İÇİNDEKİLER
KONU SAYFA
1- Güzel Ahlâk Ve Dinimiz – Ahlâk Nedir?….
2- Allah’a Karşı Görevlerimiz…………………………….
3- Peygamberimize Karşı Görevlerimiz……………..
4- Peygamberimiz Ve çocuklar………………………….
5- Kur’an’a Karşı Görevlerimiz…………………………
6- Kendimize Karşı Görevlerimiz……………………….
7- Anne-Babamıza Karşı Görevlerimiz……………….
8- Anne-Babanın Çocuklara Karşı Görevleri……
9- Kardeşlerin Birbirlerine Karşı Görevleri…………
10- Diğer İnsanlara Karşı Görevlerimiz………………..
Akrabalara, Komşulara, Misafirlere…………………
Misafirlikte, Büyüklere, Küçüklere……………….
11- Vatana Ve Millete Karşı Görevlerimiz…………
Türklerin İslâm’a Hizmetleri………………………
Vatan Ve Millete Karşı Görevler…………………
Devlete Karşı Görevler………………………………
Millî Bayramlar………………………………………..
12- Câmi’de Dikkat Edilecek Kurallar………………
13- Ders Çalışma Usûlü………………………………….
14- Konuşma Âdâbı………………………………………..
15- Yemek Yeme Âdâbı……………………………………
16- Su vb. İçecek İçme Âdâbı……………………………
17- Giyinme Âdâbı………………………………………….
18- Selâmlaşma Âdâbı……………………………………..
19- Tuvalet Ve Banyo Âdâbı…………………………….
20-21 Hapşırma Âdabı – Esneme Âdâbı……………
22- Hasta Ziyareti……………………………………………
23- Bayramlaşma, Tebrikleşme, Cemiyetler……….
24- Peygamberimizin Ahlâkı…………………………….
25- Müslümanda Olması Gereken Huylar…………
26- Müslümanda Olmaması Gereken Huylar…….
27- Çevremize Karşı Görevlerimiz…………………..
Kırk Hadis
ŞİİR Peygamberimin Hayatı
GÜZEL AHLÂK
İnsanın Yüce Yaratcısına karşı yerine getirdiği kulluk vazifelerinin kabulünün önemli şartlarından biri de güzel ahlâk sahibi olmaktır. Zaten kişinin sahip olduğu imanı ve yaptığı ibadetleri, onun ahlâkına ve davranışlarına olumlu yönde tesir etmelidir. Eğer bu tesir meydana gelmiyorsa, o kişinin imanında zayıflık veya amelinde kusurları var demektir.
Ahlâk, insanın yaratılışında fıtratına yerleştirilmiş olan iyi ve kötü huylardır. Ahlâk, iyi ve kötüyü öğreten, yapılması gerekenle yapılmaması gerekenleri öğreten bir ilimdir.
Ahlâk ilminin gayesi, kendisine, çevresine ve toplumuna faydalı olan, kendisiyle barışık, ruh sağlığı yerinde olan iyi kişilerin yetişmesini temin etmek ve kötü olanların da ıslah edilmesini sağlamaktır.
Kişinin ahlâkının olumlu veya olumsuz olarak gelişmesinde; kendi kişiliğinin, ailesinin, aldığı eğitimin, okulunun, arkadaşlarının ve çevresinde gelişen özel durumların tesiri vardır.
Ahlâk değişir mi? Evet, ahlâk değişir. Fakat ahlâkın değişmesi; iyi davranışları ruhumuzdan söküp atarak yerine kötü olanları koymak veya kötü olanları ruhumuzdan atarak yerine iyi olanları yerleştirmek şeklinde olmaz. İyi ve kötü huylar fıtratımıza yerleştirilmiştir ve ölünceye kadar da ruhumuzda kalacaklardır.
Ahlâkın değişmesi; kötü olan huyların bastırılıp onların yerine iyi huyların üst seviyeye çıkartılması ile gerçekleşir. Mesela bir kimsenin öfke ve hiddet huyunu bastırıp onun yerine yumuşak başlılık ve bağışlama, affetme huylarını ön plana çıkarması gibi.
Bir atasözümüz vardır: “Can çıkmadan huy çıkmaz.” diye. Bu söz açıkladığımız ilk mana için yani kişinin sahip olduğu huylarının ölünceye kadar ruhunda yer alacağı manasında söylenmiş isabetli bir sözdür. Bunu ikinci manada düşünmek doğru olmaz. Çünkü ahlâkın yani huyların değişebileceğini ve nasıl bir değişme olabileceğini yukarıda izah ettik.
Güzel ahlâk ve din açısından meseleye baktığımızda kısaca şunları söyleyebiliriz: Bir dine mensup olanlar güzel ahlâklı, mensup olmayanlar kötü ahlâklıdır demek doğru değildir. Çünkü az önce değindiğimiz gibi, iyi ve kötü huylar bütün insanların fıtratlarına, ruhlarına yerleştirilmiştir. Kim iyi olanları üst seviyede, ön planda tutarsa o iyi ahlâklı; kim de kötü olanları üst seviyede, ön planda tutarsa o da kötü ahlâklı olur.
Dinimiz açısından bu hususta şunları söyleyebiliriz: İslam dini müslümanlara güzel ahlâklı olmayı, kötülüklerden kaçınmayı tavsiye etmiştir. Güzel ahlâk sahibi olanların bu dünyada kazançlı oldukları gibi ahirette de kendilerine, güzel ahlâklı olmalarının karşılığı olarak, sevap ve cennette cennet nimetleri ile mükâfatlandırılacakları müjdesi verilmiştir. Ayrıca güzel ahlâklı olmak ibadetlerin kabulüne vesiledir ve bu da müslümanları güzel ahlâklı olmaya teşvik etmektedir.
AHLÂK DERSLERİ
AHLÂK NEDİR: İnsanların hayırlı ve yararlı birer fert olabilmeleri için yapmaları gereken hususları bildirerek, onlara iyi ve güzel huylar kazandıran ilimdir. İnsanlara haklarını ve görevlerini öğreten ilimdir.
Ahlâk ilmi, insanların toplum içerisinde huzurlu olabilmeleri için, insanların görevlerini, sorumluluklarını, iyi ve kötü olan, faydalı ve zararlı olan şeyleri açıklayarak, huzur ve sükûn içersisinde yaşayan cemiyetlerin oluşmasını amaçlar.
ALLAH’A KARŞI GÖREVLERİMİZ
- Bizleri yaratan, yaşatan Allah’ımızın varlığına, birliğine eşi ve benzeri olmadığına, O’nun her şeye kâdir olduğuna inanırız.
- Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınırız.
- O’nun çok sever ve yine O’ndan çok korkarız.
- Üzerimize farz kıldığı ibâdetleri yerine getiririz.
- Verdiği nîmetlere şükrederiz, başımıza gelen belâ ve musibetlere sabrederiz. Yardımı O’ndan isteriz ve sadece O’na kulluk ederiz.
- Her zaman her yerde bizi görüp gözettiğini düşünürüz. İsmi anılınca hürmet gösteririz. O’nu anar, över ve de zikrederiz.
- Helâl kıldıklarını helâl, haram kıldıklarını haram kabul ederiz. O’ndan başka hâkim ve hükmedici kabul etmeyiz.
PEYGEMBERİMİZE KARŞI GÖREVLERİMİZ
- Peygamberimizi her şeyden ve herkesten daha çok severiz.
- İsmi anılınca O’na salât u selâm getirir ve O’nun şefâatini umarız.
- O’nun gösterdiği yoldan gider ve O’nun sünnetine uymaya çalışırız.
- Kendimize örnek olarak O’nu alırız. Her hareketimizde O’nun gibi olmaya çalışırız. O’nun ahlâkıyla ahlaklanmaya çalışırız.
- O’na karşı saygıda kusur etmeyiz. Hadislerini saygı ve sevgiyle okur, onları öğrenerek yaşamaya çalışırız.
PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUKLAR
- Peygamberimiz çocuklarını ve torunlarını çok severdi.
- Peygamberimiz diğer çocukları da severdi.
- Peygamberimiz kız erkek ayırımı yapmazdı.
- Peygamberimiz çocuklara selam verirdi.
- Peygamberimiz çocuklarla şakalaşırdı.
- Peygamberimiz hasta çocukları ziyaret ederdi.
- Biz de peygamberimizi candan sevmeli, O’na salavât getirmeli ve O’nun gibi olmaya çalışmalıyız.
KUR’ÂN-I KERÎME KARŞI GÖREVLERİMİZ
- Kutsal kitabımız olan Kur’ân’ı öğrenip güzelce ve hatasız olarak okumaya çalışırız.
- Kur’ân’ın Arapçasını öğrendiğimiz gibi, Türkçe meâlini de okuyarak Rabbimizden emir ve yasaklarını öğrenerek onları yerine getirmeye çalışırız. Yani Kur’ân’ı yaşamaya çalışırız.
- Kur’ân’ı abdestsiz olarak elimize almayız. Kur’ân’ı okurken başımıza takke giyeriz. (Kızlar başörtüsü takar). Kur’ân’ı belimizden aşağı bir yere koymayız.
- Yattığımız odada Kur’ân varsa onu alıp başucumuza veya ayaklarımızın ucuna gelmeyecek bir yere koyarız.
KENDİMİZE KARŞI GÖREVLERİMİZ
- Vücudumuzun temizliğine dikkat etmeliyiz. Üstümüz başımız kirlendiği zaman temizlenmeliyiz. Her zaman temiz olmaya çalışmalıyız.
- Hastalıklara karşı tedbir almalı ve sıhhatimizi korumalıyız.
- Yiyecek ve giyeceklerimizin helâl ve temiz olmasına dikkat etmeli, haram ve pis olan şeyleri yemekten ve giymekten sakınmalıyız.
- Zararlı ve kötü alışkanlıklarla vücûdumuzu harap etmemeliyiz.
- Kalp ve ruhu korumak. İnancını sağlam ve kuvvetli yapmak. Doğru bilgiler öğrenip yanlışları terketmek.
ANNE-BABAMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZ
- Anne ve babamıza sevgi ve saygı göstermeliyiz.
- Onlara kötü söz söylememeli, dâima hürmet etmeli, güler güz göstermeli ve gönüllerini almalıyız.
- Onları incitmekten ve üzmekten son derece sakınmalıyız.
- Hâl ve hatırlarını sormalı, isteklerini yerine getirmeliyiz.
- Anne-babanın hakkı ödenmez. Onun için onları kızdırmaktan kaçınmalı ve onların hayır duâlarını almaya çalışmalıyız.
- Eğer muhtaç durumda iseler geçimlerini temin etmeli, hasta iseler tedâvi ettirmeliyiz.
- Anne-babamız vefat etmişlerse onlar için Kur’ân okumalı, hayır duâlar etmeli, kabirlerini ziyâret etmeli ve onlar için hayırlar yapmalıyız. Hayatta iken dostları olan kişileri ziyaret etmeliyiz.
ANNE-BABANIN ÇOCUKLARA KARŞI GÖREVLERİ
- Hayırlı evlat istemek. Kız-erkek ayrımı yapmamak.
- Çocuklara güzel isimler vermek. Çocuk verdiği için Allah’a şükür niyetiyle akika kurbanı kesmek ve sadaka dağıtmak.
- Çocuklarının ihtiyaçlarını helalinden temin etmek.
- Dinini ve Kur’ân okumasını öğretmek.
- Okula gönderip tahsilini yaptırmak ve hayata hazırlamak.
- Çocuklar arasında adaletli olmak. Kız-erkek, büyük-küçük ayırımı yapmamak.
- Çocuklara yeterince sevgi ve şefkat göstermek. Onların maddi manevi her yönüyle ilgilenmek. Harçlık vermek ve üst-baş almakla çocuk yetiştirilmez. Öncelikle kalplerinin sevgi, şefkat ve ilgi ile işlenmesi gerekir.
- Çalışmak zorunda olanlar işten geldiklerinde öncelikle çocuklarıyla ilgilenip onların ihriyaçlarıyla meşgul olmalıdırlar. Toplumda suça ve kötü yola düşen çocukların çoğunun sevgi ve ilgi yoksunluğu ile aile geçimsizlikleri sebebiyle bu yanlışlıklara düştüğü unutulmamalıdır.
- Çocuklar baskı ve şiddetle değil, anlayış ve konuşarak eğitilmelidir. Hataları azar veya baskı ile değil; niçin yanlış olduğu, doğrusunun ne olduğu anlatılarak eğitilmeli ve onlara değer verildiği hissettirilmelidir. Çocuklara sevgi yanında saygılı da olmak gerekir. Başkasını veya başkasının çocuğunu dinleyip onu adam yerine koyan; buna karşılık kendi çocuğuna acımasız ve kaba olan anne-baba, çocuğunu saygısızlığa yönelttiğini unutmamalıdır.
- Çocuklara güvenmek ve bu güveni hissettirmek gerekir. Güven zedeleyici davranışlar görülünce de yukarıda belirttiğimiz gibi konuşarak doğru ve yanlışın izah edilmesi gerekir. Diktatör kafasıyla hareketin sonu hüsrandır.
- Evlenme çağı gelince uygun eş seçiminde yardımcı olmak. İlla şu veya bu olsun demek yerine çocuğun veya ebeveynin beğendiği adayın olumlu ve olumsuz yönlerini konuşarak uygun olanın isabetlice seçimine yardımcı olmak.
KARDEŞLERİN BİRBİRLERİNE KARŞI GÖREVLERİ
- Kardeşler arasında samimi bir sevgi, birlik ve dayanışma olmalı.
- Maddî ve mânevî çıkarlar birlik beraberliklerine zarar vermemeli. Büyükler küçüklere kol kanat germeli, sahip çıkmalıdır.
- Küçükler, büyüklere saygılı olup hürmet göstermelidir.
- Birbirlerine karşı gelmekten, üzücü ve kırıcı konuşmaktan sakınmalıdırlar
- Kendi menfaat va çıkarlarını düşündükleri gibi, kardeşlerinin de çıkar ve menfaatlerini düşünmelidirler.
DİĞER İNSANLARA KARŞI GÖREVLERİMİZ
- AKRABALARA: Akrabalarla ilişkilerin kesilmesi dînimizce yasaklanmıştır. Onun için bir müslüman hısım akrabasıyla olan ilişkisini kesemez, elinden gediğince ziyâretlerine gider ve onlarla haberleşir. Sevinç ve üzüntülerine ortak olur, onlara sevgi ve saygı ile bakar.
- KOMŞULARA: Komşularımıza karşı iyi davranmalı, onlara ezâ ve sıkıntı vermemeli, rahatsız etmemeli, onların halleriyle hâllenmeli, gerektiğinde yardımlarına koşmalı, evlatlarına sevgi ve şefkat göstermeli, davetlerine icâbet etmeliyiz. Kısacası komşumuzla kardeş gibi geçinmeliyiz.
- MİSÂFİRLERE: Evimize gelen misâfirlerie güler yüz göstermeli, onlara hizmet etmeli, onları güzelce ağırlamalı ve rahat olmalarını sağlamalıyız.
- MİSAFİRLİKTE: Önce zil veya kapı çalınır. İçeriye girmek için müsaade istenir. Kapı açık ta olsa içeriye girilmez. İçeri davet edilince gösterilen yere oturulur. Evin kenar köşesinde ne var diye incelemek yanlış bir davranıştır. İkrâm edilen beğenmemezlik edilmez. Kalkmak isteyince izin istenir ve ev sahibine ilgi ve ikrâmı için teşekkür edilir. Ev sahibinin de bizi ziyaret etmesi kendisine söylenir.
- KENDİMİZDEN BÜYÜKLERE: Bizden büyük olanlara karşı daima saygılı olmaylıyız. Onları incitmemeli, üzmemeli, onlara kötü söz söylememeliyiz. Büyüklerimiz konuşurken onların sözlerini kesmemeli, saygıyla dinleyip bizden istedikleri şeyleri yerine getirmeliyiz.
- KENDİMİZDEN KÜÇÜKLERE: Bizden büyük olanlara saygı gösterdiğimiz gibi, bizden küçük olanlarada sevgi ve şefkat göstermeli, onları koruyup gözetmeli ve onlara yardımcı olmalıyız. Bizden küçükler diye onları dövmeye kalkmak, onlara hakâret etmek bir müslümana yakışmaz.
VATANA VE MİLLETE KARŞI GÖREVLERİMİZ
A-) Türklerin İslâm Dinine Hizmetleri
- Türkler, yaptıkları savaş ve fetihlerle İslâm’ın dünyaya yayılmasında büyük katkılar sağlamışlardır.
- Türkler, İslam dinini içten ve dıştan yıkmak isteyenlere karşı, İslâm’ın korunmasında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
- Türkler, İslam ilim, kültür ve medeniyetinin ilerlemesine önemli katkılarda bulunmuşlar ve bu alanda bir çok eserler bırakmışlardır.
B-) Vatana Ve Millete Karşı Görevlerimiz
- Vatanımızı, Bayrağımızı ve İstiklâl Marşımızı canımızdan çok sevmeliyiz.
- Vatan sevgisinin imandan geldiğini unutmamalıyız. Ve kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmeye çalışmalıyız.
- Birbirimize karşı hoşgörülü olmalıyız.
- Hepimiz din kardeşiyiz; dargın durmamalı, dargın olanlar varsa onları barıştırmalıyız.
- Kendimiz için sevip istediğimizi diğer din kardeşlerimiz için de istemeli; kendimiz için istemediğimizi diğer din kardeşlerimiz için de istememeliyiz.
- Felaket ve sıkıntıya uğrayana yardım etmeli, sevinçli olanların da sevinçlerini paylaşmalıyız.
- Millî birliğimizi bozmaya çalışanlara karşı dikkatli olmalı ve onların oyunlarına düşmemeliyiz.
- Şehitlerimizi rahmetle anmalı ve onlardan aldığımız emaneti bizden sonra gelenlere tertemiz olarak ulaştırmalıyız. Gazilerimize de hürmette kusur etmemeliyiz.
C-) Devlete Karşı Görevlerimiz
1) Vergi vermek.
2) Askerlik yapmak.
3) Kanunlara saygılı olmak.
4) Huzur ve güvenliğimiz için kurallara uymak
D-) Millî Bayramlarımız
1) 19 Mayıs: Gençlik Bayramı 2) 23 Nisan: Çocuk Bayramı
3) 30 Ağustos: Zafer Bayramı 4) 29 Ekim: Cumhuriyet Bayramı
CÂMİDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAZI HUSUSLAR
- Câmiye sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır. Besmele çekilir ve bazı duâlar okunur.
- Câmiye abdestli olarak ve temiz elbiselerle gidilir. Pis olmayan iş elbisesi ile namaz kılınır. Elbisenin tozlu – topraklı olması namaza engel olmaz.
- Câmide gereksiz komuşmalar yapmak, gürültü yapmak, bağırmak, çağırmak, lokâl yerine câmide dünya işlerini konuşmak, başka yer varken camide yatmak doğru bir davranış değildir.
- Kokusu hoş olmayan şeyleri yiyip- içtikten sonra, kokularını gidermeden câmiye gitmek başkalarının hakkına saygısızlık etmek olur.
- Kirli ayak veya çorapla câmiye girmek doğru değildir.
- Câmi içinde Kur’an okunuyor veya vaaz veriliyorsa bunları dinlemek gerekir.
- İbadetle (namaz, duâ, zikir…vb) meşgul olanlar rahatsız edilmemeli.
- Geç gelenler bulduğu boş yere oturmalı ve öne geçmek için başkasını rahatsız etmemelidir.
DERS ÇALIŞMA USÛLÜ
- Dinimiz çalışkan olmayı emreder. Onun için bizler sınıfın en çalışkan öğrencileri olmalıyız.
- Derslerimize planlı olarak çalışmalıyız.
- Okuldan gelince önce derslerimizi yapmalı sonra oynamalıyız.
- Bugünün dersini yarına bırakırsak yarınki dersle beraber önceki dersi yapmak zor olur.
- Dersi çalışırken dersten korkmamalıyız. Ben bunu öğrenemem demek baştan yenilgiyi kabul etmek demektir.
- Anlayamadığımız yerleri bilenlere veya öğretmenlere sormalıyız.
- Öğretmenlerin söylemesine gerek kalmadan ara sıra derslerimizi tekrar etmeliyiz.
- Dersi ezberleyerek değil anlayarak öğrenmeye çalışmalıyız.
- Boş zamanlarımızı okuyarak geçirme alışkanlığını kazanmalıyız.
- Biraz bir şeyler öğrenince çok şey öğrendiğimizi zannederek okumayı ve öğrenmeyi ihmal etmemeliyiz. Bilginin ve öğrenmenin peşinde yürümeliyiz.
KONUŞMA ÂDÂBI
- Hayırlı, güzel ve anlaşılır şekilde konuşmalıyız.
- Kötü sözler söylememeli, başkasına lâkap takmamalıyız.
- Yalan, iftira, dedikodu ve gevezelikten sakınmalıyız.
- Bir topluluk içerisinde izin alınmadan veya söz hakkı verilmeden konuşmak doğru değildir.
- Büyüklerimiz konuşurken onları dinlemeli ve sözlerini kesmemeliyiz.
- Ağzımızı yemin etmeye alıştırmaktan sakınmalıyız.
- Sırlar veya gizli konular başkasına söylenmez.
- İnsanı felakete veya kurtuluşa götürenin dili olduğunu unutmamalı ve konuştuğumuza dikkat etmeli ve sonunu düşünerek konuşmalıyız.
YEMEK YEME ÂDÂBI
Yemekten önce eller yıkanmalı, sofraya edepli bir şekilde düzgünce oturulmalı ve yemeğe ‘Besmele’ ile başlanılmalıdır.
Herkes kendi önünden yemeli, dökülen kırıntılar ve yemekler çöpe atılmamalı ve toplanıp yenilmelidir. Ekmek bir peçete gibi kaşık ve çatalı silmek için kullanılmamalı, eğer ekmeğe kaşıktaki yemeği sürmüşsek o ekmeği yemeliyiz. Parça ve kesilmiş ekmeği bitirmeden başka ekmek kesmemeli ve yiyebileceğimiz kadar yemeği tabağımıza almalıyız. Ağızda yemek varken konuşulmaz.
Yemekten sonra Allah’a, bize bu yemeği verdiği için hamdetmeliyiz. Ellerimizi yıkamalı ve ağzımızı temizlemeliyiz.
Altın ve gümüş tabaklarda yemek yenilmez. Yemeği fazla sıcakken yemek, yemeğe üflemek, yemek yerken bir yere dayanmak doğru değildir.
SU vb. İÇEÇEKLERİ İÇME ÂDÂBI
Su içerken mutlaka besmele çekilmelidir. Su üç nefeste içilmelidir. Su kabına üflenilmez ve nefes verilmez. Suyu içtikten sonra Allah’a hamdedip ‘Elhamdülillah’ denilmelidir. Ayakta su içmek iyi bir davranış olarak görülmemiştir. Oturarak içmek tavsiye edilmiştir. Ancak zemzem suyu ayakta içilir. Bir de abdest sonunda içilen su ayakta içilir. Su dağıtırken önce sağ tarafta bulunan kimseye verilir.
GİYİNME ÂDÂBI
Giyilen elbise sade ve temiz olmalıdır. Elbisenin paçaları yerde sürünmemelidir. Sıhhatimize zarar verecek elbiseler giyilmemelidir. (Yaz mevsiminde kışlık elbise giymek gibi). İnsanı kibir ve gurura sevkeden çok pahalı elbiseler giymek doğru değildir. Giyilen elbiseler çok ince ve altını gösterecek, avret yerlerini belli edecek şekilde şeffaf olmamalıdır. Karşı cinsi tahrik edici şekilde dar da olmamalıdır.
İpek elbise giymek erkeklere haramdır. Peygamber efendimiz özellikle erkeklerin çok şatafatlı elbiseler giymemelerini istemiştir. Bir kimse yeni bir elbise aldığı zaman, onu ilk olarak giyerken kendisine yeni bir elbise almasını nasib ettiği için Allah’a hamdetmelidir. Bir şey giyerken sağ taraftan giymeye başlanır. Çıkarırken ise önce sol taraf çıkarılır.
SELAMLAŞMA ÂDÂBI
Selâm, Allah (c.c.)’ın 99 tane isminden birisi olup; emniyet, barış, esenlik anlamlarına gelir. Selâm veren bir kişi karşı tarafa Allah’tan esenlik, huzur ve selâmet bulması için duâ etmiş ve ona kendisinden bir zarar gelmeyeceğini ifade etmiş olur.
Selâmı vermek sünnet, almak ise farzdır. Bir müslümanın, bir kimseyle konuşmaya başlamadan önce selâm vermesi gerekir. Selâm vermeden konuşmaya başlayanın sözü dinlenmez.
Eve veya herhangi bir yere girişimizde, çıkışımızde, birisiyle yolda karşılaştığımızda selâm vermemiz gerekir.
Az olanlar çok olanlara, yürüyen oturana, küçük olan büyük olana, araba ile giden yürüyerek gidene selâm verir.
Kur’ân okuyana, abdest alana, yemek yiyene, tuvalette olana, ezan okuyana, ilim muzâkeresinde bulunanlara, namaz kılana, banyoda olana, günah ve haram bir işle meşgul olanlara selam verilmez.
Selâmın en güzel şekli: ‘Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû’ şeklinde verilenidir. Bu şekilde söyleyen 30 sevap alır. ‘Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi’ diyen 20 sevap alır. ‘Esselâmü aleyküm’ diyen 10 sevap alır. Cevap veren de hangisini söylerse onun sevabını alır. Fakat selâm verene daha güzel bir şekilde karşılık vermek gerektiği için bir kimse bize en kısası ile ‘Esselâmü aleyküm’ dese bile, biz ona uzun şekliyle cevap verirsek bizim kazanacağımız sevap daha fazla olacaktır.
TUVALET VE BANYO ÂDÂBI
- Tuvalet ve banyoya sol ayakla girilir.
- Tuvalet ve banyodan sağ ayakla çıkılır.
- Tuvalet ve banyoda konuşulmaz, bir şey yenilip içilmez.
- Tuvalette temizlik için sol el kullanılır.
- Tuvalet ve banyoda, ön ve arka tarafın Kıbleye karşı açık olarak dönülmesi doğru değildir.
- Yeterince su kullanılmalı; az kullanıp kirli kalmak, gereğinden fazla kullanıp israf etmek doğru bir davranış değildir. Su ile temizlenip bez veya kâğıt ile kurulanmalıyız.
- Tuvalet ve ve banyodan çıkarken, kullandığımız yeri temizlemeliyiz.
- Tuvalet ve banyonun kapısı kapalı ise kapıya vurmadan, âniden içeriye girilmez. Çünkü içerde birisi olabilir.
HAPŞIRMA ÂDÂBI
Hapşırmak durumunda kalan birisi eliyle ağzını kapatır. Yemekte hapşırma gelirse, başını sofranın arkasına çevirir ve hapşırma bitince eli kirlenmişse, elini siler veya yıkar.
- Hapşıran kişi: ‘ Elhamdülillah’ der.
- Bunu işiten: ‘ Yerhamükallah’ der.
- Hapşıran da cevaben: ‘Yehdînâ ve yehdîkümullah’ der.
ESNEME ÂDÂBI
Esneme geldiği zaman, esnemeyi engellemeye çalışmak gerekir. Engellenemiyorsa sol el ile ağız kapatılır. Ve esnerken etrafı rahatsız edecek sesler çıkarmamaya gayret edilir.
Namazda ayakta iken esneme olursa, ağız sağ elle kapatılır. Diğer durumlarda ise sol elle kapatılır.
HASTA ZİYARETİ
Hasta olan birisinin yanına gidildiğinde fazla gürültü yapmamaya dikkat edilir. Hastaya hâl hatır sorulur, kendisini iyi gördüğümüz söylenerek moral verilmeye çalışılır. Hastalığının kötülüğünden, ölümden bahsetmek uygun olmaz. Güler yüzle konuşup şifa bulması için duâ edilir ve yanında fazla uzun kalınmaz. Bir ihtiyacının olup olmadığı sorulur. Bir isteği olursa imkân dâhilinde yerine getirilmeye çalışılır.
BAYRAMLAŞMA – TEBRİKLEŞME – CEMİYETLER
Bayramlarda karşılıklı ziyaretler yapılır, bayramın sevinci tebrikleşilerek paylaşılır. Büyükler ziyaret edilerek hayır duâları alınır. Uzakta olanlar bayram sevinçlerini buruk ta olsa telefonlaşarak yaşamaya çalışırlar. Bayramlarda muhtaç insanlarla ilgilenilmek suretiyle garip olanların da yüzlerinin güldürülmesine gayret edilir.
Doğum, isim koyma, sünnet, askere uğurlama, evlenme, mevlid, hasta ziyareti, ölüm gibi olaylarda dikkat edilecek genel kâide şudur:
Meydana gelen olay veya tertiplenen cemiyet iyi ve olumlu bir niyet veya davranış sebebiyle gerçekleşiyorsa; o olayı yaşayan veya cemiyeti tertip edenler tebrik edilir, hayırlı olması için duâ edilir ve sevinçlerine ortak olunur.
Meydana gelen olay veya tertiplenen cemiyet, olumsuz bir olayın neticesinde veya olumsuz olanı telâfi etmek niyetiyle tertiplenmişse; olayı yaşayanlar ve cemiyet sahipleri teselli edilir, sabır dilenir, ihtiyaç ve sıkıntıları varsa giderilmeye gayret edilir ve böylelikle üzüntüleri paylaşılıp hafifletilmeye çalışılır.
PEYGAMBERİMİZİN AHLÂKI
- İnsanlara sevgi ve merhametle yaklaşır, yoksulları himaye ederdi.
- Hayvanlara da merhamet eder ve iyi davranılmasını tavsiye ederdi.
- Çocukları çok sever ve onları kucağına alıp okşar ve şakalaşırdı.
- Alçak gönüllü idi. Zengin fakir ayırımı yapmazdı.
- Hastaları ziyaret eder, onlara duâ ederdi.
- Bir yere gidince boş bulduğu yere otururdu.
- Eşlerine iyi davranır ve ev işlerinde onlara yardım ederdi.
- Kendi işini kendi yapar, kimseye yük olmazdı.
- Misafiri sever ve gelen misafire bizzat kendisi hizmetlenirdi.
10. Kimseye kötü söz söylemez, kimseyi kırmaz ve
azarlamazdı.
11. Güler yüzlü, tatlı dilli idi. Tane tane konuşur, kimsenin
sözünü kesmezdi.
12. Gördüğü kusurları kimsenin yüzüne vurmazdı.
13. Yaşayışı sade ve temizdi. Temizliğe son derece dikkat
ederdi.
14. Doğru konuşur, sözünde duran ve günenilir bir kimse idi.
15. Son derece cömertti ve eline geçeni ihtiyaç sahiplerine
dağıtırdı.
16. Affetmeyi ve bağışlamayı severdi. Kin ve intikam duygusu
taşımazdı.
17. Kendine kötülük edene bile iyilik ederdi.
18. Büyüklere saygı ve hürmet, küçüklere de sevgi ve şefkât
gösterirdi.
19. Tembelliği, boş oturmayı sevmez; çalışmayı, faydalı olmayı
öğütlerdi.
20. Yaptığını Allah için yapardı. Adaletten ve doğruluktan hiç
ayrılmazdı.
21. Giyim kuşamda ve her türlü işlerinde orta yolu tutardı.
BİR MÜSLÜMANDA BULUNMASI GEREKEN
İYİ HUYLAR
- Doğru ve dürüst olmak. İçi ile dışı, özü ile sözü bir olmak.
- Yardıma muhtaç olanlara elinden geldiğince yardım etmek.
- İşini düzgün yapıp, helâl rızık kazanmak.
- İyi olan şeyleri yapmak ve başkasına anlatmak, kötü olan şeyleri yapmamak ve başkalarını da yapmamaları için uyarmak.
- Söz verdiği zaman sözünde durmak, kendisine söylenilen sırrı, gizli bir şeyi saklamak.
- İnsanlara ve hayvanlara merhamet etmek.
- Belâ ve musîbete karşı sabırlı olmak.
- Cömert ve cesaretli olmak.
- Yumuşak huylu ve güzel sözlü olmak.
10. Temiz ve sağlıklı olmaya dikkat etmek.
11. Kendimize ait olmayan bir yere girerken izin istemek. (Anne-babamızın veya kardeşlerimizin odalarına girerken izin istemeli, izin verirlerse oraya girmeliyiz. İzin vermediklerinde girmemeliyiz.
BİR MÜSLÜMANDA BULUNMAMASI GEREKEN KÖTÜ HUYLAR
- Yalan söylemek, yalan yere yemin etmek.
- Başkalrının gıybetini yapmak ve iftira atmak.
- İnsanların arasını bozacak davranışlarda bulunmak.
- Diğer insanlarda olan şeylere karşı hased etmek.
- İnsanların ayıp ve kusurlarını araştırmak.
- İnsanlarla alay etmek, insanlara kötü lâkap takmak.
- Kötü söz söylemek, sövmek ve hakarette bulunmak.
- Yaptığı işleri ve ibâdetleri gösteriş (riya) için yapmak.
- Kendini diğer insanlardan üstün görmek (Kibir, gurur).
10. Öfkeli olmak, kin tutmak.
ÇEVREMİZE KARŞI GÖREVLERİMİZ
- Çevremizi kirletmemeliyiz. Çöpleri ortalığa atmamalıyız.
- Ağaçlara, bitkilere, yeşilliklere zarar vermemeliyiz.
- Başkasının eşyasına veya malına zarar vermemeliyiz. Kanun ve kurallara uymalı haksızlık etmekten sakınmalıyız.
- Diğer insanlara saygılı olmalı, konuşma ve hareketlerimizle onlara zarar vermemeli, gürültü yapmamalıyız.
- Başkasının evinin veya camının önünde toplanarak konuşmamalı ve onları rahatsız etmemeliyiz.
- Çevremizdeki hayvanlara da yumuşak davranmalı, onlara eziyet veya işkence yapmamalıyız.
- Herkesin kullandığı toplu taşıma araçlarına, okul eşyalarına, parklara, piknik alanlarına, spor ve oyun sahalarına zarar vermemeliyiz. Buraları güzelce kullanmalı, temiz tutmalıyız.
- İnsanlarla iyi geçinmeliyiz. Birbirimizle konuşarak anlaşmalıyız. Bağırarak, kötü sözler söyleyerek, kavga ve gürültü ile hiç bir şeyi halledemeyiz. Bu gibi şiddet hareketleri bize sadece zarar verir, bunu untumamalıyız.
- Başkasının bize kötü davranması nasıl bizi rahatsız ediyorsa, bizim kötü davranışlarımız da başkasını rahatsız eder. İyi davranalım ki bize de iyi davransınlar. Kullandığımız araç ve gereçleri temiz ve tertipli kullanalım ki bunları bir daha kullanacağımız zaman temiz ve tertipli bulalım.
Peygamber Efendimizden Bazı Öğütler (Hadis-i Şerifler):
- “Sizden biriniz kendisi için sevip istediğini kardeşi için de sevip istemedikçe olgun bir Mü’min olamaz ”
- “Müslüman, elinden ve dilinden diğer müslümanların (ve bütün insanların) zarar görmediği kimsedir.”
- “(Kullandığın bir şeyi) Nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak.”
- “Yerdekilere merhametli olun ki, göktekiler de size merhamet etsin.”