Skip to content

Konularla Kırk Hadis – 3

KURÂN’IN FAZÎLETİNE DÂİR

1) Sizin en hayırlınız Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenen ve öğreteninizdir.

Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 21 ; Tirmizi, Ebu Davud, İbnu Mace.

2) Hafızasında Kur’ân’dan hiçbir ezber bulunmayan kişi harabolmuş bir ev gibidir.

Tirmizi, Sevâbü’l-Kur’ân, 18, (2914).

3) Kur’ân-ı Kerîm’den tek harf okuyana bile bir sevap vardır. Her hasene on misliyle (kayda geçer). Elif-lâm-mim bir harftir demiyorum. Aksine elif bir harf, lâm bir harf ve mim de bir harftir.                                                                 

Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’ân, 16, ( 2912).

4) Hz. Peygamber (s.a.s.) buyurdular ki: “ Aziz ve Celîl olan Allah (c.c.) diyor ki: “ Kim, Kur’ân-ı Kerîm’i okuma meşguliyeti sebebiyle benden (bir şey) istemekten geri kalırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden fazlasını veririm.       

Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’an, 25, (2927).

5) Kim Kur’ân-ı okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü başına bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, güneş dünyadaki herhangi bir evde bulunduğu takdirde onun verecegi ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’an’la bizzat amel edenin ışığı nasıl olacak, düşünebiliyor musunuz?

Ebu Davud, Salât, 349, (1453).

6) Kim Kur’ân-ı okur, ezberler, helâl kıldığıi şeyi helâl kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse Allah (c.c.), o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem vacip olmuş bulunan ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır.            

 Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’ân, 13,(2907). 

7) Ümmetime verilen ücretler (mükâfatlar) bana arz edildi. Bunlar arasında bir kimsenin mescidden kaldırıp attığı bir çöp için verilmiş olanı da vardı. Kezâ ümmetimin işlediği günahlar da bana arz edildi. Bunlar arasında, bir kimsenin lütf-u İlâhi olarak öğrenip te sonradan unuttuğu bir sûre veya ayet sebebiyle kazandığından daha büyüğünü görmedim.                 

Ebu Davud, Salât, 16, (461) ; Tirmizi.

8) Kur’ân-ı Kerim’i sesinizle (okuyuşunuzla) güzelleştirin.

Ebu Davud, Salât, 355, ( 1468); Nesei, İbnu Mace.

TEŞEKKÜR KONUSU

9) Halka teşekkürde bulunmayan Allah’a da şükretmez. 

Tirmizi, Birr, 35, (1955); Ebu Davud.

10) Kim bir ikrâma mazhar olursa, bulduğu takdirde karşılığını hemen versin, bulamazsa verene senâda bulunsun. Zira onu övmekle, teşekkürünü yerine getirmiş olur. Ketmeden (karşılığını vermeyen) nankörlük etmiş olur.

( Tirmizi’de şu ziyade vardır: …Kim de kendisine verilmeyenle süslenirse (verilmeden, verildi derse) iki yalan elbisesi giyen gibi olur.)                

Tirmizi, Birr, 86, ( 2035); Ebu Davud.

TEVBE KONUSU

11) İnsanoğlunun herbiri hatâkârdır. (hata işlemiştir). Ancak hatâkârların en hayırlısı tevbekâr olanlarıdır.                                                  

Tirmizi, Kıyâmet, 50, (2501); İbnu Mace.

12) Mağrib cihetinde bir kapı vardır. Bu kapının genişliği – veya bunun genişliği binekli bir kimsenin yürüyüşüyle – kırk veya yetmiş senedir. Allah (c.c.) o kapıyı arz ve semaları yarattığı gün yarattı. İşte bu kapı, güneş batıdan doğuncaya kadar tevbe için açıktır.                      

Tirmizi, Da’avât, 102, (3529).

13) Son nefesini vermedikçe Allah (c.c.), kulun tevbesini kabul eder.

Tirmizi, Da’avât, 103,  (3531), Ibnu Mace.

14) Aziz ve Celil olan Allah ( c.c.), gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini (ihsan ve fazlını) açar. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek icin de gündüzleyin elini açar, bu hâl, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir.                                                                                           

Müslim, Tevbe, 32, (2760).

RÜYÂ KONUSU

15) Mü’minin rüyâsı, nübüvvetin kırk cüzünden bir cüzdür. Bir rüyâ, anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağına (takılı vaziyette) durur. Anlatılacak olursa hemen düşer.

Tirmizi, Rüyâ, 6, (2279-80); Ebu Davud.

16) En sadık rüyâ seher vakitlerinde görülen rüyâdır.                     

Tirmizi, Rüyâ, 3, (2275).

17) Rüyâ Allah’tandır. Hulm (sıkıntılı rüyâ) şeytandandır. Öyle ise, sizden biri, hoşuna gitmeyen kötü bir rüyâ (hulm) görecek olursa sol tarafına tükürsün ve ondan Allah (c.c.)’a istiâze etsin (sığınsın). (Böyle yaparsa şeytan) kendisine asla zarar vermeyecektir.

Buhari, Ta’bir, 3-4 ; Müslim, Muvatta, Tirmizi, Ebu Davud.

18) Beni (s.a.s.) rüyâda gören, gerçekten beni görmüştür, çünkü şeytan benim sûretime giremez.                                                         

Buhari, Ta’bir, 2-10.; Müslim, Muvatta.

ÖLÜMÜ TEMENNİ ETMEMEK

19) Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle desin: “Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al”.       

Buhari, Merda, 19.; Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesei.

20) Kays İbnu Ebî Kâzım (r.a.) anlatıyor: “Habbab İbnu Eret (r.a.)’ın yanına girmiştim. Karnından yedi yeri dağlatmıştı. Bana: “Eğer Resûlüllah (s.a.s.) ölümü taleb etmekten bizi men etmeseydi mutlaka onu taleb ederdim” dedi.              

Buhari, Merdâ, 19 ; Müslim, Nesei.

CİHAD KONUSU

21) Her ölenin ameline son verilir, ancak Allah yolunda ölen murâbıt (mücâhid) müstesna. Çünkü onun ameli kıyâmet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz.

Tirmizi, Fedâilü’l-Cihâd, 2, (1621); Ebu Davud.

22) Gerçek mücahid, nefsiyle cihad edendir.                  

Tirmizi, Fadâilü’l-Cihâd, 2 (1621).

23) Kim, Allah yolunda, ila’yi kelimetullah (Allah kelimesini yüceltmek) için, devenin iki sağımı arasında gecen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacip olur.

Tirmizi, Fadâilü’l-Cihâd, 2 (1657); Ebu Davud, Nesei, İbnu Mace.

24) Allah (c.c.) korkusuyla gözyaşı döken kimse, sağılan süt memeye geri dönmedikçe ateşe girmez. Bir kul üzerinde, Allah yolunda yapışan tozla (savaş meydanında), cehennemin dumanı bir ayara gelmez.                     

Tirmizi, Fadâilü’l-Cihâd, 8 (1633); Nesei.

25) Cihada denk bir amel olup olmadığı sorulunca (üç defa) Allah Resûlü (s.a.s.): “(Başka bir amelle) ona güç getiremezsiniz.” dedi ve ilâve etti: “Allah yolundaki mücahidin misâli (gündüzleri ve geceleri hiç ara vermeden) oruç tutup, namaz kılan, Allah (c.c.)’ın ayetlerine de itaatkâr olan ve mücahid, cihaddan dönünceye kadar namaz ve oruçtan hiç gevşemeyen kişi gibidir.                                             

Buhari,Cihad,2.; Müslim, Tirmizi, Nesei, Muvatta.

26) Kim Allah yolunda bir askerin teçhizâtını temin ederse bizzat gazâ yapmış olur. Kim gazâya çıkan bir askerin geride kalan ailesine hayırlı himâyede bulunursa bizzat gazâ yapmış olur.                                  

Buhari, Cihad, 38 ; Muslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei.

27) Artik bu fetihten (Mekke’nin fethinden) sonra hicret yoktur. Fakat cihad ve niyyet vardır. Öyleyse askere çağırıldığınız zaman hemen silah altına koşun.

(Buhari, Cihad, 1, 27 ; Muslim, Tirmizi, Nesei, Ebu Davud.) //

Ey insanlar düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin, Allah (c.c.)’tan afiyet isteyin. Ancak düşmanla karşılaşacak olursanız sabredin, bilin ki cennet kılıçların gölgesi altındadır.

Buhari, Cihad, 156; Müslim, Ebu Davud.

28) Bir gün Resûlüllah (s.a.s.)’a, yiğitlik olsun diye veya kavmi, eşi, dostu için veya gösteriş için mücadele eden, savaşanlardan hangisinin Allah yolunda olduğu sorulunca Resûlüllah (s.a.s.): “Kim, Allah (c.c.)’ ın kelâmı yücelsin diye (İ’la-yi Kelimetullah için) savaşırsa, o Allah yolunda” dedi.              

Buhari, Cihad, 15 ; Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesei, İbnu Mace.

29) Resulullah (s.a.s.), bir gazâ sırasında öldürülmüş bir kadın bulununca kadınları ve çocukları öldürmeyi yasakladı. (Bil-fiil savaşa katılmayan din adamlarının, yaşlıların, hastaların da öldürülmesi yasaklanmıştır.)             

Buhari, Cihad, 147-148; Müslim, Muvatta, Tirmizi, Ebu Davud, İbnu Mace.

30) Resûlüllah (s.a.s.) nuhva’yı (ganimet malını taksimden önce, arsızlıkla almak) ve müsle’yi (ölenin kulak ve burnunu koparmak, gözünü oymak, karnını deşmek, ciğerini sökmek gibi kötü muamelede bulunmayı) yasakladı.

                                         Buhari, Mezâlim, 30.

ŞEHÂDET KONUSU

31) Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzünde dönüp on defa şehid olmayı temenni eder.                         

Buhari, Cihad, 5, 21.; Müslim, Tirmizi, Nesei.

32) Allah (c.c.) yolunda öldürülmem; bana, bütün evlerde ve çadırlarda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir.                                                       

Nesei, Cihad, 30, (6,33).

33) Şehidin – kul borcu hariç – bütün günahları affedilir.                         

Müslim, İmaret, 118.

34) Bir adam gelip: Ey Allah’ın Resûlü (s.a.s.), niye şehid dışında kalan mü’minler kabirde imtihan edilirler? Diye sorunca Resûlüllah (s.a.s.) şöyle cevap verdi:  “şehidin ölüm anında başının üstünde kılıç parıltısını hissetmesi imtihan olarak ona kâfidir.”         

 Nesei, Cenâiz, 112.

35) Şehidin ölüm (darbesin) den duyduğu acı ve ızdırap, sizden birinin çimdikten duyduğu acı ve ızdırap kadardır.                                                 

Tirmizi, Fadâilü’l-Cihâd, 26, (1668).

36) Kim sıdk ile Alah (c.c.)’tan şehid olmayı taleb edip isterse, yatağında ölmüş bile olsa, Allah (c.c.) onu şehidlerin derecesine ulaştırır.

Müslim, Cihad, 156-157, (1908-09); Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbnu Mace.

37) Kim malını müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim kanını (canını) müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim ailesini müdafaa sırasında öldürülürse o da şehiddir.

Tirmizi, Diyât, 22, (1418, 1421); Ebu Davud, Nesei, İbnu Mace.

CEDEL VE MÜNAKAŞA KONUSU

38) Kim haksız olduğu münakaşayi terkederse kendisine cennetin kenarında bir ev kurulur.  Haklı olduğu bir münakaşayı terkedene de cennetin ortasında bir ev kurulur. Kim de ahlâkını güzelleştirirse ona da cennetin en yüksek yerinde bir ev kurulur.

Tirmizi, Birr, 58, (1994); Ebu Davud, İbnu Mace, Nesei.

39) Kur’ân hakkında (Allah kelâm olup – olmadığı, insanlarca anlaşılması mümkün olmayan muteşâbih ayetler üzerinde ….vb. konularda) münakaşa küfürdür.

          Ebu Davud, Sünnet, 5, (4603).

40) Allah (c.c.)’ın en ziyâde buğzettiği kişi (adam), şiddetli düşmanlık yapan hasımdır.

Buhari, Ahkam, 34 ; Müslim, Tirmizi, Nesei.

Derleyen / Hazırlayan: Hasan Kuş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *