RİYÂ KONUSU
1) Kim âlim geçinmek, sefihlerle münazara (tartışma) yapmak ve halkın dikkatlerini kendine çekmek gibi maksatlarla ilim öğrenirse, Allah o kimseyi cehenneme atar.
Tirmizi, İlim,6,(2656)
2) Resûlullah (s.a.s.) bir gün “Hüzün kuyusundan Allah’a sığının” buyurdu. Oradakiler hüzün kuyusunun ne olduğunu sorduklarında: “O cehennemde bir vadidir. Cehennem her gün yüz defa o vadiden Allah (c.c.)’a sığınma taleb eder.” buyurdu. Oraya kimler girecek denilince: “Amellerinde riyâ yapan kurrâlar (kıraati güzel olanlar) girecektir.” buyurdular.
Tirmizi, Zühd, 48,(2384)
3) Âhir zamanda, dinle dünyayı taleb eden insanlar zuhur edecek. Bunlar insanlara iyi görünüp, onları aldatmak için öyle bir yumuşaklığa bürünürler ki, koyun postu yanlarında kalsa kalır. Dilleri de baldan daha tatlıdır. Ancak kalpleri kurtlarınkinden vahşidir. Cenâb-ı Hakk bunlar için şöyle diyecektir: “Beni aldatmaya mı çalışıyorsunuz, yoksa bana karşı cürete mi yelteniyorsunuz? Zât-ı Akdesime yemin olsun, bunlar üzerine, kendilerinden çıkacak öyle bir fitne göndereceğim ki, içlerinde halim (yumuşak huylu) olanlar bile şaşkına dönecekler.”
Tirmizi, Zühd, 60, (2406,2407)
4) Allâhu Teâlâ buyuruyor ki: “Ben ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Kim bir amel işler, buna benden başkasını da ortak kılarsa, onu ortağıyla baş başa bırakırım.
Müslim, Zühd, 46, (2985)
5) Kıyâmet gününde, Allah nazarında en kötü olanlardan bir kısmını da ikiyüzlülerin (riyâkârların) teşkil ettiğini göreceksiniz. Bunlar bazılarına bir yüzle, diğer bazılarına da başka bir yüzle giden insanlardır.
Buhari, Edeb, 52,Müslim, Fedâil.199(2556), Ebu Davud, Tirmizi
6) Kimin dünyada iki yüzü varsa, âhirette iki dili olacaktır.
Ebu Davud, Edeb,39,(4873)
7) Kıyâmet günü bir adam getirilip ateşe atılır. Karnındaki bağırsakları dışarı çıkar. Onları, eşeğim değirmen taşını döndürdüğü gibi döndürür. Cehennem ahalisi etrafına toplamır ve :”Ey falanca sen dünyada iken bize ma’rûfu (iyiliği) emredip, münkerden nehyetmiyor muydun?” derler. O: “Evet, Ma’rûfu emrederdim ama kendim yapmazdım, münkeri yasaklardım ama kendim yapardım” diye cevap verir.
Buhari, Bed’ü-l-Halk,10.; Müslim,Zühd,51 (2989)
SAÇ – SAKAL – BIYIK
8) Saçtaki akları yolmayın. Zira bir kimse müslüman iken tek kılı bile ağarmış olsa, bu, kıyâmet günü onun için mutlaka bir nur olur.
Ebu Davud, Tereccül,17, (4202),; Müslim, Fedâil,100, (2341).;Tirmizi.
9) Bıyıkları kazıyın (kısaltın), sakalları serbest bırakın (uzatın), (Bir başka rivayette: Müşriklere muhalefet edin, sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kesin (kısaltın) diye vârid olmuştur).
Buhari, Libâs, 64,65,; Müslim, Tahâret, 53, (259),; Ebu Davud; Tirmizi.
10) Resûlullah (s.a.s.) bıyığından keser ve şöyle derdi: “Halil’ür-Rahmân İbrahim (a.s.) de böyle yapardı.
Tirmizi, Edep, 17, 2761,2763)
GÜZEL KOKU
11)Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nûru ise namaz kılındı.
Nesei, İşâretü’n-Nisâ,1, (7,61)
12) Sizden birine reyhan (güzel koku) ikrâm edildiği takdirde onu reddetmesin. Zira o cennetten çıkmadır.
Tirmizi, Edeb, 37, (2792)
13) Erkeğin tıb’i (sürünme maddesi) koku neşreder, rengi olmaz. Kadının tıb’inin ise rengi olur, kokusu olmaz.
Tirmizi, Edeb, 31,(2788); Nesei, Zinet, 32 (8,151)
14) Her göz zinâkârdır. Şurası muhakkak ki, kadın koku sürünür, sonra (erkek) cemaate, topluluğa uğrarsa o da zâniyedir.
(Tirmizi, Edeb, 35,(2787),;Ebu Davud, Tereccül, 7, (4174-4175)
FITRATTAN OLAN ŞEYLER
15) Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altındaki kılları kesmek.
Buhari, Libas, 63,64; Müslim, Tahâret, 39, (257),;Ebu Davud, Tirmizi.
16) On şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, sakalın uzatılması, misvak kullanmak, istinşâk (burna su çekmek), mazmaza (ağzı suyla çalkalamak) tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını tıraş etmek, etek tıraşı olmak, istinca yapmak (tuvaletten sonra iyice temizlenmek).
Müslim, Taharet, 56,(261); Ebu Davud, Taharet, 29, (53); Tirmizi.
17) Resûlullah (s.a.s.) , bize bıyığın makaslanıp, tırnağın kesilmesini, koltuk altının yolunup, eteğin tıraş edilmesini, kırk günü aşmayacak şekilde vakitledi.
Müslim, Taharet, 51(258); E. Dvd Tereccül, 16(4200)
18) Resûlüllah (s.a.s.) buyurdular ki: “İbrahim (a.s.) Kaddum (kadum) denen yerde seksen yaşında iken sünnet oldu.
Buhari, Enbiya, 8; Müslim, Fedâil 151, (2370)
RESİM KONUSU
19) Şu resimleri yapanlar var ya, (şu resimlerin sahipleri var ya), Kıyâmet günü azâb olunacaklar. Onlara: “Şu yaptıklarınızı diriltin” denir.
Buhari,Libas, 89,; Müslim, Libas, 103, (2018),; Nesei
20) Melekler (Rahmet melekleri) içerisinde köpek timsaller (resimler) bulunan eve girmezler.
Buhari, Libas, 92,98,; Müslim Libas, 102,(2606),; Ebu Davud; Tirmizi.
ZÎNET VE SÜSLENME
21) İğreti saç (peruk, takma saç) takana da, taktırana da; dövme yapana da, yaptırana da Allah lânet etsin.
Buhari, Libas,86,; Müslim, Libas, 119,(2124); Nesei.
22) İğreti saç takan, taktıran; kaşları incelten, kaşları incelttiren; dövme yapan ve dövme yaptıran lânetlenmiştir.
Ebu Davud, Tereccül, 5, (4170)
23) Resûlullah (s.a.s.) on şeyi yasakladı: Dişleri törpü yapıp inceltmeyi, dövme yapmayı, erkeklerin saç ve sakallarındaki akları, kadınların yüzlerindeki tüyleri yolmasını, kadının kadınla, erkeğin erkekle aynı örtü altında arada bir mania olmaksızın yatmasını, erkeğin Acemler gibi elbisesinin alt kısmına ipek şerit ilave etmesini, yine Acemler gibi omuzlarına alem olarak (dört parmak genişliğinden fazla) ipek koymasını, yağmacılık yapılmasını, saltanat sahibi olmayanların Acemlerin süsü durumunda olan kaplan derisi üzerine oturmasını ve yüzük takmasını. (İbnü Hacer yüzük kullanmaktaki yasağın, mühür için kullanılan yüzüklere ait olduğunu ve sultan dışında idareci olanları da bunu kullanabileceğini, mühür fonksiyonu bulunmayan gümüş bir yüzüğü takmanın bu nehye girmediğini ifade etmiştir.)
Ebu Davud, Libas, 11,(4049),;Nesei, Zînet,20,(8,143)
24) Resûlüllah (s.a.s.) on şeyi sevmezdi: Sarı yani haluk (bir çeşit sürünme maddesi), yaşlılıkta ortaya çıkan akların rengini değiştirmeyi, izarın (yani elbisenin kibirle) yerde sürünmesini,altın yüzük takmayı, teberrücü (kadınların ziynetlerini kendine nikah düşen yabancılara göstermesini), zar atmayı, Muavvizeteyn’den başka bir şey okuyarak rukye yapmayı (şifa niyetiyle duada bulunmak), muska bağlamayı, meniyi mahallinden başka yere atmayı (azil yapmayı), çocuğu ifsad etmeyi (çocuğunu emziren kadının, tekrar hamile kaldığı takdirde sütünün bozulabileceğinden ve bu sütünde emzirdiği çocuğuna zararı olacağından dolayı). Resûlullah (s.a.s.) bunları haram kılmaksızın mekruh sayardı.
Ebu Davud, Tereccül, 3,(4222); Nesei, Zinet, 17, (8,141)
SEFER VE YOLCULUK
25) İnsanlar yalnızlıktaki (mahsuru) benim kadar bilseydi, hiç bir atlı başına tek başına bir gecelik olsun yapmazdı.
Buhari, Cihad, 135; Tirmizi, Cihad,4, (1673)
26) Şeytan tek olanla, iki kişi olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı vermez.
Muvatta, İsti’zan, 36, (2, 978)
27) Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emir (başkan) yapsınlar.
Ebu Davud, Cihad, 87,(2609)
28) Melekler içine köpek (av ve çoban köpeği hâriç) ve çan bulunan kafileye arkadaşlık etmezler.
Müslim, Libas,13,(2113-2114); Ebu Davud, Cihad, (2555,2556), Tirmizi
29) Yolculuk azaptan bir parçadır. Her birinizin yiyaceğine, içeceğine, uykusuna mani olur. Öyleyse işini bitiren ailesine dönmede acele etsin.
Buhari, Cihad, 136; Müslim,İmaret, 179,(1927)
30) Seferden dönünce ailene gece vakti gelme, tâ ki kocasını bekleyen kadıncağız usturasını kullansın, dağınık saçlarını tarasın. Sana Keys (çocuk, nesil talebi) gerekir.
Buhari, Nikâh, 120,; Müslim, İmaret, 183,184,(715),; Ebu Davud, Tirmizi.
Resûlullah (s.a.s.) bir seferden dönünce mescide uğrardı. Orada iki rek’at namaz kılar, ondan sonra evine dönerdi.
Ebu Davud, Cihad, 178, (2781,2782)
KADININ YOLCULUĞU
31) Allah’a ve âhiret gününe inanan bir kadına, bir gece ve gündüz devam edecek mesafeye, yanında bir mahremi olmadıkça gitmesi helal değildir.
Buhari, Takdsiru’s-Salât, 4; Müslim, Hacc, 419,422,(1339)
32) Bir erkek, Yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın.
Buhari, Nikâh, 111, Müslim, Hacc, 424,(1341)
CÖMERTLİK (SEHÂVET) VE KEREM
33) Cömert (sehâvet sahibi) olan Allah (c.c.)’a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehenneme uzaktır. Cimri ise, Allah’tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Allah, cahil cömerdi cimri ibadet düşkününden daha çok sever.
Tirmizi, Birr, 40, (1962)
34) Bir Hadis-i Kudsî de Resûlüllah Efendimiz, Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu haber verdi: “Sen infak et, ben de sana infak edeyim.” Efendimiz devamla şöyle buyurdu: “Allah’ın eli doludur. Gece ve gündüz devamlı yapılan infaklar onu azaltmaz. Arz ve semâvâtın yaradılışından beri Allah’ın infak ettiklerini düşün! Bunlar O’nun elindekilerden hiç bir şey eksiltmemiştir. O’nun Arş’ı suyun üzerindedir. Elinde Mîzan da var, alçaltır ve yükseltir.
Buhari Nafakât, 1; Müslim, Zekât, 37,(993); Tirmizi.
BİR ŞEYİ İÇME ÂDÂBI
35) Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki – üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken Besmele çekin, Bitirince de Allah’a hamdedin.
Tirmizi, Eşribe, 13,(1886)
36) Biriniz su içerken, su kabına nefes etmesin.
Buhari, Eşribe, 25; Müslim, 121,(267); Tirmizi, Nesei
37) Resûlullah (s.a.s.)’a bir bardak süt getirilmişti. İçine su katıldı ve önce kendisi içti. Sağında bir bedevî, solunda ise Hz. Ebubekir (r.a.) vardı. Sütten geri kalan kısmı bedeviye verdi ve “Öncelik hakkı sağındır sonra da onun sağından devam edilsin” buyurdu.
Buhari, Eşride, 14,18; Müslim, Eşribe, 124,(2029); Ebu Davud; Tirmizi
38) Bir cemaate içecek dağıtan en son içer.
Ebu Davud, Eşribe, 19,(3725); Tirmizi, Eşribe,20,(1859)
İÇKİ HAKKINDA
39) Her sarhoş edici şey haramdır. Bir küp içildiği takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek avucu da, tek yudumu da haramdır.
Buhari, Eşribe, 4; Müslim, Eşribe,124,(2029); Ebu Davud Tirmizi
40) Resûlullah (s.a.s.) içkiyle (hamrla) ilgili olarak şu on kişiye lânet etti: “(Hammaddesinden içki yapmak maksadıyla” sıkana ve sıktırana, içene ve sâkilik yapana, (imalathaneden veya depodan, toptancıdan perakendeciye ve içiciye kadar) taşıyana, taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene.
Timizi, Büyû’,59, (1295); İnbu Mace, Eşribe, 6,(3381)
Derleyen / Hazırlayan: Hasan Kuş