Tesettürlü Tesettürsüzler
Dinimiz kadın ve erkeğin örtülecek yerlerinin nereler olduğunu, ziynet ve süsleri gizlemeyi, namusu muhafazayı kadın ve erkeğe emretmiştir.
Peygamberimiz dar giyinen kadını giyinmiş çıplak olarak nitelemiş, koku sürünerek erkeklerin içinden geçeni zina yapmış gibi olur diye uyarmıştır.
Dini hayatı yaşamaya çalışan ve başı örtülü olan bazı kadınlarımıza, kızlarımıza şunu sormak istiyorum; Dinimizin koyduğu ölçüler belli. Başınızı niçin örtüyorsunuz? Allah’ın emri olduğu için derseniz, ben de şunları soruyorum, tabi ki herkese değil bunu yapan kadınlara, kızlara: Yüzünüzdeki makyaj nedir? Vücudun üst ve alt kısmını ayna gibi ortaya koyan bu dar giyinme anlayışınız ne ile izah edilebilir? Acaba dinin vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde bolca giyinme emri kimin içindir? Ayrıca bir kaç metreden hissedilecek şekilde parfüm kullanmayı nasıl açıklarsınız. Haydi, hep beraber düşünelim.
Açık Hava Hapishanesi
Açık hava hapishanesi vardır ülkemizde bazı mahkûmlar biraz daha avantajlıdırlar ama yine de tel örgüler arasında kalmak veya gecelemek zorundadırlar. Velhasıl ne hapistedirler ne dışarıdadırlar.
Avrupa’ya gelen bizler nasıl yaşıyoruz. Mahallen belli, işin belli, kahven belli, camiye gidenin gittiği yer belli robot misali kendimizi pasif hissederek ve işten eve evden kahveye veya camiye mekik dokumak dışında neler yapıyoruz?
Şu Gent şehrinde yaşayan bizler Açık Hava Hapishanelerinde yaşayanlarla kendimizi hiç mukayese ettik mi? Haydi, hep beraber düşünelim.
Kazanılanlar Ve Kaybedilenler
İnsanımız zamanında biraz para kazanabilmek amacıyla Avrupa yollarına düştü. Bizler de bir vesile ile bu kervana katıldık. Önceleri para biriktirip dönmeyi düşünen insanımız buraya temel attı. Artık dönmeyi düşünen yok gibi. Bizi biz yapan değerlerimiz var. Para kazanmayı düşünürken değerlerimizi ne kadar düşünüyorduk?
Ekonomik, sağlık ve sosyal yönden birçok kazanımlarımız oldu. Bugün geldiğimiz bu noktada kazandıklarımızın yanında kaybettiklerimiz neler oldu hiç düşündük mü? Milli ve mânevî değerlerimizle aramız ve çocuklarımızın arası nasıl bu konuyu düşünüp bir değerlendirme yapıyor muyuz? Haydi, hep beraber düşünelim bakalım nasıl bir sonuca ulaşacağız?
Oğlunuz Bakir mi?
Evlilik çağı geldiğinde herkes evladını iyi ve temiz biriyle evlendirmek ister. Daha yetişirken daha fazla serbestlik içerisinde olan erkeğe kimse sormaz da kızın bir halt karıştırıp karıştırmadığı araştırılır. Özellikle mahremiyet alanına giren bekâret sorgusu ve bu yöndeki olumlu işaret beklenir. Peki, erkeğe niçin bir şey denmez veya araştırılmaz. Dinimiz namus korumasını erkeğe de kadına da aynı şekilde yüklemiş ve zina ile zina götüren yolları her iki cins için de haram kılmışken; kızlara bakire mi diye sorulurken ,”oğlunuz bakir mi?” sorusu niye sorulmaz? Erkek yapınca oralı olmayanlar, kızları mevzu bahis olunca niye değişiverirler.
Erkek zina eder ve ona götürecek işlerle uğraşmışsa namusu temiz değildir ve iffetini korumamıştır. Bunu yapan oğluna ses çıkarmayan kişi, karşı tarafın kızından böle bir iffet beklentisi içinde olursa buna ne demek gerekir? Bu durumda kız tarafının da oğlunuz bakir mi deme hakkı yok mudur? Ne dersiniz? Haydi, hep beraber düşünelim.
Klip Ve Bazı Dizi Filmlerdeki Lüks
Dinimiz her işte orta yolu takip etmeyi bize tavsiye etmiştir. Bazı ilahi klipleri ve bazı filmlerdeki ev, araba, tezyinat gibi şeylerde orta hal değilde lüksü andıran görüntüler pek hoş olmamakta. Tabii ki Allahın verdiği nimeti kulu taşıyacaktır, kullanacaktır. Ama bir prensip vardır eskilerden gelen: Zengin kişi bile fakirlerin veya orta hallilerin arasına girdi mi, zenginliğini belli etmemeye çalışır ki karşı taraf mahçup olmasın diye. Klip ve filmleri her kesimden insan izliyor. Buralardaki dekor, kullanılan eşyalar, ev, araba, zinet eşyası gibi konularda göze batmayacak orta halli bir çekim yapılması daha uygun olmaz mı? Ne dersiniz? Haydi, hep beraber düşünelim.
Helal Reklamında Gözden Kaçan
Biz Avrupa’da yaşayanlar elimizden geldiği kadar, yediğimiz gıdalara dikkat ediyoruz veya dikkat etmeye çalışıyoruz. Üretici firmalarda bunu dikkate alarak ürünlerinin helâl olduğunu vurguluyorlar. Çekilen bazı kliplere (reklam filmlerine) dikkat ederseniz bir tezat görürsünüz. Müslüman sağ eliyle yer ve de içer. Falanın filanın sol eliyle yemesi bizi ilgilendirmez. Hele hele buna özenti duymak ve öyle yapanlar gibi yapmaya çalışmak bence bir şahsiyet aczi ve özgüven eksikliğinden başka bir şey değildir. Müslüman Müslüman gibi yaşar ve taklid etmez başkaları onu taklid eder. Dönelim reklam filmine. Ürünümüz helâl diye yapılan reklamda özellikle sol elle yemek yendiğini görüyoruz. Ürünün helâlse niçin islâm öğretisi gereği sağ elle değil de sol elle yemek yeniyor reklam filminizde? Domuz haram deyip, içki içen ve kumar oynayanın domuz eti yememesi bir mana ifade eder mi? Bunun öbüründen bir farkı var mı? (Bir kimse ne kadar az haram işlerse o kadar seviniriz, bu ayrı) Eğer domuz eti yememekle haram işlemediğini söylemek istiyorsan, inandırıcı olman için diğer haramları da terk etmen gerekir veya onları yapmama gayretin ve azmin olması gerekir.
Tüketici olarak daha dikkatli olmalı dine değer verdiğini göstererek reklam yapanın falsolarını, reklam veya başka reklamlarındaki tezatları iyi görmeli ve aldanmamalıyız. Siz ne dersiniz? Haydi, hep beraber bu gibi konularda düşünelim. Dolmuşa veya dolduruşa gelmeyelim. Öyle değil mi?
*** ( Bu yazı 2005 yılından önce yazıldı )
Hasan Kuş