş görür, birini diğerinden üstün göremem. Onları hayır yarışçıları olarak değerlendirir; tekelci anlayışlar ile tek doğrucu ve tek hizmet eden olma anlayışına sahip olanları kabul etmem ve onların ıslahı için dua ederim. Kısaca hayatın her alanında, (maddi ve manevî yönden) Tevhid anlayışıyla hareket etmeyi, ümmet anlayışı ve kardeşlik bilinciyle herkesi içine alan bir anlayışa sahip olmalıyım.

          Safa ile Merve arasında sa’yediyorum. Yüce Rabbim, Rızana ermek için emirlerine uyup, gayretli olacağım, yılmadan dimdik duracağım, gerekli mücadeleyi vererek kulluğumu en güzel bir şekilde yapacağım.

          Arafat’ta vakfedeyim. Kefenimle beraberim, yolunda ölüme hazırım, dünya umurumda değil. Zaten ölüm beni Sana kavuşturacak, benim bayramım olacak. Burası sanki mahşer yeri. Mizan terazileri kurulmuş, acaba hesabım nasıl olacak? Defterim hangi taraftan verilecek? Şükürler olsun Allah’ım ölmeden mahşeri yaşadım ve mahşerde kulumsun dediklerinden olmak için ölünceye dek yolundan ayrılmayacağım. Rızanı kendime bayrak yapıp yaşayacağım. Bunun için ilk iş olarak tevbe ediyor, Sana yöneliyor, yardımınla günlerimi rızanı kazanmak için azimle değerlendirmeye söz veriyorum.

          Akşam oldu Müzdelife’ye vardım. Allah’ım Arafatta’ki niyazımı şimdi  burada da tekrarlıyorum ve gecelerimi de  Rızanı kazanmak için azimle değerlendirmeye söz veriyorum. Benim düşmanım olan şeytanı taşlamak için hazırlık yapıyor taş topluyorum. Emirlerine uyarak ona kanmayacağıma onu düşman bilip ona karşı uyanık olacağıma söz veriyorum.

          Mina’dayım şeytanı taşlıyorum. O benim düşmanım. Her bir taşla bir kötü huyumu, alışkanlığımı, zafiyetimi atıyorum. Böylelikle şeytanın beni kandırmasına fırsat verecek şeylerden kurtuluyorum.

          Kurban kesiyorum. Kurbanımla nefsani arzu ve ihtiraslarımı kurban ediyorum. Nefsimin ve hevamın esiri olmayacağım. Teslimiyetimi, şükrümü, bağlılığımı sunarak Sana yaklaşmayı diliyorum. Sana yakın olanlardan kıl beni Allah’ım. Senden uzak etme.

          Kâbe’deyim. Tavafa geldim. Emrine boyun eğerek itaatla Sana geldim Rabbim. Şeytanı taşladım, beni Senin yolundan alıkoyacak kötü huylarımı da taşlarla beraber onun yüzüne fırlattım ve iyiliklerle,  güzelliklerle, teslimiyetle Sana geldim.

          Kısa ve öz olarak bu kadarı ile iktifa ederken; bu ibadetleri yaparken sahip olunan bu düşünceler ve daha güzelleri, hayatın her alanında bizimle olsun ki; her anımız yeni bir diriliş, bir basamak tırmanış olsun ve bizi yakınlardan eylesin…    

          ***  ( Bu yazı 2005 yılından önce yazıldı )

Hasan Kuş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *