Skip to content

Konularla Kırk Hadis – 5

ZİKİR KONUSU

1) En hayırlı olan ve derecenizi en ziyâde artıran, melikinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi? Evet, ey Allah’ın Resûlü dediler. “Allah’ın zikridir.” buyurdu.

Tirmizi, Da’avât, 6, (3374); Muvatta, Kur’ân, 24.

2) Allâhu Teâlâ hazretleri şöyle seslenir: “Beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseyi ateşten çıkarın.                                        

 Tirmizi, Cehennem, 9, (2597).

3) Akşamdan (abdestli olarak) temizlik üzere zikrederek uyuyan ve geceleyin de uyanıp Allah’tan dünya ve ahiret için hayır talebeden hiç kimse yoktur ki Allah ona dilediğini vermesin.                                                                  

Ebu Davud, Edeb, 105, (5042).

4) Allah’ı zikreden bir cemaatle sabah namazı vaktinden güneş doğuncaya kadar oturmam, bana İsmail’in oğullarından dört tanesini âzad etmemden daha sevimli gelir. Allah’ı zikreden bir cemaatle ikindi namazı vaktinden güneş batıncaya kadar oturmam dört kişi âzad etmemden daha sevimli gelir.                                     

Ebu Davud, İlim, 13, (3667).

5) Kim bir yerde oturur ve orada Allah’ı zikretmez (ve hiç zikretmeden kalkar) ise Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yerde yatar, orada Allah’ı zikretmezse, ona Allah’tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allah’ı zikretmezse, Allah’tan ona bir noksanlık vardır.  

  Ebu Davud, Edeb, 31, (4856), 107, (5059); Tirmizi, Da’avât, 8, (3377).

6) Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse, mutlaka melekler etrafını sarar, Allah’ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekîne iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek) lere anar.

Müslim, Zikr, 39, (2700); Tirmizi, Da’avât, 7, (3375).

7) İçerisinde Allah’ın zikredildiği evin misâli ile içerisinde Allah’ın zikredilmediği evin misâli, diri ile ölünün misâli gibidir.           

Buhari, Da’avât, 66; Müslim, Salâtü’l-Misâfirîn, 211, (779).

8) Allâhu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki: “Kulum hakkımda nasıl bir zan yürütüyorsa ben öyleyimdir. O, beni zikredince ben onunla beraberim. O, beni içinden geçirirse ben de onu içimden geçiririm. O beni bir cemaat içeresinde zikrederse, anarsa, ben de onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaat içerisinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona,  koşarak giderim.                 

Buhari, Tevhid, 50; Müslim, Zikr, 2, (2675); Tirmizi, Da’avât, 142, (3598).

9) Kim yatağına temiz (abdestli) olarak girer ve uyku bastırıncaya kadar Allah’ı zikrederse gecenin herhangi bir saatinde uyanıp ta Allah’tan dünya ve âhiret hayırlarından bir şey isterse Allah Teâlâ (c.c.), istediğini mutlaka ona verir.

Tirmizi, Da’avât, 100, (3525).

10) Kul, kendini Allah’ın azabından kurtarmada zikrullah’tan daha tesirli bir ameli işlememiştir.          

Tirmizi, Da’avât, 6, (3374); İbnu Mace, Edeb, 53, (3790); Muvatta, Kur’ân.

TEVBE KONUSU

11) Ey insanlar! Rabbinize tevbe edin. Allah’a yemin olsun, ben Rabbim Tebâreke ve Teâlâ hazretlerine günde yüz defa tevbe ederim.                                    

  Müslim, Zikr, 42, (2702).

12) Allah’a kasem olsun, ben günde Allah’a yetmiş kere istiğfâr ediyor, tevbede bulunuyorum.                                     

Buhari, Da’avât, 3; Tirmizi, Tefsir, Muhammed, (3255).

13) İki kelime vardır, bunlar dile hafif, terazide ağır, Rahman’a da sevgilidirler: Sübhânallahi ve bi-hamdihî, Subhânallâhi’l-azîm.     

Buhari, Da’avât, 65; Müslim, Zikr, 31, (2694); Tirmizi.

SALÂT U SELÂM KONUSU

14) Kim bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve on gunahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir.                                              

Nesei, Sehv, 55, (3, 50).

15) Kıyâmet günü bana insanların en yakını, bana en çok salavât okuyandır.

Tirmizi, Salât, 357, (484).

16) Yeryüzünde Allah’ın seyyâh melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (anında) bana tebliğ ederler.                                                                           

Nesei, Sehv, 16, (3, 43).

BORÇ VE ÖDEME ÂDÂBI

17) Allâhu Teâlâ nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan büyük günahlardan sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu halde ölmesidir.

                  Ebu Davud, Büyû’, 9, (3342).

18) Kim, ödemek üzere insanların malını (borç olarak) alır ise, Allah (c.c.) (onun borcunu) ona bedel edâ eder. Kim de telef etmek (geri ödememe) niyetiyle halkın malını alırsa Allah onu telef eder. 

                                      Buhari, İstikrâz, 2.

19) Zengin olan kişinin borcunu savsaklaması, zamanını geciktirmesi, haysiyetinin ihlâl edilmesini ve cezalandırılmasını helâl kılar. 

Buhari, İstikrâz, 13.; Ebu Davud, Akdiye, 29, (3628).; Nesei; Ibnu Mace.

20) Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: “Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah’ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız.” derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.

Buhari, Büyû’, 18.; Müslim, Müsâkât, 31, (1562).; Nesei.

KESİM ÂDÂBI

21) Allah Teâlâ hazretleri, her şeyde iyiliği emretmiştir. Öyleyse öldürdüğünüz zaman öldürmeyi iyi yapın. Kesecek olursanız kesmeyi iyi yapın. Bıçağın ağzını bileyin, hayvana (zahmet vermeyin) rahat ettirin.                                      

Müslim, Sayd, 57, (1955); Ebu Davud, Edâhî, 12, (2815); Tirmizi.

22) Resûlullah (s.a.s.) şeytan kurbanından (şerita) menetti. “Şerita” boğazından sadece deri kısmının kesilip, boyun damarı kesilmeden ölmeye terkedilen (kurbanlık) hayvandır.

Ebu Davud, Edâhî, 17, (2826).

DÜNYANIN ZEMMİ

23) Dünya tatlı ve hoştur. Allah sizi ona vâris kılacak ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır. Öyleyse dünyadan sakının, kadından da sakının. Zira İsrail oğullarının ilk fitnesi kadın yüzünden çıkmıştır.       

Müslim, Zikr, 99, (2742); Tirmizi, Fiten, 26, (2192); İbnu Mace.

24) Dünya mel’undur, içindekiler de mel’undur, Ancak zikrullah ve zikrullâh’a yardımcı olanlarla, âlim veya müteallim (öğrenen) hâriç. (Başka rivayetlerde bunlara ilaveten; emr-i ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker ile Allah rızası için yapılanların da hâriç olduğu bildirilmiştir).    

Tirmizi, Zühd, 14, (2323); İbnu Mace, Zühd, 3, (4112).

25) Dünya mü’mine hapishane, kâfire cennettir.          

Müslim, Zühd, 1, (2956); Tirmizi, Zühd, 16, 2325).

26) Eğer dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bir değeri olsaydı, tek bir kâfire ondan bir yudum su içirmezdi. 

Tirmizi, Zühd, 13, (2321); İbnu Mace, Zühd, 11, (2410).

27) Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.                                                           

Tirmizi, Tıbb, 1, (2037).

MERHAMET KONUSU

28) Allah (c.c.), merhametli olanlara rahmetle muâmele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size merhamet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahman’dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar. Kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır.         

   Tirmizi, Birr, 16, (1925); Ebu Davud, Edeb, 66, (4914).

29) Hz. Allah (c.c.), insanlara merhamet etmeyene merhamet etmez.

Buhari, Edeb, 27; Müslim, Fedâil, 66, (2319); Tirmizi.

30) Merhamet ancak şakî olanın (ebedî hüsrana uğrayanın) kalbinden çıkarılır.

Tirmizi, Birr, 16, (1924); Ebu Davud, Edeb, 66, (4942).

ALLÂH (C.C.)’IN RAHMETİ

31) Allah (c.c.) mahlûkâtın olmasına hükmettiği zaman (bir rivayette mahlûkâtı yarattığı zaman) yanında bulunan Arş’ın gerisindeki bir kitaba şunu yazdı: “Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır. (Bir rivayette, “Rahmetim gazabımı geçti”) şekline vârid olmuştur.

Buhari, Bed’ül-Halk, 1.; Müslim, Tevbe, 14, (2751); Tirmizi.

32) Allah (c.c.), arz ve semayı yarattığı gün, yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet göklerle yer arasını dolduracak kadardır. Ondan yeryüzüne tek bir rahmet indirmiştir.Vahşî hayvanlar ve kuşlarbirbirlerine bununla merhamet ederler. Kıyâmet günü geldiği vakit Allah, rahmetine bunu da ilave ederek (tekrar yüze) tamamlayacaktır.                                                                                   (Müslim, Tevbe, 21, (2753)

33) Huzuruna getirilen esirler arasında bir oraya bir buraya koşup, bulduğu cocuğu bağrına basan ve emziren bir kadın dikkatleri çekince Resûllüllah (s.a.s.); “Ne dersiniz, bu kadın çocuğunu ateşe atar mı? Dedi. Orada bulunanlar: Hayır, deyince söyle buyurdular: “(Bilin ki), Allah’ın kullarına olan merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden ve şefkatinden daha fazladır.

                                      Buhari, Edeb, 18.; Müslim, Tevbe, 22, (2754).

HAYVANLARA MERHAMET

34) Fahişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü. Köpek susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini (ayakkabısını) çıkararak onunla kuyudan su çekip köpeği suladı. Bu sebeple kadın mağfiret olundu. (Cennetlik oldu).              

Müslim, Tevbe, 155, (2245).

35) Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti, kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.   

Buhari, Bed’ül-Halk, 17.; Müslim, Birr, 151, (2245).

36) Hayvanlarınızın sırtlarını minberler yerine koymayın. Şurası muhakkak ki tek başınıza güçlükle gidebileceğiniz bir yere sizi götürmeleri için Allah onları sizlere musahhar (hizmetçi) kıldı. Arzı da sizin durma yeriniz kıldı. Öyleyse ihtiyaçlarınızı (duran hayvanın üzerinde değil) arz (yer) üzerinde görün.

                   Ebu Davud, Cihad, 61, (2567).

37) Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın yuvasının yakılmasını emretti ve yakıldı. Allâhu Teâlâ (c.c.) Hz.’leri ona şöyle vahyetti: “Seni bir karınca ısırmışken, sen tesbih eden bir ümmeti yaktın.”

Buhari, Bed’ü’l-Halk, 14.’Müslim, Selâm, 148, (2241); Ebu Davud; Nesei.

RIFK (YUMUŞAK HUYLULUK)

38) Rıfk (yumuşaklık, tatlılık) bir şeye girdi mi onu mutlaka tezyîn eder, süsler. Bir şeyden de çıkarıldı mı onu mutlaka kusurlu kılar.                  

   Müslim, Birr, 78, (2594); Ebu Davud, Edeb, 11, (4808).

39) Bir kimse yumuşak davranmaktan mahrum ise hayrın tamamından mahrumdur.

Müslim, Birr, 75, (2592).

40) Resûlullah (s.a.s.) herhangi bir işi için bir adam gönderse ona şu tembihte bulunurdu: “Sevindirin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın”.

Ebu Davud, Edeb, 20, (1835); Müslim, Cihad, 6, (1737).

Derleyen / Hazırlayan: Hasan Kuş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *